23 Temmuz 1997 Çarşamba

Antalya'da yangın

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 2. Yasama yılı 125. Birleşimi (23 Temmuz 1997)

YUSUF ÖZTOP (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; iki gün önce Antalya'da meydana gelen, hepimizi üzen ve can kaybıyla sonuçlanan yangınla ilgili düşüncelerimi, dileklerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, yıllardan beri, ülkemizin çeşitli yerlerinde, ne yazık ki, yaygın biçimde, yangınlarla karşılaşıyoruz. Son olarak, 21 Temmuz günü Antalya'da büyük bir yangınla karşı karşıya kaldık.

Yangının özelliği şu: Yangın, üç ayrı noktadan aynı zamanda çıkıyor -bunu, hepimizi ciddiyetle düşündürmesi gereken ciddî bir olay olarak görüyorum- birinci nokta, Düzlerçamı Kayraklı Kulesi dibinden; hemen o yangını takiben -yine, bir başka bölgede- Aşağı Karaman civarındaki Köyümüzde; hemen kısa bir süre sonra da, Duraliler Köyü civarındaki bir noktadan başlıyor. Üç noktadaki yangın birleştiği zaman, korkunç bir yangın ortaya çıktı; Antalya, gerçekten çok zor anlar yaşadı.

Bu alanın kızılçam ağaçlarıyla kaplı olması nedeniyle ve saatte 80-90 kilometre hızla esen rüzgârın da etkisiyle, yangın, tüm çabalara rağmen, önlenemedi ve bu yangın sonucunda 700 hektar alan, ne yazık ki, kül oldu.

Bu bölgenin bir özelliği var. Bu bölge, Antalya'nın akciğeri konumundadır. Antalya, bu yangında yalnız orman yapısını kaybetmedi; bir ölçüde, Antalya'nın kalbi de yanmış oldu.

Üzüntüyle ifade edeyim ki, iki orman görevlisini de bu yangında kaybettik; büyük üzüntü duyuyoruz, büyük acı duyuyoruz. Orman Mühendisi Osman Çolpak ileTraktör Operatörü Mehmet Özcan'ı kaybettik. Kendileri görev şehidi oldular. Kendilerine Tanrı'dan rahmet diliyorum, yakınlarına, orman teşkilatına da başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu yangından Antalya'nın Aşağı Karaman Köyü, Nebiler Köyü, Doyran Köyü ve Duraliler Köyü büyük ölçüde zarar görmüştür; kimi vatandaşlarımız hayvanlarını kaybettiler, kimi vatandaşlarımız bahçelerini kaybettiler, kimi vatandaşlarımız seralarını kaybettiler, kimi vatandaşlarımız da evlerini kaybettiler; onlar, şu anda perişan durumdadırlar; takriben 300 dekar bahçenin yandığı da söylenmektedir.

Bu bakımdan, bizim, Hükümetimizden özel bir talebimiz, özel bir istirhamımız var. Öncelikle -bugün, memnuniyetle öğrendim ki hasar tespitine başlanmış- zaman kaybedilmeden hasar tespiti yapılmalı, zarar gören köylülerimizin, vatandaşlarımızın zararları karşılanmalıdır diye düşünüyorum.

Bir başka talebimiz, kredi borcu olan çiftçilerimizin kredi borçlarının ertelenmesi ve yeni kredi olanaklarının yaratılmasıdır; bunu özellikle bekliyoruz. Bu köylülerimiz arasında serası yananlar da var; özellikle, serada, ekim dikim işi ağustos ayı başında başlamaktadır. Şu anda, üreticinin de elinde ciddî miktarda parası, ciddî kaynağı yoktur; bir an önce, bu devlet yardımının, kredisinin sağlanarak, üretimin yeniden yapılabilir duruma getirilmesini Hükümetimizden bekliyoruz.

Yine, bu alan, biraz önce ifade ettiğim gibi, Antalya'nın akciğeri konumundadır. Hiç zaman kaybedilmeden, bu bölgenin yeniden ağaçlandırılması için gerekli çabanın, gayretin gösterilmesini de Hükümetten bekliyoruz.

Konuşmanın tamamı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 2. Yasama yılı 125. Birleşimi (23 Temmuz 1997) tutanakları içerisinde bulunabilir.

Blog Arşivi