Elektromanyetik alanların sağlığa etkisi mercek altında

11 Ekim 2013 - 18:49

ANKARA - Türk ve yabancı bilim insanları, elektromanyetik alanların sağlığa etkisini, Ankara'da düzenlenen bir konferans ile mercek altına aldı. Konferansta, yapılan çalışmaların henüz 'yeterli' olmadığı, daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

Sağlık Bakanlığı Kanser Daire Başkanlığı tarafından Hacettepe Üniversitesi'nde 'Elektromanyetik Alanlar ve İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri' başlıklı konferans düzenlendi. Konferansa, Sağlık Bakanlığı yetkilileri, akademisyenler ve yurt dışından ilgili kurumlardan bilim insanları katıldı.

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Daire Başkanı Turan Buzgan, konferansta yaptığı konuşmada, ülke kaynaklarının sağlık alanında koruyucu hizmetler üzerinde yoğunlaştığını dile getirdi. Buzgan, bu kapsamda alana ilişkin her türlü bilimsel gelişmenin takip edildiğini ve buna uygun programların geliştirildiğini söyldi.

Sağlık Bakanlığı Kanser Daire Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin ise konuşmasında, Türkiye'nin kanser kontrol programına ilk başlayan ülkeler arasında olduğunu belirtti. Elektromanyetik alanların olası sağlık etkilerinin de bilimsel danışma kurulları ile izlendiğini ifade eden Gültekin, kamuoyuna en doğru bilgiyi en üst düzey bilim adamları ile iletmeye devam edeceklerini dile getirdi. Gültekin, elektromanyetik alanların tartışılan olası kanser etkilerinin 'menenjiyom, gliyom, akustik nörom' olduğunu anlattı:

"Biz, bu tümörleri de kayıt altına aldık. Son 5 yıllık istatistiklere bakıldığında bu 3 kanser türünde belirgin artış yokken, Türkiye'nin esas kontrol stratejisi, akciğer, meme ve diğer türler üzerinde yoğunlaşmalıdır." diyen Gültekin, elektromanyetik alanlar hakkında gelen şikayet ya da soruların da Bilimsel Kurul tarafından en güncel bilgiler ışığında yanıtlandığını bildirdi.

ELEKTROMANYETİK ALANLAR İLE BEYİN TÜMÖRLERİ ARASINDA YETERLİ KANIT YOK

IARC Başkanı Christopher Wild ise konferansta yaptığı sunumda, elektromanyetik alanlara ilişkin yapılan araştırmalarda baz istasyonu antenleri, hava elektrik kabloları, kablosuz internet, televizyonlar gibi kaynakların son derece düşük seviyede ışıma yaptığını belirtti. Yapılan çalışmaların, yeni teknolojilerin gelişmesiyle kablosuz telefonların daha az elektromanyetik alan maruziyetine yol açtığını ortaya koyduğunu ifade eden Wild, şu ana kadar yapılan çalışmalara göre mobil telefon kullanımıyla beyin tümörleri gibi diğer tümörler arasında potansiyel ilişki kurulmasında 'yeterli kanıtlara ulaşılmadığına' dikkati çekti.

Wild, baz istasyonu antenleri, elektrik kabloları, Wi-Fi ve televizyonlar gibi kaynakların, mobil telefonlara oranla çok daha düşük ışıma yaptığını dile getirerek, mobil telefonların etkisinde ise baz istasyonu ile olan bağlantı kalitesinin önemli olduğunun altını çizdi. Wild, "Yapılan araştırmalar, mobil bağlantının kalitesine bağlı olarak beyinde daha az etki yarattığını gösterdi. Ayrıca kablolu kulaklık kullanımının, beynin alacağı ışımayı yüzde 90 oranında azalttığını da gördük." dedi.

"MARUZİYET UZAKLAŞTIKÇA ARTIYOR"

IARC Çevre ve Radyasyon Bölüm Başkanı Joachim Schüz ise Çalışma Grubu'nun çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.
Düşük frekanslı elektromanyetik alanlar ile ilgili son olarak yapılan geniş katılımlı çalışmalarda da cep telefonu kullanımı ile kanser gelişme riskinde belirgin bir artış bulunmadığını belirten Schüz, IARC Çalışma Grubu'nun mobil telefon kullanımına ilişkin yaptığı çalışmaları anlattı. Çalışma sonucuna göre Schüz, cep telefonlarının baz istasyonlarına uzak olmasıyla elektromanyetik alan maruziyetinin arttığını, yakın olmasıyla ise düştüğünü bildirdi.

"BAZ İSTASYONLARI KONUSUNDA TOPLUMU BİLGİLENDİRMEK GEREKİR"

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilm Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan da Türkiye'de elektromanyetik dalgaların insan sağlığına etkisi konusunda yapılan çalışmaları anlattı. Toplumda, özellikle baz istasyonları ve cep telefonları ile ilgili bir fobi oluşturulduğunu dile getiren Kalkan, "İnsanlar, bu cihazlardan vazgeçemezler. Bunu anlatırken, korku yaratmak yerine, bilgilendirmek gerekir. Türkiye'deki standartlar, baz istasyonları için dünya standartlarının dörtte bir altındadır. Ölçüm sonuçları ise çok daha az değerdedir" diye konuştu.

(CİHAN)


Güncel