Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç: İş yükümüz artıyor

22 Ekim 2013 - 18:00

ANKARA - Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, "Anayasa Mahkemesi’nce yapılan işlerin yeni bir temyiz aşaması olarak nitelendirilmesi, hem toplumun yanlış yönlendirilmesine, hem de Anayasa Mahkemesi’nin gereksiz iş yükü ile karşı karşıya bırakılarak asli fonksiyonunu yerine getirememesi gibi bir sonuç doğuracağı açıktır." dedi.

‘Yüksek Yargı Kurumlarının Avrupa Standartları Bakımından Rollerinin Güçlendirilmesi Ortak Projesi’ kapanış programı Ankara’da yapıldı. Kapanış programında konuşan Haşim Kılıç, Anayasanın 148. maddesinin 4. fıkrasında aynen "Bireysel başvuruda kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz." denilmektedir." örneğini hatırlatarak, şöyle devam etti: "Yani diğer yüksek yargı organlarında yapılan temyiz aşamasında, yasa gereğince hangi hususlara bakılabilecekse, Anayasa Mahkemesinin bu konularda herhangi bir inceleme yapamayacağı Anayasamızın amir hükmüdür. Ancak, ilk ve yüksek dereceli yargı organlarının yaptıkları yargılama süreci içinde, ya da öncesinde, temel hak ve özgürlüklerinden herhangi birisinin ihlal edildiği gerekçesi ile kişilerin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunması tartışmasız Anayasal bir haktır. Anayasa Mahkemesi başvuruya ilişkin incelemesinde kişinin temel hak ve özgürlüklerinden herhangi birisinin ihlal edildiği sonucuna varırsa ve bu hak ihlali yeniden yargılama yapılarak giderilecek nitelikte ise, ilgili mahkemeye hak ihlalini gidermesi için göndermek zorundadır. İlgili mahkemesinin de yeniden yargılama sürecini başlatarak tespit edilen hak ihlalini gidermesi, yine anayasal zorunluluktur. Anayasa Mahkemesi’nce yapılan bu işlem hiçbir şekilde temyiz incelemesi olarak nitelendirilemez. Kuşkusuz ki, temyiz aşamasında da bir temel hak ve özgürlüğün ihlali söz konusu olursa, Anayasa Mahkemesine başvuru halinde buna bakmak zorunluluğu izahtan varestedir. Yargılama aşmasında yapılan hak ihlallerinin sınırlarını çizmek ve bunu izah etmenin zorluğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Anayasa Mahkemesi’nce yapılan işlerin yeni bir temyiz aşaması olarak nitelendirilmesi hem toplumun yanlış yönlendirilmesine, hem de Anayasa Mahkemesi’nin gereksiz iş yükü ile karşı karşıya bırakılarak asli fonksiyonunu yerine getirememesi gibi bir sonuç doğuracağı açıktır. Bunu ifade ederek, hiç kimsenin hak arama özgürlüğünü sınırlandırmak, ya da etkisiz hale getirmek gibi bir niyetimizin olmadığını altını çizerek belirtmek istiyorum. Söylenmek istenen anayasal görevin sınırlarının tespitinden ibarettir.”

BİREYSEL BAŞVRU YOLU

Haşim kılıç, bireysel başvuru yolunun başarılı olabilmesi için, diğer hak arama yollarının etkin bir şekilde işletilmesi ve bütün devlet organlarının ortak irade ile hareket etmesi gerektiğini söylemek yanlış olmayacağını ifade etti. Kılıç, "İnsan onurunda derin yaralar açan sanıkların makul bir sürede yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, tutukluluk süresi, etkin savunma hakkı, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişinin hakkındaki suçlamaları öğrenme ve bilgilendirilme hakkı gibi başlıklar altında ifade edebileceğimiz, adil yargılama konusundaki ihlallerin ortadan kaldırılması hayati öneme sahiptir. Bu düşünceyi belli davaların ya da belli grupların hak ve özgürlüklerinin çok önemli olduğu gerekçesi ile ifade etmiyorum. Yetmiş altı milyonluk bir ülkenin tüm fertlerinin hak ve özgürlükleri bizim için saygındır, kutsaldır, azizdir. Bazı insanların diğerine nispetle daha değerli olduğu düşüncesi asla kabul edilemez. Gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde, gerekse Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinde, hak ihlaline ilişkin davaların yüzde 75 oranında hak arama özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla açıldığı göz önüne aldığında, yargının sorunlarının hiçte küçük olmadığı istatistiki verilerden anlaşılmaktadır." şeklinde konuştu.

