20 Temmuz 1998 Pazartesi

Arazinin bedelsiz olarak Ford-Koç'a devri

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 3. Yasama yılı 124. Birleşimi (20 Temmuz 1998)

CHP GRUBU ADINA BEKİR YURDAGÜL (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kocaeli Milletvekili Osman Pepe ve arkadaşlarının verdiği, İzmit'te SEKA'ya ait fidanlık bir arazinin bedelsiz olarak Ford-Koç ortaklığına devriyle ilgili gensoru görüşmelerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; şahsım ve Grubum adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, az önceki sözcü arkadaşımızın da belirttiği gibi, Danıştay, 9 Temmuz 1998 tarihinde verdiği kararı, Hükümetin savunmasını, Başbakanlığın yazılı savunmasını aldıktan sonra kaldırdı; ama, hepinizin bildiği gibi, bu karar nihaî bir karar değil; nihaî karar, elbette ki, daha sonra, Yüce Danıştay tarafından verilecek ve açıklanacak.

Değerli arkadaşlar, tabiî, Danıştaya yaptığımız başvuru- 9 Temmuz 1998 tarihinde sonuçlandığını öğrenmemize rağmen- imzaların tamamlanmaması nedeniyle, bize, ancak 14 Temmuz 1998 tarihinde tebliğ edildi. Aynı gün, Hükümete savunma için yazı yazıldı ve Hükümetten, çok kısa sürede, jet hızıyla, Danıştayımıza savunma gitti ve aynı gün, (17 Temmuz 1998 tarihinde), yine Danıştay tarihinde görülmemiş bir hızla- aynı gün, biz, cuma günü saat 16.00'da öğrenmeye çalıştık, kararın açıklanmadığını söylediler, belli olmadığını söylediler- aynı akşam, Hükümet, Başbakanlık açıklama yaptı ve Danıştayın, daha önce verdiği durdurma kararını kaldırdığını açıkladı.

Gerçekten hepimizin hukuka yardımcı olması gerekiyor. Türkiye'de hukuk kurallarının, hukukun, yargının işlediğini hepimizin kabul etmesi ve bu anlamda da yardımcı olması gerekirken, bu kadar fazla hukuku ve Danıştayı zorlamanın, en başta hukuk devletimize ve o yüce kuruma zarar vereceğini de belirtmek istiyorum.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Koç olduğu için mi...

BEKİR YURDAGÜL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, tabiî, o günleri hatırladığımızda, Sayın Başbakanın. Anavatan Partisi Grubunda yaptığı konuşmada, buna karşı çıkanları vatan haini ilan ederek düğmeye bastığı gün, biliyorsunuz, medyamızın -yerel ve ulusal medyamızın- büyük bir bölümünde de bir kampanya başlatılmış oldu. Elbette ki, hepimiz Türkiye'de yaşıyoruz, hepimiz Türkiye Cumhuriyetinde yaşıyoruz ve yargı da, medyadan ve icranın başı olan Başbakanın bu açıklamalarından, bir şekilde, etkilenebilir. Bu anlamda, Sayın Başbakanın bu açıklamaları, yargının henüz karar vermediğini ve yargılama sürecinin devam ettiğini göz önüne aldığımızda, gerçekten, çok talihsiz bir açıklama olmuştur ve aynı gün, medyada, hepimize çok büyük bir saldırı başlatılmıştır, vatan haini ilan edilme durumuna gelinmiştir. Gerçekten yanlış olabilir, size göre yanlış olabilir, birilerine göre doğru olabilir; ama, sonuçta, hukuk kurallarının işlemesi, oradaki çevreye zarar verilmemesi ve bedelsiz verilmesine yönelik... İnsanların, elbetteki, bazı şeylere tepki göstermesi doğaldır. Bu tartışılır, Mecliste tartışılır, yargı bu konuda karar verir; ama, bunlar tamamlanmadan, sizin, bu konuda sizin aksi düşüncelerinizi ifade eden insanları, vatan haini, ülkesine ihanet ediyor diye suçlamanızın, gerçekten, anlaşılması mümkün değildir ve bu, bir Başbakana da yakışmamaktadır diye düşünüyorum.

Konuşmanın tamamı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 3. Yasama yılı 124. Birleşimi (20 Temmuz 1998) tutanakları içerisinde bulunabilir.

