Davutğlu: Kalıcı bir barışın ön şartı 'bağımsız Filistin'dir

01 Aralık 2012 - 13:25

İSTANBUL - Türk-Arap İşbirliği Forumu Dışişleri Bakanları 5. Toplantısı'nda konuşan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İsrail ve Filistin arasında kalıcı barışın sağlanmasının ön şartının bağımsız Filistin devletinin ilanı olduğunu söyledi.

Forumun siyaset, ekonomi, kültür, medeniyet ve sosyal kalkınmayı hedeflediğini dile getiren Davutoğlu, " Şimdi sıra, bölgede kalıcı bir barışın tesis edilmesine gelmiştir. Bunun da ön şartı, Filistinli kardeşlerimizin yıllardır özlemini çektikleri haklarına kavuşmaları ve bağımsız Filistin Devleti’nin kurulmasıdır." dedi.

Son iki yılda bölgemizde ortaya çıkan gelişmelerin ilgili ülkeler arasındaki işbirliğinin geliştirilmesini daha da zaruri hale getirdiğini ifade eden Ahmet Davutoğlu, "Bölgemizin geleceğinin halklarımızın beklentileri doğrultusunda ortak çabalarımızla şekillendirilmesi bilhassa bu dönemde bizler için tarihi bir sorumluluktur.
Bölgemizde barış ve istikrarın temini ve devamı ile kalkınma yoluyla halklarımızın daha müreffeh hayat koşullarına ulaşmaları için bulunduğumuz yüzyılı kazanmamız şarttır. Sahip olduğumuz doğal kaynaklar ve insan gücü, coğrafyamızın sunduğu avantajlar bizi işbirliğine yönlendirmelidir." dedi.

TÜRK-ARAP DAYANIŞMASINI GÖSTERDİK

Toplantıda bölgesel meselelere daha ayrıntılı değinmek imkanı bulacaklarını dile getiren Davutoğlu, " Hepinizin bildiği gibi bölgemiz hayati bir süreçten geçmektedir. Söz konusu süreçte Türk-Arap dayanışması her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır. Nitekim dayanışmanın son örneğini Gazze’ye yaptığımız ziyarette hep birlikte yaşadık. İsrail’in 14 Kasım 2012 tarihinde başlattığı, çok sayıda masum Filistinlinin yaşamına mal olan Gazze Şeridi’ne yönelik saldırısı, bu ülkenin saldırgan politikalarının son örneğini teşkil etmiş, bölgeyi yeni bir kaosun eşiğine getirmiştir. Türk-Arap dayanışması ve işbirliği, bölgedeki meselelerin çözümünü çabuklaştıracak ve bölgemizde barış ve istikrarın tesisi çabalarına güç katacaktır." diye konuştu.

Bakan Davutoğlu konuşmasını söyle sürdürdü: "Arap Ligi Dışişleri Bakanlarıyla Gazze’de sergilediğimiz birliktelik, yakın işbirliğimizin son dönemdeki en somut örneklerinden birini oluşturmuştur. Birlikte, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını şiddetle kınadık ve son verilmesini talep ettik. Uluslararası toplum ve taraflarla tansiyonun düşürülmesi doğrultusunda birlikte girişimlerde bulunduk. Sayın Başbakanımızın Mısır’ı ziyareti esnasında, Mısır ve diğer kardeş Arap ülkeleriyle yakın bir işbirliği içinde ateşkesin sağlanması doğrultusunda yoğun çaba gösterdik. Mazlum Filistin halkıyla dayanışmamızı göstermek amacıyla Arap Ligi Dışişleri Bakanlarıyla birlikte Gazze Şeridi’ni ziyaret ettik."