Bireysel başvurunun “etkin bir denetim yolu” haline gelmedikçe, hukuk dünyası tarafından kabul görmeyeceğinin bilinci içinde olduklarını vurgulayan Kılıç, "Bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve onu uygulayan mahkemenin, bu güne kadar verdiği kararlarla anayasamızda bunlara denk düşen temel hak ve özgürlükler arasında “ öz yönünden” uyum sağlanma zorunluluğunun önemini biliyoruz. Bu imkanlar kullanılmak suretiyle Türk Anayasa Mahkemesi’nin temel hak ve özgürlükler konusunda yerleşik “ evrensel standartlarla ” örtüşen kararlar üreteceğine inancımı belirtmek isterim. Anayasa Mahkemesi’nin etkin bir denetim yapabilme konusundaki başarısının ancak, adli, idari ve askeri yargı alanında yapılacak olan yargı reformlarıyla yakından ilgili olduğunun bir kez daha yinelemek istiyorum." dedi.

YÜKSEK YARGI PROJESİ

Yargıtay Başkanı Ali Alkan da, Yüksek Yargı Projesi kapsamında dört faaliyet gerçekleştirdiklerini belirtti. Alkan, "2010 yılından beri yapılagelen faaliyetler sonucunda Yargıtay daire başkanı, üye, tetkik hakimi ve savcılarında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve yargı mercii olarak bu sözleşmeyi uygulayan Avrupa İnsan Hakları mahkemesi hakkında önemli ölçüde bir farkındalık meydana gelmiştir. Özellikle çalışma ziyaretleri çok verimli geçmiştir. Çalışma ziyaretlerine katılan mensuplarımız, Avrupa İnsan Hakları mahkemesinde yapılan müzakereler neticesinde fikirlerini ve sonrasında içtihatlarını olumlu yönde değiştirmişlerdir. Kişi özgürlüğü alanında, kamuoyunda ‘yol tutuklaması’ olarak bilinen uygulama nedeniyle kişilere tazminat ödenmesinin yolu açılmıştır. Mülkiyet alanında, kişilerin taşınmazlarına orman, mera, kıyı kenar çizgisi nedeniyle el konulduğu durumlarda taşınmazın bedelinin tazminat olarak ödenmesi yönünde karar verilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde bekleyen birçok dosyanın iç hukuk yolu oluşması nedeniyle iade edilmesi sağlanmıştır. Yine kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesinden kaynaklanan faiz alacaklarının ödenmesine karar verilmiştir. Ceza hukuku alanında ise daha önceleri mahkumiyetle sonuçlanan birçok açıklama ve beyanlar ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmiştir. Burada verdiğim örnekler sadece en önemli konu başlıklarıdır. Yargıtay binlerce kararında hem sözleşmeye hem de AİHM içtihatlarına atıf yapmıştır. Avrupa Birliğine üyelik yolunda, temel hak ve özgürlükler ile demokrasi kültürü alanında standartların yükseltilmesi için birçok mevzuat çalışması yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor. Ancak istenilen standartlara ulaşılması için sadece mevzuat değişiklikleri yapılması yeterli olmayıp aynı zamanda bu değişikliklerin uygulamada hayata geçirilmesi gerekmektedir. İşte az önce verdiğim örneklerde uygulamada ne gibi değişiklikler olduğunu belirttim. Hatta daha da ötesinde Yargıtay’ın içtihat değişiklikleri bazı mevzuat değişikliklerinin de sebebi olmuştur." ifadelerini kullandı.

(CİHAN)


Güncel