Atalay: Bütün alternatifleri değerlendiren ve tedbirini alan bir konumdayız

03 Eylül 2013 - 13:15

ANKARA - Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Suriye’ye olası müdahale ile ilgili, Türkiye’nin tüm alternatifleri değerlendiren ve tedbirini alan bir konumda olduğunu söyledi. “Hem Suriye’den gelecek, gelebilecek sığınmacılar ile ilgili, inşallah öyle çok büyük bir şey olmaz, yani sığınmacı akını, ama hem de sınır bölgelerimizde yaşayan kendi vatandaşlarımızın güvenliğini falan korumak için bütün alternatifleri iyi değerlendiren ve tedbirlerini alan bir konumdayız." dedi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar ile ilgili yapılan koordinasyon toplantısı öncesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Atalay, her iki haftada bir söz konusu toplantının gerçekleştirildiğini hatırlattı. Şu anda 21 kampta 200 bini aşan Suriyeli sığınmacı bulunduğunu aktaran Atalay, “Bu kampların her birisi bir şehir düzeninde, altyapısı gayet iyi kurulmuş ve gerçekten uluslararası standartların en üstünde sığınma yerleridir.” değerlendirmesinde bulundu. Kamplar dışında şehirlerde yaşayan çok sayıda Suriyeli sığınmacı bulunduğunu aktaran Atalay, şu bilgileri verdi: “Bunlar kamplarda kalmak için başvurmamış. Ya kendi akrabalarının yanında kalıyorlar veya kendi maddi durumları iyi, kendileri imkan temin ederek orada yaşıyorlar. Veya bazı sivil toplum kuruluşlarımızın destekleri ile yaşıyorlar. Ama nerede olurlarsa olsun kamp dışındakilerin de sağlık hizmetlerini yine biz karşılıyoruz.”

KURULAN KAMPLAR

Türkiye olarak başından beri açık kapı politikası izlediklerini söyleyen Atalay, bunun uluslararası bir ilke olduğunu aktardı. Atalay şöyle devam etti: “Buraya gelen insanları ne dili ile, ne mezhebi ile, ne rengi ile, hiçbir özelliği ile değerlendirmiyoruz. İnsanlar oradan kaçıyor, o çatışma ve zulüm ortamından, Türkiye’ye geliyorlar. Biz de onları burada rahat ettirmek için çalışma yapıyoruz. Bugüne kadar hiçbir kimseye mezhebi, ırkı vesaire sorulmamıştır. Türkiye böyle rahat bir politika izliyor. Şunu da belirteyim, özellikle bazıları ayrı kamplar istemişlerdir. Bizim Suriye ile ilgili politikamız; Suriye içinde pek çok farklı inanç grubu, etnik grup yaşamaktadır. Biz bunun hepsini kuşatıcı bir politika izledik. Hepsine aynı derecede yakınız. Bütün dileğimiz de bu sorunlar bittiğinde yine bütünlük içinde, bütün bu çeşitlilik içinde Suriye’nin bütünlüğü devam etsin. Onu da çok önemli görüyoruz. Bunlar içinde bizde de vatandaşlarımız var; Süryani mezhebinde. Onlar, Süryaniler ayrı bir kamp istemişlerdir, çadır kent. Onlara Mardin Midyat’ta öyle bir kamp kurduk. Bunlar bizdeki Süryani vatandaşlarımızın da akrabalarıdır zaten. Suriye’den öyle bir grup gelmiştir. Suriye’de bulunan Türkmenlerle özel bir ilgimiz olmuştur. Türkmenler biliyorsunuz, özellikle Suriye’nin Lazkiye ve bazı kesimlerinde yaşarlar. Ve bunlar Türkiye’de kendilerine ayrı kamplar kurulursa daha memnun olacaklarını söylemişlerdir. İki ayrı kampımız vardır. Biri Aladağ’da bir de Osmaniye’de. Bunlar kendi içlerinde de organize oldular, birliklerini sağladılar. Türkiye’de iki defa kongre yaptılar. Bunların temsilcilerini Başbakanımız kabul etti, Cumhurbaşkanımız kabul etti. Yani, Türkmenlerle ilgili böyle çalışmalarımız da söz konusudur. Bütün bunlar devam ederken şunu da beyan ettik. Başkaları da isterse, orada bildiğiniz Nusayri, şu andaki çatışmaların bir kesimi, Nusayri vatandaşlar da eğer o çatışma ortamından kaçıp, Türkiye’ye gelirlerse, gelmek isterlerse onlara da ayrı kamp kurabileceğimizi de onlara ilettik. O manada belli talepler belki şimdiden sonra olabilir. Çok ileri gelme iradesi doğmadı.”

KUMKAPI SAHİLİNDEKİ ALEVİ TÜRKMEN SIĞINMACILAR

Alevi Türkmen sığınmacıların, İstanbul Kumkapı sahilindeki parktan belediye tarafından kovulduğu yönünde çıkan haberleri hatırlatan Atalay, “Türkiye’de değişik illerimizde, ilçelerimizde sınırlardan geçen, kamplara da başvurmayan, hatta kamplarda kalın dediğimiz halde kampları tercih etmeyen insanlar var. Ama oralarda da bunların kalacakları yerler var. Kendileri düzenlerini kuruyorlar. Parklar, tabi çadır kurulup kalınacak yerler haline getirilmiyor. Bizim kendi imkanlarımız var, biz büyük bir devletiz. Onlara da, İstanbul Valiliği ve AFAD, sizi istediğiniz bir kampa alalım diye teklifte bulundular, ama onlar istemedi. Şimdi dünden itibaren, valiliğimiz onları İstanbul’da bir sosyal tesise yerleştirecek. Bunların sayısı da 56 kişidir.” bilgisini aktardı. Atalay, en iyi yapılan işlerde bile ayrımcılık yapılıyormuş gibi haberler sunulmasının üzücü olduğunu belirterek, “Bu haberi yapanları, hiçbir araştırma yapmadan ve bizim en iyi yürüttüğümüz işte böyle sanki sorunlar varmış gibi büyüterek yayınlar yapılmasını kınıyorum.” ifadesini kulandı.