Gazze'de ateşkesin sağlanmasını ve Gazze’ye yönelik saldırıların son bulmasını memnuniyetle karşıladıklarını dile getiren Davutoğlu " Şimdi sıra, bölgede kalıcı bir barışın tesis edilmesine gelmiştir. Bunun da ön şartı, Filistinli kardeşlerimizin yıllardır özlemini çektikleri haklarına kavuşmaları ve bağımsız Filistin Devleti’nin kurulmasıdır. Uluslararası toplum, İsrail Hükümeti'nin hukuk tanımayan, sorumsuz ve uzlaşmaz tutumunun bölgenin barış, güvenlik ve istikrarını tehlikeye sokmasına daha fazla izin vermemelidir. İsrail’in barış sürecini tahrip eden politikalarına güçlü tepkiler verilmesinin zamanı gelmiştir. Filistin davamızda beklenen sona ulaşılmasında 29 Kasım günü tarihi bir eşik aşılmıştır. Oylama sonucunda Filistin'in BM’de “üye olmayan gözlemci devlet” statüsüne kavuşması Filistin davası ve bu haklı davayı destekleyen herkes için bir zafer teşkil etmiştir. Bu kararın BM üyelerinin büyük bir çoğunluğuyla kabul edilmiş olması bizleri ayrıca memnun etmiştir. Uluslararası camia, BM’de Filistin Devleti’ni tanıyarak tarihi bir adaletsizliğe son verecek önemli bir adım atmıştır. Bu tarihi gelişmeden büyük bir mutluluk duyduk. Uluslararası toplum olarak Filistin halkına yönelik sorumluluğumuz henüz bitmemiştir. Filistin’in BM’ye üye olarak kabul edileceği gün geldiğinde uluslararası toplum Filistinlilere yönelik vicdani, hukuki ve siyasi borcunu tam olarak ödemiş sayılacaktır. " ifadelerini kullandı.

FİLİSTİN BAYRAĞININ BM'DE DALGALANMASI EN BÜYÜK TEMENNİMİZDİR
Davutoğlu, "Türkiye olarak, Filistin’in uluslararası alanda hak ettiği konuma erişmesi için çabalarımızı diğer uluslararası ortaklarımızla birlikte kararlılıkla sürdüreceğiz. Tam üye statüsüyle Filistin bayrağının BM'de dalgalanması en büyük temennimizdir. O bayrak dalgalanıncaya kadar da Türkiye'nin Filistin'e desteği sürecektir. Bölgemizin bugün itibariyle karşı karşıya kaldığı en önemli insani, siyasi ve güvenlik sorunlarından birisi de Suriye’de süre giden bunalımdır. Bu aynı zamanda sadece Müslüman ve Arap alemi için değil, evrensel değerlere bağlı tüm uluslararası camia için de bir vicdan sınavıdır." dedi.

Davutoğlu Suriye'deki gelişmeler konusunda ise "Suriye Rejimi, Suriye halkını katletmekte; başkent dahil şehir ve kasabalarını ağır bombardıman altında tutmaktadır. Bugüne kadar 35 bine yakın Suriyeli hayatını kaybetmiş; 2,5 milyondan fazla insan yerlerinden edilmiş, 500 bine yakın kardeşimiz komşu ülkelere sığınmak zorunda kalmıştır. İşkence vakalarının, kayıp şahısların sayısı ise meçhuldür. Bu trajedi maalesef tüm insanlığın gözleri önünde devam etmektedir. Beşşar Esed Yönetimi, yönetme ehliyetini ve meşruiyetini kaybetmiş; iktidarda kalmak uğruna her türlü acımasız yönteme başvurmaktan kaçınmayan silahlı bir milis gücüne dönüşmüştür. Kendi halkı ve ülkesinin geleceği için ciddi bir tehdit oluşturan Suriye Rejimi, sınırlarının ötesinde barış ve güvenliği hedef alan eylemleri ile de bölgemizin esenliği bakımından vahametini her geçen gün arttırmaktadır." diye konuştu.

Suriye’de değişimin kaçınılmaz olduğuna vurgu yapan Davutoğlu "Halkın iradesinin bastırılamayacağı açık ve net bir şekilde görülmüştür. Rejim, kendi halkına karşı yürüttüğü kanlı savaşı kazanamayacaktır. Bölgemizin kanayan yarası haline gelen Suriye krizinde bizlere düşen görev Rejim üzerindeki baskıyı arttırmaktır. Yegane arzumuz, geçiş sürecinin Suriyeli kardeşlerimizin meşru beklentileri doğrultusunda en kısa sürede sonuçlanması ve demokratik, hukukun üstünlüğüne dayalı, etnik ve dini ayrım gözetmeksizin tüm bireylerin eşit hak ve özgürlüklere sahip olduğu, müreffeh bir Suriye inşasıdır." dedi.

(CİHAN)


Dünya