Almanya'da hayalet semtler artıyor

06 Eylül 2013 - 12:57

BERLİN - Almanya’da azalan nüfus köy ve şehirlerin yapısını da olumsuz etkiliyor. Alman Ekonomi Enstitüsü’nün (IW) raporuna göre Hamburg, Münih, Köln ve Berlin gibi büyük şehirlerin nüfusu artarken, doğudaki eyaletlerin yanı sıra Ruhr Havzası’ndaki şehirler kan kaybediyor. IW uzmanları, semtlerin boşalmasının ekonomi ve toplumdaki huzuru etkileyeceği için önlem alınmasını istiyor.

Federal İstatistik Dairesi (Destatis) başta olmak üzere tüm araştırma kuruluşlarının tahminlerine göre Almanya’nın nüfusu önümüzdeki yıllarda azalacak. Köln merkezli Alman Ekonomi Enstitüsü (IW) emlak ekonomisi uzmanı Prof. Dr. Michael Voigtlaender, mevcut nüfusun muhafaza edilebilmesi için halen 1,4 olan kadın başına düşen çocuk sayısının 1,6’ya yükselmesi ve ülke dışından her yıl 200 bin kişinin gelmesi gerektiğini söyledi.

Voigtlaender’e göre, doğum oranının 1,4 olmasından ve 100 binlik göç alımından yola çıkıldığında Almanya’nın nüfusu 2060 yılında 65 milyona gerileyecek. Nüfus gerilemesinde bölgesel farklılıklar görüleceğini ifade eden Voigtlaender, Berlin, Hamburg ve Bremen gibi tek şehirden ibaret eyaletlerin göç alacağını, ancak doğudaki eyaletlerin yanı sıra batıdaki Saarland ve Kuzey Ren Vestfalya’da şehir ve köylerin nüfus kaybına maruz kalacağını belirtti.

Berlin’deki Federal Basınevi’nde “Dolu şehirler, boşalmış eyalet: Alman konut piyasası erozyona uğruyor” başlıklı araştırmayı tanıtan IW uzmanı, “Alışveriş, sosyal faaliyet, sağlık ve kültür faaliyetleri ile ilgili imkanlarının daha elverişli olması büyük şehirlere rağbeti artırıyor. Ayrıca büyük şehirlerde mesleki eğitim ve çeşitli istihdam imkanları da önemli rol oynuyor.” diye devam etti.

Voigtlaender, Gayri Safi Milli Hasıla’dan (GSMH) kişi başına düşen pay ve ailelerin büyüklüğü gibi değişik faktörleri göz önünde bulundurulduğunda ortaya çıkan “en iyi” ve “en kötü” senaryo hakkında şu bilgileri verdi: “Aileler büyür, konutlara rağbet artar ve ülkeye yılda 200 bin göçmen gelmeye devam ederse 2030′a kadar Saksonya-Anhalt hariç tüm eyaletlerin nüfusu artacak. En iyi ihtimal senaryosunda yüzde 25,1′le Hamburg nüfus patlaması yaşayacak. Saksonya-Anhalt eyaleti ise buna rağmen eksi yüzde 3,1′lik nüfus kaybına uğrayacak. Almanya’nın ortalaması ise yüzde 14,8. ‘En kötü’ senaryoda ise tablo şöyle: Saksonya-Anhalt eksi yüzde 17, Thüringen’de eksi yüzde 12,7, batıdaki eyaletlerden Saarland’da eksi yüzde 9,1 ve Kuzey Ren Vestfalya’da eksi yüzde 3,5′lik nüfus gerilemesi kaydedilecek.”

Almanya’nın en büyük 10 şehrindeki gelişmeyi değerlendiren Voigtlaender, “Münih’in nüfusu ‘en kötü’ ihtimalle yüzde 13,5, ‘en iyi’ senaryoda ise yüzde 32,5 oranında artacak. Tüm büyük şehirler göç almaya devam ederken, Ruhr Havzası’ndaki Dortmund ve Essen ‘en iyi’ ihtimal hariç nüfus kaybedecek.” diye konuştu.

Şehir ve köylerdeki nüfus değişimi şimdiden konut piyasasını etkilediğine dikkat çeken uzman, boş duran konut sayısının arttığını şu örneklerle göz önüne serdi: “Özellikle doğudaki şehirlerde boş konut oranı çok yüksek. Ancak batıdaki Pirmasens (yüzde 9,7), Hagen (yüzde 6,9) ve Hof (yüzde 8,2) gibi şehirlerde boş kalan konutların sayısı artıyor. Almanya’nın ortalaması ise yüzde 4,4.”

Konut piyasası denilince akla Münih ve Berlin’de kiralık ev sorununun akla geldiğini anlatan Voigtlaender, ancak Almanya’nın asıl sorununun yetersiz kiralık ev değil, boş kalan konutlar olduğunu vurguladı. Bu konunun toplumu yakından ilgilendirdiğine dikkat çeken Voigtlaender, “Uzun süre kullanılmayan konutların kiralanma ihtimali düşüyor. Bakımsızlık ve en kötü ihtimalle vandalizme maruz kalıyor. Bu kısır döngüye sebep olup tüm şehri etkileyebilir, bunun dünyaca ünlü bariz örneği Detroit şehri. Ayrıca belediyenin kişi başına düşen gideri de artıyor. Nüfus azalıyor, ama çöp, atık su ve diğer hizmetlerin giderleri sabit kalıyor.” diye konuştu.

Siyasilerin sorun büyümeden acilen önlem alması gerektiğini vurgulayan Prof. Voigtlaender, şu tavsiyelerde bulundu: “Yeni konut yapımı yerine mevcut binalar muhafaza edilmeye çalışılmalı, elden geçirilip onarılmalı. Belediyeler alt yapıya yatırım yapmalı, cazibesini artıracak adımlar atarak nüfus çekmeye çalışmalı. Ayrıca bölgesel alt yapının merkezileştirilmesi gündeme alınmalı. Belediyeler arası ortaklıklar ve birleşmeler sağlanması için siyasetçi ve yöneticilerin sert karar almaları kaçınılmaz. Seyrek yerleşimli bölgelerin de gelişebildiğine uluslararası örnekler mevcut, bunun için sadece erkenden önlemler alınmalı ve boş binaların kullanımını canlandırabilecek yapıcı düşünceler bulunmalı.”

(CİHAN)


Dünya