Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na mülteci tepkisi: Sen kimin torunusun?

05 Eylül 2012 - 15:28

ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriyeli mülteciler konusunda hükümeti eleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na tarihten verdiği örneklerle cevap verdi. Osmanlı’nın 1849’da Rusya’dan kendisine sığınan mültecileri korurken, 1946’da ise dönemin CHP yönetiminin Rusya’dan kaçarak sığınan Azerileri teslim ettiğini söyleyen Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na “Bizim kimin torunu olduğumuz belli, sen kimin torunusun?” diye sordu.

Erdoğan, AK Parti milletvekillerinin ve kurucular kurulu üyelerinin katıldığı genişletilmiş grup toplantısında, terörle mücadelenin yanı sıra Suriye meselesine de değindi. Suriye’de bir katliam olduğunu anlatan Erdoğan, “Suriye’de rejim bir terör devletidir, bölücü terör örgütünden farkı yok. Suriye’de katledilen, şehit edilenlerin sayısı 30 bine yaklaştı” dedi. Erdoğan, ölen 30 bin kişiden de 2 bin 200’ünün çocuk olduğunu, 76 bin kişinin de kayıp olduğunu ve kendilerinden haber alınamadığını aktardı.

BİZ SURİYE İÇİN NE ABD NE İNGİLTERE’YİZ

Suriye halkı için Türkiye’nin sıradan bir ülke olmadığını, “ana muhalefet partisinin anlattığı gibi bir ülke' ülke olmadığını söyleyen Erdoğan, “910 kilometre sınırı, akrabalık bağları, tarihten gelen birlikteliği olan bir ülkeyiz. Biz ne ABD, ne İngiltere’yiz. Biz burada İran da Çin de Rusya da değiliz. İç içe geçmişliğimiz var, Afrika’daki bir ülke, Asya’daki bir ülke de değiliz. Onlar kayıtsız kalabilir ama Türkiye’nin kayıtsız kalması düşünülemez. Böyle bir lüksümüz yok. Suriye bölgenin refahı ve istikrarıyla doğrudan alakalı bir ülke. Suriye kaynarken biz Suriye’ye sırtımızı dönemezdik. Zaten isteseniz de dönemezsiniz.” şeklinde konuştu.

ZULMÜN RENGİ YOKSA MAZLUMUN DA RENGİ YOKTUR

Saddam döneminde Türkiye’ye sığınan peşmergelere din dil ırk ayrımı yapmadan kucak açtıklarını anlatan Erdoğan, “Suriye halkına da aynen Irak’ta davrandığımız gibi bu Sünnidir, bu Şiidir, bu Araptır, bu Türkmendir diye bakmıyoruz. Zulmün nasıl rengi yoksa mazlumun da rengi yoktur. Mazlum, mağdur ve ihtiyaç sahibi olanlar dünyanın neresinde olursa olsun bizim nezdimizde sadece insandır. Suriye’yi 10 yıldır bu zulümle yönetenlerin bugün de Suriye’de kendi halkına karşı toplu katliam gerçekleştirenlerin hangi mezhebe mensup olduklarıyla ilgili olmayacağız.” ifadelerini kullandı.

CHP, TÜRKİYE’YE HUSUMETİ OLANLARA DESTEK VERİYOR

Ardından CHP’nin Suriye konusundaki eleştirilerine değinen Erdoğan, “CHP Suriye üzerinden bizi pervasızca hedef alıyor. Bizim Suriye karşısında takındığımız objektif tavrı CHP takınamadı. Baas’la duygusal ilişki içerisinde Hatay başta olmak üzere çok ciddi provokasyonların fitilini tutuşturma gayreti içindedir.” dedi. Erdoğan, “Hatay’daki toplantılara baktığımızda bütün organizasyonlara baktığımızda bunların içindekilerin bir kısmının terörle bağlantılı olduğunu, CHP’li vekillerle birlikte hareket ettiğini görürsünüz. Terörle iç içe olan örgütlerin orada olduğunu görürsünüz. CHP, Türkiye’ye husumeti olanların destek veriyor.” şeklinde konuştu.

CHP, KURDA MERHAMET GÖSTERİYOR

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kurda merhamet etmek, kuzuya zulümdür. CHP işte bunu yapıyor. Kurda merhamet gösteriyor. CHP, Suriye’de akan kanı toplu katliamı, çocukların katledilmesini görmeyerek, bunu dile getirmeyerek, sabah akşam kampları konuşarak doğrudan Baas rejimine destek veriyor. CHP güdümündeki gazetelere bakıyorsunuz, CHP’nin cesaretle dile getirmediğini bunlar dile getiriyorlar. Onlar Esed zulmüne çanak tutuyorlar. CHP’nin ve medyanın Hatay üzerinden yürüttükleri çirkin senaryonun farkındayız.”

