CHP'den istihdam eleştirisi: 5 gençten biri işsiz

16 Ocak 2014 - 13:33

ANKARA - Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 2013’ün Ekim ayında istihdamın önceki yılın aynı dönemine göre 139 bin kişi arttığına dikkat çekerek, bu rakamın son 50 ayın en düşük artışı olduğunu ileri sürdü. 5 gençten birinin işsiz olduğunu belirten CHP'ye göre önümüzdeki günlerde ekonomideki yavaşlama ve beklentilerdeki bozulma, işsiz sayısını daha da artıracak.

CHP'nin yayınladığı 82. Ekonomik Görünüm Raporunda, 2013 Kasım Cari İşlemler Dengesi, 2014 Ocak ayında tüketici güveni ile ilgili göstergeler ve 2013 Ekim işsizlik verileri değerlendirildi. Raporda son yayınlanan işsizlik verilerine geniş yer verildi. 2013 yılının Ekim ayında işsizlik oranının, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,6 puan artarak yüzde 9,7 olduğunun işsiz sayısının ise aynı dönemde 202 bin kişi artarak 2 milyon 743 bine ulaştığının hatırlatıldığı raporda, 'genç işsizliğindeki' artışa dikkat çekildi. Son bir yılda genç işsizlik oranının 1,2 puan artarak yüzde 19,3’e ulaştığı vurgulandı.

Ekim 2013’te mevsim etkilerinden arınmış işsizlik oranında bir önceki aya göre 0,3 puanlık bir gerilemenin görüldüğünün fakat ayrıntılarda parlak olmayan bir tablo olmadığının ifade edildiği raporda, 'iş gücüne katılan vatandaş' sayısındaki ve 'istihdam artışındaki' yavaşlamaya dikkat çekildi. Rapora göre 2013’ün Ekim ayında, önceki yılın aynı dönemine göre istihdamdaki artış sadece 139 bin kişi oldu. Bu son 50 ayın (2009 Ağustos ayından itibaren) en düşük istihdam artışı oldu. Hizmet sektöründe istihdamda önemli bir yavaşlama görülürken, tarım istihdamında son bir yılda 294 bin kişilik azalma dikkat çekti. Bu, tarım istihdamında 2008 Ocak ayından bu yana en sert düşüş oldu.

Rapora göre Ekim’de emek piyasasına giren vatandaş sayısında ciddi bir yavaşlama var. Son bir yılda çalışma çağına gelen nüfus 861 bin kişi artmasına karşın; işgücüne katılan nüfus sadece 340 bin kişi arttı. Aynı dönemde işgücüne dahil olmayan nüfustaki artış 521 bin kişi. Yani son bir yılda çalışma çağındaki nüfusa eklenen her 100 kişiden 61’i emek piyasasına girmedi. İşgücü havuzuna girmeyenlerin artışı 2013 Ekim’de işsizlik oranının çift hanelere ulaşmasını engelledi. İşgücüne katılım oranı 2012 Ekim ayı seviyesinde kalsa 2013’ün Ekim ayında işsizlik oranı 'yüzde 10' olacaktı. Önümüzdeki günlerde ekonomideki yavaşlama ve beklentilerdeki bozulma işgücü piyasası üzerindeki baskıyı kaçınılmaz şekilde daha da artıracak. Gelir ve istihdam azalırken, işsizlik oranını tek hanelerde tutmak için işgücü arzını istatistiklerde kısmak da yetmeyecek.

"CARİ AÇIĞIN FİNANSMAN KALİTESİ BOZULUYOR"

2013 Ocak-Kasım döneminde cari açığın, 2012’nin aynı dönemine göre yüzde 28,3 artışla 56 milyar dolara ulaştığının belirtildiği raporda, cari açığın 'finansman kalitesindeki bozulmaya' dikkat çekildi. 2013’ün ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen 'doğrudan yatırım' miktarının 2012’nin aynı dönemine göre yüzde 13,4 gerileyerek 10,4 milyar dolara, hisse senetlerine ve kamu borç kağıtlarına gelen yabancı yatırımların ise 2012’nin aynı dönemine göre yüzde 80 gerileyerek 1,1 milyar dolara düştüğü vurgulandı. Raporda, 2012’nin ilk 11 ayında verilen her 100 dolarlık cari açığın 103 dolarının yabancıların yaptığı doğrudan yatırımlar ile hisse senedi ve kamu borç kağıdı alımlarıyla finanse edildiği, buna karşın 2013’ün aynı döneminde bu rakamın 57 dolara gerilediği vurgulandı.