“MİKTARI 2 MİLYAR TL’YE ULAŞAN BİR HARCAMAMIZ VAR”

Geçen hafta Başbakan Erdoğan’ın başkanlığında Suriye Güvenlik Zirvesi yapıldığını aktaran Atalay, şöyle devam etti: “Orada böyle bir durumda, Türkiye’nin konumu, gelebilecekler, Türkiye’nin üzerine düşenler, büyük bir sınırımız var, bundan nasıl etkileniriz, Türkiye’ye bu yeni durumda yeni sığınmacılar gelebilir mi, ne kadar kişi gelebilir, bunlar geldiğinde hangi tedbirler alınacaktır, sınır illerimizde ilçelerimizdeki vatandaşlarımız ile ilgili alınabilecek tedbirler nedir? Bütün bunları orada değerlendirdik. Bununla ilgili bir komisyonumuz da kuruldu.”

Atalay, bugünkü toplantının ise sığınmacılar ve onlara verilen hizmetlerle ilgili olduğunu yineleyerek, “Bir miktarda, sıfır noktada sınır ötesine verilen tabi hizmetlerimiz var, daha çok gıda paketleri olarak. Günlük, en az bir 30 bin tabi kişiye yetecek kumanyalar, sıfır noktada Kızılay tarafından sınır ötesine gönderiliyor.” dedi. Bu konuda Türkiye’nin büyük bir mali fedakarlığı da olduğunu söyleyen Atalay, “Şu anda miktarı 2 milyar TL’ye ulaşan bir harcamamız da var. Bütün bu çalışmaları büyük bir dikkatle yürütüyoruz. Uluslararası camiadan da bu konularda destekler bekliyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi BM mekanizması ve uluslararası camiadan bu konuda yeterince mali destek almadığımızı ifade etmek istiyorum.” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE GELECEĞE, GELECEKTEKİ GELİŞMELERE HAZIRLIKLI OLMAK DURUMUNDA”

Atalay, gazetecilerin sorularını da cevapladı. Bir gazetecinin, 'Az önce bahsettiniz, Amerika’nın olası müdahalesi söz konusu olursa Suriye’den Türkiye’ye bir sığınmacı akını olacağı şeklinde. Türkiye’nin alacağı tedbirlerin de konuşulduğunu ifade ettiniz. Biraz daha açabilir miyiz?' şeklindeki sözleri üzerine Atalay, şu karşılığı verdi: “Büyük bir sığınmacı akını olacağı diye bir ifade kullanmadım. Sadece şunu söylüyorum: Hangi durumda neler olabilir, bütün senaryolar ve Türkiye hangi riskler ile karşılaşabilir, özellikle insani yardımlarla ilgili grup olarak çalışan ekip olarak yeni gelişler olursa neler yapabileceğimiz, hangi kamplarımızda nerelerde imkanlar olduğu… Tabi Türkiye daima geleceğe, gelecekteki gelişmelere hazırlıklı olmak durumunda. Her durumun senaryosunu çalışarak, illa bu şu demek değil, şu olacak diye değil, ama muhtemel bütün gelişmeleri hesap ederek bu konulardaki çalışmalarımızı dikkatli yapmak durumundayız. Bu hem Suriye’den gelecek, gelebilecek sığınmacılar ile ilgili, inşallah öyle çok büyük bir şey olmaz, yani sığınmacı akını, ama hem de sınır bölgelerimizde yaşayan kendi vatandaşlarımızın güvenliğini falan korumak için bütün alternatifleri iyi değerlendiren ve tedbirlerini alan bir konumdayız. Onu ifade etmek istedim.”

“ZİRVEDEKİ GÖRÜŞMELERİN BU KONUDA ÖNEMLİ OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

Bir başka gazetecinin, 'G-20 zirvesinden Suriye ile ilgili nasıl bir tablonun çıkmasını bekliyorsunuz. Bir de TBMM Başkanı dün Suriye’ye olası müdahale ve tezkere ile ilgili gazetecilerin sorularını cevapladı. ‘Bu işte iştahlı görünen ülkeler bile geri vitese taktı’ dedi. Siz tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusu üzerine, Atalay şunları söyledi: “Müsaade ederseniz ben işin o boyutu ile ilgili fazla bir değerlendirme yapmak istemiyorum. O boyutu ile ilgili değerlendirme yapması gerekenler yapıyorlar. Yani biz biraz daha işin insani boyutu ile ilgiliyiz, ama G-20 zirvesinde eminim bu işin, şu anda da tarafı durumunda olan büyük devletlerin hepsi bir araya geliyorlar, böyle bir zirvede bu konunun önemli gündemlerden birisini oluşturacağını tahmin etmek zor değil. Başbakanımız da bu konuda, bu zirveye hem hazırlıklı gidiyor, hem de orada bazı görüşmeler yapacak. Türkiye’nin bu konudaki konumu zaten belli, tezleri belli Türkiye’nin. Yani zirvedeki görüşmelerin bu konuda önemli olabileceğini düşünüyorum ben.”

(CİHAN)


Politika