26 Mayıs 1998 Salı

Sel afetleri

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 3. Yasama yılı 93. Birleşimi (26 Mayıs 1998)

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI YAŞAR TOPÇU (Sinop) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; 15 Mayıs 1998 gününden bu yana, memleketimizin 12 ayrı ilinde meydana gelen ve 21 Mayısta kuzeybatı Karadenizde doruk noktasına çıkan, can ve mal kaybına sebebiyet veren, büyük sel afetleri konusunda söz almış bulunan Bolu Milletvekili Sayın Mustafa Karslıoğlu, Edirne Milletvekili Sayın Ümran Akkan ve Sakarya Milletvekili Sayın Cevat Ayhan'ın gündemdışı konuşmalarına -aynı mahiyette ve aynı konuyla ilgili olduğu için- toptan cevap vermek istedim. Cevap için konmuş olan süreyi, teferruatlı bilgi vermekten dolayı, belki, bir iki dakika aşmam söz konusu olursa, üçüne birden cevap verdiğimi dikkate alarak, değerli Başkanımızın müsamahasına sığınıyorum.

Önce, bu sel afetine maruz kalmış olan Sakarya, Bolu, Zonguldak, Bartın, Karabük, Kastamonu, Sinop, Bilecik, Aydın, Hatay, Edirne ve Samsun İllerindeki vatandaşlarımıza, Hükümet adına, geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. 19 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir; hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum. Yaralananlar olmuştur; onlara acil şifa diliyorum. 12 vatandaşımız da -en son rakam budur- kayıp durumdadır; bu vatandaşlarımızın da, inşallah, kısa zamanda, sağlık haberlerini almayı diliyorum. Şöyle arz edeyim: Hatay'da 7 ölü, bir kayıp; Bolu'da 5 ölü, 1 kayıp; Bartın'da 4 ölü; Karabük'te 5 kayıp; Zonguldak'ta 2 ölü, 5 kayıp; Sakarya'da 1 ölü. Can kaybı bilançosu budur.

Değerli milletvekilleri, sel felaketi -Sayın Ayhan'ın söylediği gibi- memleketimizde, dünyanın her yerinde meydana gelen, yangın gibi, deprem gibi felaketlerdendir; Allah beterinden saklasın. Bugüne kadar da, hükümetlerimiz, bu felaketler konusunda, daima, vatandaşın yanında olmuştur, gereğini yerine getirmiştir. İlk defa sel felaketiyle karşı karşıya kalıyor değiliz. Yalnız, bugünkü sel felaketinin diğerlerinden olağanüstü bir tarafı vardır; o da, Batı Karadenizde, yani, Bolu, Zonguldak, Bartın ve Karabük İllerinde meydana gelen sel felaketinin, yapılan incelemede, son yüzyılda örneği yoktur. Meteoroloji uzmanlarının, bu işi bilenlerin bize verdiği bilgiye göre, belki, muhtemeldir ki, bin yıllık periyot içerisinde karşılığı vardır.

Görmeyen arkadaşlarımız için, size, şöyle tarif edeyim: Filyos ırmağının kolları olan Devrek ve Yenice Çayları ve Filyos Irmağı yatağının dışında 300-400-500 metre yer yer bir tarafta, 300-400-500 metre yer yer diğer tarafta olmak üzere ve takriben, yer yer 8 ilâ 10 metre yükseklikte akmıştır. Bu denli büyük bir sel felaketini hiç kimsenin tasavvur etmesi, düşünmesi söz konusu değildir. O bakımdan, konuyu getirip altyapıya, altyapı kusurlarına bağlamak, kanaatimce yanlıştır. Dere yataklarına, çayların kenarlarına yapılan tesisler ister kamu tesisi olsun, ister vatandaşlarımızın olsun, elbetteki bunlar yanlıştır, bunlara müsaade edilmemesi lazımdır; ama, Türkiye bunların önüne geçememektedir, bunlardan dolayı da çok zarar görmektedir. Devrek İlçesinde, Devrek Çayından 500 metre içeride, çarşıdaki bakkalın, Devrek Çayının, o kadar yeri geçip dükkanını basacağı aklına gelmezdi, bunu kimse düşünemezdi, kimsenin böyle bir şeyi tasavvur etmesi mümkün değil; çünkü, şimdiye kadar, bunlar zaman zaman taşkın gösterdiği için, nereye kadar taştığı aşağı yukarı biliniyor Devlet tarafından. Bu, bilinenin dışına çıkmış, tam anlamıyla bir felakettir; bu, kelimenin bütün anlamıyla bir felakettir.

Konuşmanın tamamı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 3. Yasama yılı 93. Birleşimi (26 Mayıs 1998) tutanakları içerisinde bulunabilir.

Blog Arşivi