"DIŞ FİNANSMAN FED AÇIKLAMASI SONRASI YARI YARIYA DÜŞTÜ"

Raporda, Türkiye’ye 2013’ün ilk 11 ayında normal finansman yollarıyla ülkeye gelen paranın yüzde 70’ine yakınının FED’in 'sıcak para musluklarını kısacağız' açıklamasını yaptığı 22 Mayıs’tan önce geldiğine dikkat çekildi. Rapora göre Türkiye’ye 2013 yılında gelen 51 milyar dolarlık kaynağın 34,9 milyar doları Ocak-Mayıs döneminde gelirken, FED açıklamasının ardından Haziran-Kasım döneminde ülkeye gelen para sadece 16,2 milyar dolar oldu.

Sıcak para musluklarının kısıldığı yeni dönemde, Türkiye’nin kısa vadeli dış borçlarının ve cari açığının finansmanı için aylık 20 milyar dolardan fazla paraya ihtiyaç duyduğunun belirtildiği raporda, dış borç yüksek maliyetli kredilerle çevrilse bile 'çarkların dönmesi' için 59 milyar dolarlık cari açığın mutlaka 'taze parayla' finanse edilmesi gerektiği ifade edildi. Cari açığın finansmanı için yurtdışından her ay yaklaşık 5 milyar dolarlık taze finansmanın bulunması gerektiğinin kaydedildiği raporda, buna karşın Türkiye’ye 2013 Haziran-Kasım döneminde gelen aylık taze kaynağın ortalama 2,7 milyar dolarda kaldığı vurgulandı. Raporda, 2014’te Türkiye’ye gelen taze para miktarında bir değişiklik olmazsa ülkenin önünde üç seçenek bulunduğu ifade edildi. Rapor göre Türkiye, ya zaten sınırlı olan rezervlerini eritecek, ya “son yıllarda anormal gelişmeler gösteren” kaynağı belirsiz paraları artıracak ya da büyümeden fedakarlık ederek cari açığın finansmanını sağlayacak.

Raporda, cnbc-e tüketici güven ve beklenti anketindeki veriler değerlendirilerek, Türkiye’de tüketici beklentisinde ve güveninde hızlı bir bozulma olduğu, beklenti kanalındaki bu çok hızlı bozulmanın ekonomide 'kontrolsüz bir düzeltmeye' neden olabileceği uyarısında da bulunuldu.

"2001’DE YAŞAMIŞTIK, FATURASI AĞIR OLUR"

Raporun sonuç kısmında da Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarının yarattığı riske önümüzdeki dönemde yapılacak en az iki seçimin ve hükümetin yolsuzluğunun üstünü hukuk devletini tepeleyerek örtmeye çalışmasının ciddi bir siyasi riski de eklediği vurgulandı. “Ekonominin kırılganlığı ile siyasetin kırılganlıklarının bir araya geldiğinde sonuçlarının ne olduğunu bu millet 2001’de çok acı şekilde yaşadı. 2014 Türkiye için zor bir yıl olacak.” denilen raporda, AKP’nin 11 yıldır ekonomide biriktirdiği kırılganlıkları bir devlet krizi ile adeta temize çekmeye çalıştığı ifade edildi. Bir ekonomik krizin olası sorumlularının ise şimdiden 'dış mihraklar', 'lobiler' ve 'hükümet kumpas kuran paralel yapılar' olarak belirlendiğinin kaydedildiği raporda, “Vatandaşlarımızın ferasetini küçümseyen bu stratejiden artık alışılageldik AKP mağduriyet hikayesi çıkmaz. Bunun tek mağduru milletin kendisi olur. İşte işsizlik rakamları böyle bir tehlikeye işaret etmeye başladı bile. Mağdur bir milletin mağrur bir iktidara keseceği ceza ise elbette ağır olur.” denildi.

(CİHAN)


Ekonomi