Bülent Arınç: Dövizli askerlik 6 bin Avro'ya düşürüldü

08 Temmuz 2013 - 20:58

ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Başbakanlık Yeni Bina'da toplanan Bakanlar Kurulu sona erdi. Toplantı saat 14.30'da başladı ve yaklaşık 4,5 saat sürdü. Bakanlar Kurulu'nun ardından Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç bir basın toplantısı düzenledi.

Bülent Arınç, konuşmasının başında dövizli askerlik ücretinin 10 bin Avro'dan 6 bin Avro'ya düşürüldüğü müjdesini verdi. Arınç, "Bildiğiniz gibi 5 bin 112 Avro'dan geçtiğimiz yıl 10 bin Avro'ya yükseltilmişti. Bunun çok yüksek olduğu ve yurttaşlarımızın zararına yol açtığı ve bazı sosyal psikolojik endişeler meydana getirdiği görüldü ve hükümetimiz bakanları kurulumuz konuyla ilgili bir kaç aydan bu yana üzerinde çalıştığımız konuyu bugün sonuçlandırdı. Bugün itibarıyla dövizli askerlik 10 bin Avro'dan 6 bin Avro'ya düşürülmüştür. Bunun uygulama esasları ve usulleri Milli Savunma Bakanlığımız tarafından takip edilecektir." şeklinde konuştu.

Ayrıca Meclis'teki görüşmeler sırasında AK Parti milletvekili yaralandığı kavgayı "üzücü bir olay" olarak değerlendiren Bülent Arınç, "Benim de kısmen Cuma güne şahit olduğumu ama daha sonra Cumartesi günü Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a ve maalesef tartışmalar sırasında Şırnak milletvekilimiz Sayın Mehmed Emin Dindar’ın yaralanmasına yol açan meclise yakışmayan milletvekillerinin onuruna itibarına tamamen aykırı olayı da zikret etmek istiyorum. Bu çok üzüntü verici olaydır. Bu olaya sebebiyet veren isimleri gerek milletvekilimiz gerekse sayın bakanımız tarafından açıklanan CHP milletvekilleriyle ilgili olarak hem TBMM’nin onun şahsında Sayın Başkanın hem de sayın milletvekilimiz şikayetçi olduğuna göre bu milletvekilleri hakkında yargısal sürecin bir an önce başlamasını sonuçlanmasını temenni ediyoruz." dedi.

TBMM'nin 1 Temmuz’da tatile girmesinin Anayasa gereğince mümkün olduğunu hatırlatan Arınç, "Ancak çalışma kararı aldı ve toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren çok önemli konularda 100’den fazla maddeyi barındıran kanunu görüşmeye başladı. Bu görüşmelerde özellikle MHP ve CHP engelleyici bir tavır içindedirler. Şüphesiz muhalefetin engelleme hakkı yani demokrasilerde kutsaldır ve önemlidir. Ancak bunların yerince kullanılması gerekir. Yurttaşlarımızın aleyhine toplumun özellikle büyük kesimlerine zarar verecek bir noktaya gelmemesi hele hele eleştirilerin ötesinde fiili saldırılara dönüşmemesi gerekir. Benim görebildiğim Cuma günkü manzara şöyleydi: AK Parti büyük çoğunluğuyla mecliste hazır bulunuyor, CHP’den sadece sayabildiğim en yüksek rakam 25 civarında milletvekili, MHP’den en fazla 15 milletvekili, BDP’den en fazla 2 milletvekili salonda bulunuyor. Ama her maddenin önergenin oylamasında karar yeter sayısı isteniyor, zaman zaman içerinin biraz zayıfladığının görünce yoklama talep ediliyor. Zaman kaybına yol açılıyor. Her madde üzerinde birbirinin aynısı olan konuyla hiç ilgisi olmadığı halde her biri üç sayfa tutan önergeler veriliyor. Bu önergelerin okunması ve oylanması da zaman alıyor. Oysa yapılmak istenen nedir? Buna karşı muhalefetini engellemeleri hangi sebepledir. Kamuoyunun bilmesinde fayda var." dedi.

