Arınç: BM öncülüğünde İslamofobiye karşı yasal önlem alınmalı

13 Ekim 2012 - 16:08

İSTANBUL - Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, İslamofobi ve yabancı düşmanlığına karşı Bileşmiş Milletler (BM) öncülüğünde yasal önlemler alınması gerektiğini söyledi. Arınç, bu önlemlerin alınmaması durumunda dünya barışının büyük ölçüde etkileneceğini kaydetti.

Bülent Arınç, İstanbul Küresel Formu’nda ‘İslamofobi, Irkçılığa Yaklaşımlarda Adalet Sorunu’ başlıklı oturumda konuştu. Meseleye çok bilimsel anlamda bakmayı, felsefe yapmayı başaramayacağını belirterek konuşmasına başlayan Arınç, İslamofobinin olumsuz bir söylem olduğunu belirtti. Bunun diğer dinler için de söylenebileceğini ifade eden Arınç, korkuyu, nefreti başka dinler için de kullanacak insanların mutlaka çıkacağını belirtt.

Almanya’da mahkemenin verdiği sünneti yasaklayan kararı hatırlatan Arınç, “Bu, bugüne kadar tartışılan bir konu değildi. Ancak bir mahkemenin verdiği kararla yasaklandı. İş siyasi boyuk kazandı. Tepki üzerine hükümet yasal düzenleme yaptı. Yasak devam etseydi büyük bir infial olacaktı.” dedi.

'KUTSALLARA SAYGI GÖSTERİLMELİ'

Amerika’da çevrilen Peygamber Efendimiz'e hakaret içerikli filme değinen Arınç, “Edep dışı, inancımıza, kutsal saydığımız konuya hakaret eden bir film. Düşünce ve ifade özgürlüğü asıldır. Ama kutsalllara saygı göstermek gerekir. ABD’de de bu filmin nasıl çevrildiği ve ne amaçla çevrildiği az çok tartışılıyor. Obama başta olmak üzere siyasiler de karşı çıktı. İnançlara saygı duyulması gerektiğini belirttiler. Bu filme tepki olarak Müslüman ülkelerde arzu edilmeyen neticeler de hasıl oldu. Türkiye’de demokrasi dışı şiddet içerikli gösteriler yapılmadı. Ama maalesef Libya’da ABD büyükelçisi zorbaca katledildi. Bu bir vahşettir. Kınamak mecburiyetindeyiz. Bu insani bir meseledir. Gösteriler barışçıl, demokratik olmalı özgürlükleri hiçbir zaman kısıtlamamalıdır. Bu filmin tahrik amaçlı olduğu ortaya çıktı.” diye konuştu.

Benzer konuların bir örneğinin de daha önce Danimarka’da karikatür krizinde yaşandığını kaydeden Arınç, dünyada gelinen noktanın ifade özgürlüğünün en üst noktaya çıktığı bir evre olduğunu ifade etti. AİHS’nin her özgürlükte olduğu bu konuda da bazı sınırlamalar getirdiğini belirten Arınç, “Konuşulanlarda yazılanlarda şiddetin ve dayatmacılık olmamalı, suç işlemeye tahrik edilmemeli, kişilerin özlük haklarına saldırı olmamalı.” dedi.

İnsanların değerlerine, mukaddesatlarına hakaret edilmesi, alay edilmesinin istenmeyen olaylara neden olabildiğini ifade eden Arınç, dinlerin inananlarını hiçbir zaman şiddete, silah kullanmaya teşvik etmediğini vurguladı.

'11 EYLÜL SALDIRILARIYLA ADETA ŞARTLAR BAZILARI İÇİN HAZIRLANDI'

11 Eylül saldırılarını hatırlatan Arınç, “Şüphesiz çok kötü bir terör olayıdır. Bu olaydan sonra ‘Müslüman terörist’ kavramıyla bir enformasyon bombardımanına tabi tutulduk. Adeta şartlar bazıları için hazırlandı. İslamcı terörist yaftası Müslümanların üstüne yapıştırılmak istendi. Bizim inancımız şu İslamcı terörist, Hristiyan terörist, Musevi terörist bunları kabul etmemiz mümkün değil. Dinler terörü reddeder. Hristiyanlar gibi Müslümanların içinden de terörist çıkabilir. Musevilerden de çıkabilir. Onlar aracılığıyla mensup olduğu inanç bütünüyle yaftalanırsa elbette yanlış olur.” ifadelerini kullandı.

2001’deki olaydan sonra El Kaide hedef alınarak Müslümanlara karşı büyük bir harekat başladığını kaydeden Arınç, “El Kaide’nin bu terör olaylarına destek verdiği iddia edildi. Doğru da olabilir. Zaten El Kaide örgütünün de Bin Ladin’in de benzerlerinin de sadece insanlara zararı olmadı. Aslında İslam dinine de büyük zararı oldu. İslam bu değildir. Ama bunun bahanesiyle Guantanamoları yapmak, Ebu Gureyb hapishanelerine adamları doldurmak, onları adeta bütün bu olayların sorumlusu gibi, bütün Müslümanları suçlu ilan etmek bence birilerinin hazırladığı politik bazı argümanlar haline geldi.” diye konuştu.

Basına da önemli görevler düştüğünü anlatan Arınç, “Almanya’da dönerci cinayeti olarak gösterilen şeyin resmi açıklamada ırkçılık amacıyla kurulan cemiyetlerin yaptığı belirtildi. Oysa basın başta dönerci cinayeti olarak göstermeseydi, cinayetlerin işlenmesi engellenebilirdi.” şeklinde konuştu.

'YABANCI DÜŞMANLIĞINA KARŞI YASAL TEDBİR GETİRİLMELİ'

İslamofobiya ve yabancı düşmanlığına karşı yasal tedbir getirilmesi gerektiğini vurgulayan Arınç, “BM öncülüğünde bütün ülkelerde ister adına nefret suçu diyelim isterse mukaddes bilinen şeylere karşı yapılabilecek bir takım yasal önlemler diyelim. Bunları tarif olarak da suç olarak da bunlara karşı getirilen tedbirler olarak da kısa sürede hazırlayamaz ve insanlar bundan zarar görmeye devam ederse dünya barışının büyük ölçüde etkileneceğini düşünüyorum.” dedi.

Türkiye’de birçok etnik grubun yaşadığını vurgulayan Arınç, “Antakya’da cami ile sinegogun duvarı yan yanadır. Bu ülkede farklı etnik gruplar kardeşçe huzur içinde yaşadı. 50’li ve 60’lı yıllarda yaşadığımıız bir takım aşırı hareketlerle bu huzuru bozmaya çalışanlar oldu. Ama biz bunları eskisi gibi yerli yerine oturturduk. 50 öncesinde azınlık mallarına el koydu hükümet. El konulan vakıfların mallarını tekrar kendilerine iade ettik. Hükümetimizin yaptığı en önemli icraatlerden biridir.” diye konuştu.

Arınç, İslamofobinin, Müslümaların değerlerini küçük düşürecek çabaların devam etmesi durumunda medeniyetler arası çatışmalar çıkabileceğini, bir takım kötü olaylara neden olabileceği uyarısında bulundu.

(CİHAN)


Güncel