13 Temmuz 1998 Pazartesi

Dumlupınar

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 3. Yasama yılı 120. Birleşimi (13 Temmuz 1998)

METİN PERLİ (Kütahya) – Sayın Başkan, Yüce Parlamentomuzun değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken, cumhuriyetimizin 75 inci yılında, Kütahyamızın Dumlupınar İlçesinin bu bazda beklentilerini sizlere anlatma fırsatı veren Değerli Başkanımızı ve bu sözleri dinleme fırsatı bulan değerli milletvekili arkadaşlarımı saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, cumhuriyet deyince, cumhuriyetin 75 inci yılına yaklaştığımız bugünlerde, Dumlupınar'ı anmamak, Dumlupınar'ı hatırlamamak mümkün değil. Elbette ki, Dumlupınar, cumhuriyetimizin temelinde büyük bir yer taşır, büyük bir mahlas taşır. Zira, Dumlupınar, Büyük Atatürk'ün "ilk hedefiniz Akdeniz'dir" komutunu verdiği meydan olarak, göğüs göğüse harbin yapıldığı ve gencecik kızların, yağız delikanlıların, canlarını, bu vatan için, bu memleket için feda ettiği, şühedanın (şehitlerimizin) yattığı yer, gözyaşları döktüğü yer.

Elbette ki, cumhuriyetin 75 inci yılını kutlarken, cumhuriyetin temelinde yer alan Dumlupınar'daki şehitleri görmemek mümkün değil ve onu hissetmemek mümkün değil. Herkes bir gerçeği bilmelidir ki, cumhuriyetin temelinde ne şampanyalı kokteyller ne de balolar vardır; cumhuriyetin temelinde şehitlerin gözyaşları vardır; yiğit delikanlıların, yağız Anadolu gençlerinin canları vardır, onların kefensiz yatışları vardır. (FP sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, yetmişbeş yıl evvel canlarını verenlerin bulunduğu Dumlupınar’ın, Dumlupınar şehitliğinin, cumhuriyetin 75 inci yılını anarken, bugün, maalesef, üzülerek ifade edeyim ki, ulaşılacak yolu yok.

55 inci Hükümetin Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanı Kütahya'ya geldiler. Kütahya'ya gelişlerinde, Kütahya halkı, Bayındırlık ve İskân Bakanımızı, gerçekten büyük bir çoşkuyla karşıladılar. Ertesi gün, bu, gazetelere yansıdı ve elimde şu an sizlere gösterdiğim gazetede "55 inci Cumhuriyet Hükümetinin Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu, Başbakan gibi karşılandı" ifadesi yer aldı; "biz, siyaseti dürüst yapıyoruz" cümlesi gazetelerde manşet oldu. Dolayısıyla, Sayın Bakanımızın, Kütahya'nın o yollarını gördükten sonra, Dumlupınar'ın yollarını gördükten sonra, Kütahya-Balıkesir yolunu gördükten sonra Kütahyalıların haline acıyarak "gerçekten ihmal edilmiş, buraya yatırım yapmak lazım, bu yolları yapmak lazım" diye ifade ettiği tarihî konuşmaları var, tarihî vaatleri var. Bu tarihî vaatler, tarihe de geçti gazetelere geçti; ancak, aradan bir yıl geçmesine rağmen, Sayın Bakanımız, maalesef, bu sözlerini unutmuş, bu sözlerini sanki söylememiş gibi, Kütahyamız, maalesef, karayolları bakımından fevkalade üzücü bir durumdadır.

Cumhuriyetin 75 inci yılını kutlayacağımız şu günlerde, Kütahya olarak, bizim 55 inci Hükümetten beklentimiz şudur: Geliniz, 75 yıldır sahip çıkmadığımız, cumhuriyetin kuruluşunda büyük emeği geçen Dumlupınarlıları sevindirelim; geliniz, Hükümet olarak, 75 inci yıl kutlamalarıyla ilgili ayırdığımız ödeneklerden, Kütahya-Dumlupınar-Altıntaş yolunun ihalesini yaparak, bu yolun temelini atalım ve bu insanları da hiç değilse cumhuriyetin 75 inci yılında sevindirelim; şehitleri sevindirelim, o insanların beklentilerini karşılayalım. Eğer, biz, bu halkın beklentilerine cevap veremezsek, bu şühedanın beklentilerine cevap veremezsek, bu 75 inci yıl kutlamaları hiçbir mana taşımaz...

Konuşmanın tamamı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem 3. Yasama yılı 120. Birleşimi (13 Temmuz 1998) tutanakları içerisinde bulunabilir.

Blog Arşivi