KILIÇDAROĞLU’NA: KAMPLAR ŞOV YAPMA YERİ DEĞİLDİR

İnsan Hakları Komisyonu üyelerinin Apaydın kampını ziyaret ederken, komisyondaki CHP vekillerinin gelmediğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, “Eğer samimiysen komisyon üyelerin niçin kampa gitmediler? Şov yapmaya o şekilde giderlerse olmayacak da onun için. Gideceksen tek başına gidebilirsin ama şov yapman için sana zemin hazırlamayız. Şov yapmana müsaade etmeyeceğiz, kamplar şov yapma yeri değildir.” diye seslendi.

CHP’nin tavrının kendi seçmenine bile haksızlık olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan, “Bir kere misafir bizim geleneklerimizde kutsaldır, dokunulmazdır. En az namus kadar şeref kadar mübarektir. Hele hele ölümden, baskından kaçmış kişiler bizim hanemize dahil oldukları andan itibaren korumamız altındadır. Bize sığınan emniyet içindedir. Misafirin dinine, mezhebine de asla ve asla bakmayız. Endülüs’te kovulan Musevilere kucak açtık, sahip çıktık. Kendi topraklarımızda biz ağırladık. Batılının yapmadığını biz yaptık. 1849’da Osmanlı’ya sığınan bin kadar mülteci geri istendiğinde Osmanlı elçisi Rus çarına şunu söylemiştir: ‘Bize sığınan mültecileri iade etmemiz doğu kültürüne uygun değildir. Aynı zamanda sultanımızın şerefi söz konusudur. Size mültecileri iade etmeyeceğiz, işte biz bunun torunuyuz. Kılıçdaroğlu sen kimin torunusun bilemem.” dedi.

BORALTAN AĞITIYLA CHP'YE YÜKLENDİ

CHP’nin bugün Suriyeli mültecilere karşı takındığı tavrı kendi tarihinden tevarüs ettiği bir tavır olduğunu söyleyen Erdoğan, “CHP kendi tarihinde de bunu defalarca tekrarlamıştı.” diyerek yakın tarihteki bir hadiseyi aktardı. Erdoğan, şöyle devam etti: “1945’te 146 Azeri aydın, Stalin’den kaçıyor, Aras Nehri üzerinden Türkiye’ye sığınıyorlar. Azeriler öz gardaşlarının yurduna gelip kucaklaşıyor, Stalin bu Azerilerin iadesini istiyor. Dönemin CHP yönetimi karakola telgraf çekiyor, İnönü iş başında o zaman. Mültecilerin iade edilmesini istiyor. Karakol komutanı gözlerine inanamıyor, emri defalarca teyit ettiriyor. CHP hükümetinden kesin emir geliyor. Azeriler Türk askerlerinin boynuna sarılıp ağlıyor, ‘bari siz kurşuna dizin teslim etmeyin, kendi bayrağımızın altında bizi öldürün’ diyorlar; ancak Ankara’dan gelen emir net. 146 Azeriyi teslim ediliyor. Azeriler köprünün hemen karşısında elleri bağlanmış olarak infaz ediliyor, ardından karakol komutanının intihar ettiği söyleniyor.”

Bu elim hadise karşısında geriye çok acı bir ağıt kaldığını anlatan Erdoğan, ardından bu ağıtı okudu: “Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras’ı/Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası/Karası, karası, merhamet fukarası/Karası, karası, merhamet fukarası./Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni/Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni/ Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine/Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine.”

CHP YARIN ŞAM’A GİDECEK YÜZ BULAMAYACAK

Erdoğan, CHP’ye eleştirilerini “İşte CHP budur, CHP Dersim’de kendi halkını acımasızca katleden bir parti değil öz Azeri, Kırım, Tatar kardeşini bile göz göre göre ölüme yollayacak zalim bir zihniyetin partisidir. CHP göğsünü gere gere Azerbaycan’a, Kırım’a Arap ülkelerine nasıl gidecek? Ama biz Saraybosna’ya da, Kahire’ye de, Bakü’ye de, Gazze’ye de göğsümüzü gere gere gideriz. CHP yarın Şam’a gidecek yüz bulamayacak ama biz inşallah en kısa zamanda Şam’a gidecek oradaki kardeşlerimizle muhabbetle kucaklaşacağız. Selahaddin Eyyubi’nin kabri başında Fatiha okuyacak, Emevi Camii’nde namazımızı kılacak, Bilal-i Habeşi’nin kabrinde, Sülaymaniye külliyesinde dualar edeceğiz. CHP nasıl Boraltan Köprüsü’nün lekesini yüzünde taşıyorsa yarın da Suriyelilere gösterdiği kabalığın lekesini yüzünde taşıyacak.”

(CİHAN)


Politika