Erdoğan: Artık bu ülkede ulusalcı mulusalcı diye bir şey yok, millet gerçeği var

11 Ekim 2013 - 13:30

ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, başörtüsünün serbestisini eleştirenlere tepki gösterdi. Erdoğan, "Baktım dün bir grup çıkmış bir şeyler söyleyip duruyor. 'Böyle bir şey olamaz' diyor. Ya siz kimsiniz. Millet bu işin kararını vermiş, bu iş bitmiş. Artık bu ülkede ulusalcı mulusalcı diye bir şey yok. Bu ülkede artık millet gerçeği var, bunu göreceksiniz. Bu ülke hepimizin ülkesi bunu göreceksiniz. Bu ülke ne kadar erkeklerin ülkesi ise o kadar da kadınların ülkesidir, bunu göreceksiniz." dedi.

Başbakan Erdoğan, Ankara’da Dünya Kız Çocukları Günü münasebetiyle düzenlenen “Kız Çocuklarının Eğitim ve Öğretiminde Yeni Politika ve Uygulamalar” çalıştayı’na katıldı. Burada bir konuşma yapan Erdoğan, konuşmasının başında Peygamber Efendimiz’in kız çocuklarına karşı olan şefkatine değindi: "Geçmişimizden bugüne sevgili peygamberimizden en çok da çocukların peygamberinden bir başlangıçla konuşmamı zenginleştirmek istiyorum. Çocukların çok sevdiği bir insan çocukları çok fazla seven bir insan ve kendi çocukları erken yaşta vefat etmiş 4 kız babası olan bir insan. Birisi peygamber efendimize ‘ey Allah’ın rasulü siz çocukları öper misiniz?’ sorusunu sorduğunda ardından da ‘biz öpmeyiz’ dediğinde sevgili peygamberimizin verdiği cevap çok manidardır: ‘Allah senin kalbinden merhamet duygusunu almışsa be ne yapabilirim?’ Bir yolculuğa çıkarken biraz daha fazla görebilmek için en son kızı Fatıma’yı öper kızının kokusu üzerinde kalsın isterdi. Yolcuklardan döndüğünde ise tam aksine ilk önce kızı Fatıma’ya sarılırdı."

Peygamber Efendimiz’in bundan 14 asır önce kız çocuklarına yönelik diri diri toprağa gömülmesi uygulamasına son verdiğini hatırlatan Erdoğan, "Aradan 14 asır geçmiş olmasına rağmen kız çocuklarına yönelik hem bu uygulamanın hem de bunun yasaklanmasının üzerinde özellikle durmak zorundayım. Kız çocuklarının dışlanması hor görülmesi istenmeyip toprağa gömülmesi sadece o günlere ait o topluma ait bir uygulama değildi. Hz. Peygamber bu uygulamayı yasaklamış olmasına rağmen 1400 yıl boyunca bu uygulama farklı tonlarda usullerde maalesef yaşadı ve yaşatıldı." dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti: "Bugün bile Müslüman olduğunu söyleyen ama bir kız çocuğu doğduğu zaman hayıflanan üzülen sevinmeyen anneler babalar maalesef var. Kız çocuklarını erkeklerden ayrı tutan horlayan dışlayan anne babalar var. Bugün bile kız çocuklarını belli imkanlardan özgürlüklerden yeterince faydalandırmayan insanlar var. Örneğin mirası paylaştırma. Ülkemizin belli bölgelerinde var. Karadeniz’de doğuda güneydoğuda. Kızı dışlayıp mirası erkekler arasında paylaşanlar var. Onun için medeni kanun ne getirdi? Kayıt altında olanlarda yüzde 50 yüzde 50 hak getirdi. Bu doğrudan İslam coğrafyasında yaşanan bir sorun değildir. Batı da en gelişmiş demokratik ülkelerde de kızların ve kadınların o eski geleneklerden etkilendiğini dışlandığını bir meta olarak değerlendirilip istismar edildiklerinin görüyoruz."

"CAHİLİYE ADETİ"

Kız çocuklarına ve kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığın cahiliye adeti olduğunu ifade eden Erdoğan, "Kız çocuklarına ve kadınlara yönelik her türlü ayrımcı yaklaşım, özellikle de şiddet cahiliye dönemi alışkanlığı olduğu kadar insanlık dışıdır. Bizim medeniyetimizde köklü aile yapımızda çocuklar arasında kadın ile erkek arasında ayrımcılık yoktur. Kim ki kadına yönelik şiddeti bir adet olarak lanse ediyorsa insanlık dışı muameleyi meşru göstermeye çalışıyorsa cahildir, cahiliye döneminden kalmadır insanlıktan nasibini alamamıştır. Kız çocukları ile erkek çocukları arasında tek bir ayrımcılığa müsaade edebiliriz. O da pozitif ayrımcılıktır. Çok şükür biz de bunu yapıyoruz. Anayasamızdan mevzuatlara uygulamalara kadar kız çocuklarımızı kadınlarımızı kayırmaya başladık her alanda onlara öncelik tanıyoruz." diye konuştu.

"SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ KENDİ İÇİMİZDE"

Bugün ülke olarak millet olarak karşı karşıya kaldığımız sorunlarının çözümünün yine kendimizde kendi özümüzde ve tarihimizde olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Sorunlarımıza yurtdışından ithal kavramlar üretmek zorunda değiliz. Çözümleri de ithal kavram ve formüllerle üretmek zorunda değiliz. Bizler binlerce yıllık devlet geleneği olan medeniyetler inşa etmiş bir milletiz. Takipçi değil vagon değil öncü olmak lokomotif olmak zorundayız. Takip edenler hep arkada kalırlar. Kendi çözümlerimi formüllerini üretmek varken ithale mahkum olanlar geride kalırlar, tembelleşirler. Kendi tarihine bakıp oradan çözüm üretmek yerine taklidi tercih edenler toplumda doku uyuşmazlığı üretirler. Dünyayı en yakın şekilde takip edecek yeniliklere açık olacak küresel cevap arayacağız. Ancak küreselleşirken kendi tarih ve medeniyetimize yabancılaşmayacak kendi kendimizi inkar etmeyeceğiz. Kadınların sorunlarını çözerken bu alanda dünyayı takip ettiğimiz kadar kendi tarih ve medeniyetimizi de ölçü alacak ecdadımızın izinden gideceğiz. Sorunlarımızı dışarıdan gelip birileri çözmeyecek. Kendi sorunlarımızı kendimiz çözeceğiz. Kızların sorunlarını da biz çözeceğiz. Hatta bu sorunları kız çocuklarımız hanım kardeşlerimiz çözecektir." ifadelerini kullandı.

"KIZ ÇOCUKLARINI OKUL KAPILARINDAN ÇEVİRENLER GÖRÜLMEDİ"

Devletle vatandaş arasındaki güven bulanımının en fazla eğitimde ve en fazla kız çocuklarının eğitiminde kendisini gösterdiğini anlatan Erdoğan, "Kız çocukların eğitimi ile ilgili olarak artık bazı konuları çok açık konuşmamız samimiyetle istişare etmemiz gerekiyor. Hiç kuşkusuz cahiliye döneminden bugüne gelen alışkanlıklar yani kız çocuklarına yönelik ayrımcılık kızların okutulmasının önünde engel teşkil etti. Ancak kızların okula gönderilmesinin önünde bir başka engel de bulunuyordu. Maalesef devletle vatandaş arasındaki güven bulanımı en fazla eğitimde en fazla kız çocuklarının eğitiminde kendisini gösterdi. 10 yıllar boyunca devletle vatandaş arasında bir güven sorunu olduğu için, vatandaş devlete ve devletin kurumlarına soğuk baktığı, devleti kendisini çok ötesinde üzerinde gördüğü için kızlarımız okullardan uzak tutuldu. Vatandaşını kucaklayamayan şefkat gösteremeyen asık suratlı sert devlet imajı, vatandaşı devletten soğuttuğu kadar kız çocuklarımızı da ciddi manada okullardan uzaklaştırdı. Okullarımız müfredatımız bazı öğretmenlerimiz yerel değerlerle milletin ve toplumun değerleri ile barışamadığı toplumu anlamaya toplumla empati kurmaya çalışmadığı için okul ayrı yerde durdu vatandaş ayrı bir yerde durdu. 10 yıllar boyunca devlet ile vatandaş arasında nasıl soğukluk oluştuysa anne baba ile okul arasında öğrenci ile okul arasında da maalesef bir soğukluk oluştu. Bu uzaklığı bu uçurumu körükleyen başka bazı uygulamalar da oldu. Devlet ve devletin okulları çocuklarımıza özellikle de kız çocuklarımıza kendi değerlerini unutma inançlarının gereğini çiğneme yönünde maalesef baskı yaptı dayatmalarda bulundu. Bu ülkede kız çocuğunu okula göndermeyen anne babalar yıllarca eleştirildi. Erkek çocuğunu okutan kız çocuğunu ayrımcılık yapan, kız çocuğunu ilkokuldan sonra hemen kocaya veren anne babalar hep eleştirildi. Ama kız çocuklarını okul kapılarından çevirenler görülmedi, kız çocuklarını ikna odalarında işkenceye tabi tutanlar görülmedi. Üniversite kapılarında kız çocuklarının onurlarını zedeleyen uygulamalar görülmedi. Kız çocuklarını okutmuyor diye anne babalarını eleştirenler, üniversite kapılarından kız çocuklarını geri çevirdiler, onları evlere kapatmak istediler ve kendi özeleştirilerini de yapmadılar. Bugün artık bu çarpık zihniyet hamdolsun tedavülden kalkmıştır." değerlendirmesini yaptı.

