Biyogüvenlik Kanunu AB’ye uyumlu hale getirilmeli

30 Nisan 2013 - 18:29

ADANA - Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Çetiner, biyogüvenlik ile ilgili ihtiyaçları karşılamaktan uzak olan Biyogüvenlik Kanunu ve uygulamalarının bir an önce AB müktesebatı ile uyumlu hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Çetiner, aksi halde Türkiye’nin kaybının her geçen gün artacağını kaydetti.

Çukurova Üniversitesi Biyoteknoloji Araştırma Merkezi tarafından ‘GDO'lu pirinç tartışması ışığında biyoteknoloji ve biyogüvenlikteki son gelişmeler’ başlıklı konferans düzenlendi. Çukurova Üniversitesi Biyoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi seminer salonunda gerçekleştirilen konferansa konuşmacı olarak Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Çetiner ve Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Rüştü Hatipoğlu katıldı.

"TÜRKİYE’DE GDO’LU PİRİNÇ VAR MI?"

Prof. Dr. Selim Çetiner dünyada ticarete konu olan genetiği değiştirilmiş çeltiğin henüz yetiştirilmediğini, Çin’de geni aktarılmış lepidopter larvalarına dayanıklı çeltiğin geliştirildiğini, tarla denemeleri yapıldığını, ancak ticari üretimin söz konusu olmadığını belirtti.

Prof. Dr. Çetiner, “El konulan çeltiklerden birisi üzerinde yapılan 8 adet GDO analiz raporu uzman gözüyle incelendiğinde, sorunun yanıtı gayet açık görülebilmektedir. Bu çeltik GDO değildir. Ancak aynı çeltiğin ABD’den nakli sırasında kullanılan Loxandra gemisinde başka şirketlere ait genetiği değiştirilmiş soya ve soya küspesi de birlikte ithal edilmiş olduğundan muhtemelen bazı numunelere teknik tabiriyle eser miktarda istem dışı karışma olmuştur.” diye konuştu. Prof. Dr. Çetiner, “Bazı analizlerde bulunan eser miktardaki GDO, çeltikten değil soyadan kaynaklanmaktadır. Nitekim, analizlerin ancak bir kısmında GDO bulunması ve uluslararası akreditasyona sahip Genetic-ID laboratuvarında çeltikte GDO bulunmadığına dair rapor verilmesi bunun somut kanıtları arasındadır. Yine, Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı, Ulusal Gıda Referans Laboratuvarı da bulduğu GDO’yu soyadan kaynaklı olarak rapor etmiştir.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Çetiner, AB ülkelerinde gıda ve yem amaçlı kullanım için toplam 48 GDO ürününün ithaline izin verilmiş iken Türkiye’de 19 ürüne sadece yem amaçlı olmak üzere izin verildiğini hatırlattı. Eser miktarda da olsa yem amacıyla izin verilmiş GDO’lu soyanın çeltikte bulunması durumunda yasal sıkıntı yaşandığını belirten Çetiner, bu tür sıkıntıların daha başka ürünlerde de sıkça gündeme gelebileceğini ve birçok ürünün GDO’suz olmasına rağmen GDO’lu gibi algılanarak ithali engellenebileceğini kaydetti.

Prof. Dr. Çetiner, Biyogüvenlik Kanunu çıkmadan önce 26 Ekim 2009 tarihinde çıkarılan Genetiği Değiştirilmiş Ürünlere Yönelik Yönetmelik ile kanunun çıktığı Aralık 2011 sonu arasında Türk gıda ve hayvancılık sektörünün uğradığı mali kaybın 1 milyar dolar civarında olduğuna işaret etti. Prof. Dr. Çetiner, biyogüvenlik ile ilgili ihtiyaçları karşılamaktan uzak olan Biyogüvenlik Kanunu ve uygulamalarının bir an önce AB müktesebatı ile uyumlu hale getirilmesi gerektiğini, aksi halde GDO’lu çeltik tartışmalarına her gün bir yenisinin eklenerek Türkiye’nin kaybının her geçen gün artacağını ifade etti.

"GDO’LU ÜRÜN NEDİR?"

Prof. Dr. Rüştü Hatipoğlu, genomuna aynı türün farklı bireyinden veya farklı bir taksonomik gruptan (tür, cins, familya, alem) biyoteknolojik yöntemlerle gen veya genler aktarılmış organizmaya (insan, hayvan, bitki, mikroorganizma) Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) denildiğini, bunların da genellikle ‘transgenik bitki’ olarak adlandırıldığını ifade etti.

İlk transgenik bitkilerin 1986 yılında elde edildiğini belirten Prof. Dr. Hatipoğlu, ilk transgenik bitki tarımının 1994 yılında ABD’de genetik mühendisliği tekniği ile geç olgunlaşma özelliği kazandırılmış adlı bir domates çeşidinin yetiştirilmesiyle başlandığını söyledi. Prof. Dr. Hatipoğlu, bunun tüketicilerden fazla rağbet görmediği için tarımından vazgeçildiğini aktardı. Prof. Dr. Hatipoğlu, şunları söyledi: “Ülkemizde son günlerde tartışma konusu olan transgenik çeltik ile ilgili olarak; halen Çin’de böceğe dayanıklı çeşitlerin tarımı 2009 yılından beri yapılmaktadır. Söz konusu çeşitler Çin dışında Filipinler ve Hindistan’da yetiştirilmektedir. Ülkemizde 2010 yılında çıkarılan Biyogüvenlik Yasası’na göre transgenik bitkilerin tarımı yasaklanmıştır. Yasa çıkmadan önce de ülkemizde transgenik bitki tarımı yapılmamıştır. Mevcut yasaya göre transgenik çeşitlerden elde edilen ürünlerin yem amacıyla ülkeye ithalatı Biyogüvenlik Kurulu’nun iznine bağlıdır. Halen bazı transgenik soya ve mısır çeşitlerinin yem sanayinde kullanmak amacıyla yurt dışından ithali için bu kuruldan izin alınmaktadır."

TARANSGENİK BİTKİ ÇEŞİTLERİNİN OLUMSUZLUKLARI

Prof. Dr. Hatipoğlu, Türkiye’nin günümüzde tarımı yapılan transgenik bitki çeşitlerinin yerine, etkin yabancı ot mücadelesi böcek kontrolü sağlanılarak verimde artış ve üretim maliyetinde azalma sağlayabilecek üretim potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Söz konusu GDO’lu bitkilerden elde edilen ürünlerin gıda veya yem olarak kullanılmaları durumunda insan ve hayvanlarda bazı olumsuz etkilere neden olabileceğini belirten Hatipoğlu, bu tür bitkilerin tarımının yaygınlaşması ile çevrenin olumsuz etkilenebileceğinin, transgenik bitki tarımı yapılan ülkelerde bazı sosoyo-ekonomik problemlerin oluşabileceğinin dünya kamuoyunda tartışıldığını dile getirdi.

(CİHAN)


Güncel