24 Ekim 1996 Perşembe

Çeltik hasadı

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 2. Yasama yılı 12. Birleşimi (24 Ekim 1996)

MUSTAFA İLİMEN (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çeltik hasadının devam ettiği şu günlerde, üreticinin karşılaştığı probemlerle ilgili gündemdışı söz almış bulunuyorum; sizleri saygıyla selamlarım.

Tarımsal yapımız, içerisinde, bugünkü haliyle, ülke nüfusunun yarısına yakın bir bölümü, önemli ekonomik ve sosyal sorunlarla yaşamaktadır. Sektörün ekonomik gelişimi, son on yılda durduğu gibi, birçok alanda temel sorunlarımıza kaynak teşkil etmekte, ekonomik gelişmemizi olumsuz etkilemeye devam etmektedir.

Terörün artmasıyla başlayan içgöçün yarattığı sorunlar, aslında, tarım politikalarının ve stratejilerinin doğru tespit edilerek, uygulanmamasından kaynaklanmıştır. Sektör, yılda, ortalama 2 milyon kişiye yakın bir nüfusu kırsal alandan kentlere aktarmaktadır. Tarımsal kesimdeki gelir düşüklüğü ve dengesizliği, çok önemli boyutlara ulaşarak sosyal yapımızı bozan bir karakter taşımaktadır.

Cumhuriyetimizin kuruluşundan günümüze kadar geçen yetmişüç yıl içerisinde sarf edilen bütün çabalara rağmen, hayvancılığımız yok olmaya başlamış, bitkisel üretimde ise, kendimize yeterliliğimiz bitmiş, tütün, çay ve fındıkta ise fazla ekimden dolayı sökmek, azaltma yapmak zorunda kalmışız.

İşte, bu açıklamalardan sonra, ülkemiz çeltik üreticisinin bugünkü durumunu kısaca açıklamak isterim. Neden çeltik; çünkü, son on yıldır uygulanan yanlış tarım politikaları, bu ürünün çıktısı olan pirinçte ülkemizi tamamen dışa bağımlı hale getirmiştir. Olaylar, hep, günlük ve kısa vadeli olarak düşünülmüştür. Örneğin, geçen yıl, seçim takviminin başlamasıyla birlikte, yıllardır çeltiği nazlı alan Toprak Mahsulleri Ofisi, büyük miktarda çeltik alımına gitmiştir. Buna, üretici de, bir noktada sevinmiş ve en azından, piyasa fiyatının düşmesi önlenmiştir.

Ülkemizde yıllık 400 bin ton civarında pirinç tüketilmekte olup, bunun çeltik olarak karşılığı 700 bin tondur. Bugün, sadece Edirne İlinde yaklaşık 300 bin dekar çeltik ekimi yapılmakta ve beklenen üretim 150-180 bin ton civarındadır; ülke üretiminin yaklaşık yüzde 40'ı.

Çeltiğin girdileri büyük miktarda ithal girdilerdir. Şu anda, kilogram maliyeti 33-35 bin lira arasındadır. Ayrıca, tarım sulamasında kullanılan elektrik fiyatlarının 1996 yılı başından itibaren büyük bir artış göstermesi, maliyet artışının en önemli nedenidir; bunun mutlaka düşürülmesi gerekmektedir.

Çeltikte, Hükümetin verdiği 44, 46 ve 48 bin liralık fiyat, üretici tarafından tepkiyle karşılanmasına rağmen, geçen yıl büyük bir süratle ürün alımı yapan Toprak Mahsulleri Ofisinin, bu yıl, maalesef, ince eleyip sık dokuması, ürün fiyatının 35 bin liraya kadar düşmesine neden olmuştur. Ayrıca, Edirne baldosu, uzun taneli çeltik olmasına rağmen, 43 bin lira başfiyattan işlem görmektedir. Bunun, derhal düzeltilmesi gerekir. Bunun yanı sıra, Ofis tarafından ödeme yapılmamaktadır. Tabiî ki, serbest ekonomiden yana olan tüccar ve sanayicimiz de, haklı olarak, bu düşük fiyattan çeltik alımı yapmaktadır.

Peki, üretici bunu hak etti mi? Pirincin marketteki fiyatı 100-130 bin lira arasında seyrederken, çeltiği 35 bin liradan satan üretici mi kazanacak; yoksa, pirinci 100-130 bin liradan yiyen tüketici mi? Hayır; ikisi de değil; malı depo yapan tüccar, ucuza kapatan sanayici ve sonuçta, üretim yetersiz kaldığı için ithalatı yapan ithalatçı kazanacak; çünkü, çeltik üretimi, 300-350 bin ton; İhtiyaç ise, 600-700 bin ton; sonuç, üretimin bir katı kadar ithalat...

Konuşmanın tamamı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 2. Yasama yılı 12. Birleşimi (24 Ekim 1996) tutanakları içerisinde bulunabilir.

Blog Arşivi