Baykal: Kim sevindi kim sevinmedi tartışması fevkalade yakışıksızdır

08 Eylül 2013 - 15:19

İZMİR - Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 2020 Olimpiyatlarını kaybetmemiz sonrasında Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın, ‘kına stokları tükenmiş!’ tweet’ine tepki gösterdi.

Çeşitli incelemelerde bulunmak üzere 2gündür İzmir’de bulunan Deniz Baykal, Kaya Termal Otel'de basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Baykal, Bakan Suat Kılıç'ın ayrıştırıcı bir ifade kullandığını söyledi. Suçlu aramaktan çok bundan sonraki süreçte neler yapılabileceğinin bakılması gerektiğini anlatan Baykal, “Böyle bir olayı Türkiye’yi kaynaştırmak bütünleştirmek konusunda bir fırsat olarak değerlendirmesi gerekirken hükümetin burada bir ayrıştırma zorlaması yapması gerçekten yakışmıyor. Gerçek çünkü bu değil, gerçek her siyasi görüşten insanların Türkiye'de bunu talep ettiği, bunu istediği ve bunu umut ettiği ve bunu başarmaya yönelik bir çaba içinde olduğuydu. O bakımdan böyle bir anlayışı çok yanlış buluyorum. İşin esasına gelince şunu hepimizin bilmesi gerekir Türkiye olimpiyatları yapmayı hak etmiş bunu başarıyla sonuçlandırabilecek bir ülkedir. Bu konuda kimsenin tereddüt içinde olmamalı.” dedi.

Türkiye’nin bu organizasyonu alamamasından dolayı ders çıkarması gerektiğini belirten Baykal, “Türkiye bunu hak etmiştir. Alabilirdi, Almalıydı. Almamasından tabi hepimiz büyük üzüntü duyduk. Tabi şimdi bizim yapmamız gereken niçin olimpiyatları almak için neden daha ileri bir başarı sergileyemedik. Oylama sonucu ortaya çıkınca durumun bizim düşündüğümüzden daha sıkıntılı olduğu gözüküyor. Bunun nedenlerini anlamak, bunu yorumlamak ve buradan sonuçlar çıkararak bundan sonrası için daha ciddi bir hazırlık yapmak gerekiyor. Olaya burasından bakmak gerekiyor. Yoksa kim sevindi kim sevinmedi tartışmasına sürüklenmek fevkalade yakışıksızdır. Bu açıdan baktığımız zaman görülecek şey şu, Türkiye G-20 üyesi bir ülke. Dünyanın en büyük 20 ekonomisinden birine Türkiye şu anda sahip. Çok rahatlıkla bunu yapabilecek bir ülke Türkiye'nin de aday olduğu bu oylamada daha önce de Olimpiyat organize etmiş bir ülkeye Japonya'ya bu imkanın tanınmış olması bizi düşündürmelidir. “ şeklinde konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, barışla ilgili konuşmalarını değinen Deniz Baykal, “Barış konusu hepimizin dikkatini çekmiştir. Önemli bir soru olarak bize taşındı. Olimpiyat ve barış ilişkisi Sayın Başbakan da bu soruya verdiği cevapta barış anlayışına çok güzel övgüler dile getirdi. Zevkle izledik o övgüleri. Tabi o övgüleri dinlerken hep insanın aklında Türkiye’de neden savaş tamtamlarının çalınıyor olması, savaş çığırtkanlığının yapılıyor olması, ister istemez zihinleri karıştırdı. Yani söylem ötesinde galiba Türkiye'nin dünyaya gerçekten barışa katkı veren, barışı özleyen, isteyen, barışa sahip çıkan bir ülke olarak kendisini kabul ettirmesine de ihtiyaç var. Yani Ortadoğu'ya savaş çağrılarını yaparken biryandan da dünyada barış simgesi olarak sahiplenilen olimpiyat talebini ortaya koymamız tabi bu konuda karar alacak olanların anlaşılıyor ki zihnini karıştırmıştır. Bizim olimpiyat ruhuna, barışa yönelik söylemlerimiz yeterince inandırıcı bulunamamıştır. Buradan çıkarılacak en önemli ders barış dünyanın en önemli değerlerinden birisidir ve gerçek bir ihtiyacı.” ifadelerini kullandı.

Gezi Parkı ve ODTÜ'de çıkan olayları da yorumlayan Baykal şunları söyledi: “Tedbir olarak başvurulan yöntemler sorunu daha da derinleştiriyor. Ne oldu şimdi Taksim'de Gezi Parkı'nda 5 tane insanımız kaybettik. Neydi şimdi bu ne gerek vardı. Bak gelinen nokta yönetim üslubunun değişmesi lazım çağın anlayışına çağın değerlerine uygun bir yönetim anlayışını geliştirmemize ihtiyaç var. Obama anayasa onu mecbur etmediği halde kongreye başvuruyor. Neden tatmin edici bir tablo yok. Bunu mecbur olmadı halde onu mecbur ediyor. Biz de Savaş tamtamları çalıyoruz. Ortada hukuki olarak alınan karar Türkiye'nin bu koalisyona katılmasına uygun değil. Türkiye’ye yönelik bir tehdit olarak algılanmıştır. Türkiye dünyayı savaşa çağırıyor ama daha parlamentosu ile paylaşmadı. Günümüzde iktidarlar yüzde 50'nin üzerinde oy alarak parlamento da 3-2 sorumluluğu alsalar da aslında bir koalisyon olduğunu unutmamalıdırlar. Sizi iktidara getiren süreç ne kadar ağırlıklı ve yüksek destek olursa olsun, iktidardan sonra atacağınız her adım sizi bir koalisyon mantığı içinde hareket etmeye zorlayacaktır. Günümüzde iktidarlar bir koalisyon gibi yönetecekler, alacağı her kararın bir koalisyon gibi almaktan kaçınmamalıdırlar. Alırım kararımı yürürüm yok öyle bir şey kamuoyu ile birlikte yöneteceksin, bunu anlayanlar barış ve huzur içinde yöneteceksin, bunu anlamayanlar ülkelerini bir sorundan öbürüne sürüklerler. Artık toplumla paylaşarak yönetim anlayışında olduğumuzu göreceğiz.”

(CİHAN)


Güncel