MECLİS'TEKİ KAVGA

Arınç, "Evvelsi gün yaşanan olaylarda CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve Sakarya Milletvekili Engin Özkoç ve arkadaşlarının, Sayın Başbakan Yardımcısına fiili saldırıda bulunmak masasına geldiklerini, o sırada AK Partili milletvekilleri bunu önlemek için ortaya çıktıklarını ama tartışmalar sırasında bir sayın milletvekilimizin kaşının yaralandığını gözünün zedelendiğinin ve başka arkadaşlarımızın bundan zarar gördüğünü biliyoruz. Maalesef bu isimleri sayılanlarla birlikte birkaç kiyi daha özellikle bu tartışmalarda vurucu kişiler olarak rol oynamakta, birileri bunları meydana getirmek suretiyle adeta meclisi kavga alanı şekline dönüştürmektedirler. Sayın Genel Başkanları, bu milletvekilleri hakkında kendi iç bünyelerinde mutlaka disiplin soruşturması yapması. Kavgaya karıyan milletvekillerini, tartışmalarını saldırıya götüren milletvekillerini en azından cezalandırması ve onların mecliste elbette bu görevlerin verilmemesi gerekir. Değerli arkadaşımız konuyu yargıya taşıdığına göre mutlaka bunun gereği yapılacaktır. Ancak bilelim ki bu isimler gibi pek çok isimler daha önce Silivri'de mahkemeyi de basmışlardır. Dışarıda cereyan eden pek çok olaylara karışmışlardır. Yine meclisin pek çok oturumlarında kavga çıkaran, hakaret eden pek çok isimlerden birileri olmuşlardır. Bu meclise yakışmıyor. Milletvekilliğine yakışmıyor. Milletimizin de tasvip ettiği bir olay değildir. Yaşadığımız bu olaydan dolayı tekrar üzüntülerimizi ifade etmek istiyorum." şeklinde konuştu.

PALALI SALDIRGAN

Başbakan Yardımcısı Arınç'a ayrıca Taksim'de Palalı saldırganın serbest bırakılması da soruldu. Arınç, şu ifadeleri kullandı: "Elinde bir pala satır olan herkese satışan kimisine tekme atan görüntü korkunç bir görüntü meşru görmek, buna farklı anlamlar yüklemek doğru değil. Kamu düzenin bozan bir harekettir. İnsanların hayatına can ve malına tehdit kokan bir harekettir. Kim yaparsa yapsın TCK'da karşılığı vardır. Uzun süre ekranlarda kaldı polisin müdahalesi daha sonra oldu. Savcılık tutuklama talebiyle göndermiş fakat mahkeme serbest bırakmıştır. Savcılar ve hakimlerin verdiği kararlarla herkesi alabildiğince eleştirdiği bir ülkedeyiz. Elinde satırla sağa sola hücum eden insan neden serbest bırakılmış hatta bunu adli kontrol mekanizması niçin öngörülmemiştir hakime sormak lazım. Hükümetin bir işi değil ben de garip karşıladım. İnsanlara korku endişe salan hareket karşısında telkin, etmesi bu saldırgan hakkında mutlaka TCK kapsamında yargının mutlaka süratle bir karar vermesi gerekir ama niçin serbest bırakıldı bunlar mahkemenin bildiği hususlardır."

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI İÇİN GEREKİRSE DÜZENLEME YAPARIZ

Bülent Arınç, Anayasa Mahkemesi'nin uzun tutukluluk süreleriyle ilgili verdiği kararı da değerlendirdi. Arınç, Anayasa Mahkemesi'nin henüz gerekçeli kararı yayımlamadığını, kısa kararın yayımlandığını hatırlatarak, düzenleme için verilen 1 yıllık sürenin ise gerekçeli kararın yayımlanmasının ardından söz konusu olabileceğini anlattı. "Anayasa Mahkemesi'nin kararına karşı da saygı duyuyoruz." diyen Arınç, "Ben zannediyorum ki Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı bu soruna çözüm getirmeye yöneliktir." dedi. Arınç 10 yıl süresinin üst limit olduğunu ifade ederken, “Hiçbir hakim bu limit ile bağlı değildir. Eğer bir yasama gerektirirse bunu düşünürüz. Ama gerek kalmadan bu had üst had olduğundan bunu kendileri de uygulayabilirler.” ifadelerini kullandı.

(CİHAN)


Politika