Başörtüsü serbestisini eleştirenlere tepki gösteren Erdoğan, şöyle devam etti: "14 asır önce kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi nasıl bir cahiliye dönemi alışkanlığı ise 10 yıllar boyunca kız çocuklarını kılık kıyafetten dolayı dışlamak üniversite kapıların da geri çevirmek de öyle bir cahiliye alışkanlığıydı ve bu alışkanlık artık son bulmuştur. Baktım dün bir grup çıkmış bir şeyler söyleyip duruyor. Böyle bir şey olamaz diyor. Ya siz kimsiniz ya. Millet bu işin kararını vermiş, bu iş bitmiş. Artık bu ülkede ulusalcı mulusalcı diye bir şey yok. Bu ülkede artık millet gerçeği var, bunu göreceksiniz. Bu ülke hepimizin ülkesi bunu göreceksiniz. Bu ülke ne kadar erkeklerin ülkesi ise o kadar da kadınların ülkesidir, bunu göreceksiniz. Bu ülkede başı açık kardeşlerim ile başı örtülü kardeşlerimin özgürlüklerini haklarını birbirinden ayıramayacaksınız, el ele beraber yürüyecekler. 76 milyon kadın erkek çocuk, genç yaşlı Türk Kürt Arap Alevi Sünni hepimiz bu ülkenin sahibiyiz. Hepimiz bu ülkede birinci sınıfız, ve hepimiz biriz, beraberiz, birlikte Türkiye’yiz. Hiçbir alanda hiçbir meselede ayrımcılığı kabul etmiyoruz. 76 milyonun Her bir ferdinin devlet karşısında eşit olmasını eşit olmasını her imkandan eşit oranda yararlanmasını savunuyoruz bunu sağlamak için de samimi çaba gösteriyoruz."

"BEN BUNUN ACISINI ÇEKMİŞ BİR BABAYIM"

Bu ülkede artık hiç kimsenin kız çocuklarının kıyafetine bakıp ‘sen okuyamazsın’ diyemeyeceğini söyleyen Erdoğan, "Artık meslek liselerinde okuyan tüm kardeşlerimiz ister kız ister erkek istediği okula aynı yarış içerisinde girecek ve kazandığı yerde de okuyacaktır. Ben bunun acısını çekmiş bir babayım. Oğlum katsayısına takıldı, Boğaziçi’ni kazandığı halde gidemedi ve yurtdışına göndermek zorunda kaldık. Yurtdışında okudu masterını Harvard’da yaptı. Burada katsayıya takıldı. Kızlarım başörtülü olduğu için kendi ülkemde okuyamadılar. Yurtdışına göndermek zorunda kaldım. Onlar da yurtdışında okudular. Birisi doktorasını Berkley’de yaptı bir değerini masterını London School of Economics’te yaptı. Ama bu ülkede okuyamadılar. Niye? Başörtüsü var diye. Ya bunlar başındaki bir örtü ile uğraşacak kadar cahil ve zavallı."

OBAMA’NIN SAĞLIK REFORMUNA DESTEK

Erdoğan konuşmasının sonunda ise ABD Başkanı Barack Obama’nın Sağlık Reformu’na destek verdi: "Amerika hala sağlık reformunu geliştiremiyor. Sayın Obama bir sağlık reformu adımı attı bazıları önünü kesmek istiyor. Ne kadar güzel bir adım. Burada aslında Sayın Obama’ya destek vermek lazım. Niye o destek verilmiyor? Çünkü insan çok önemli, herkes zengin olamayabilir. Herkes sosyal devletin imkanlarını bulamayabilir. Bu yasayla o sosyal devlet imkanları geliyor. Neymiş? Benim kazandığını başkalarına harcayamazsın. Böyle şey olabilir mi ya? Devletin kasasına giren parayı devlet harcanması gereken yerlerde harcama yetkisini alır. Bakın bizde Kanuni Sultan Sülayman’ın güzel bir ifadesi var, ben bunu dostlarımıza da söylemek istiyorum. Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi."

(CİHAN)


Politika