Ertem: Gök Medresesi’ndeki yanlış uygulama müteahhitten kaynakladı

23 Eylül 2013 - 13:13

ANKARA - Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, Sivas Gök Medresesi restorasyonunda gerçekleyen yanlış uygulamanın, müteahhit firmadan kaynakladığını açıkladı. Firmanın iflas ettiğinden dolayı işi yapamadığını kaydeden Ertem, “Restorasyon tamamlanmadan işlem uzun sürdü. Restorasyon uzun sürdüğünden kaynaklanan sıkıntılar var. Orada hoşumuza gitmeyen durum var. Onun giderilmesi için de hakikatten bir gayretimiz söz konusu.” dedi.

Ertem, Cihan Haber Ajansı’na (Cihan) yaptığı açıklamalarda önemli değerlendirmelerde bulundu. Ertem, zaman zaman gündeme gelen, ‘hatalı restorasyonlara’ ilişkin de açıklama yaptı. Eski eserlerle ilgili, kurulların önceden karar verdiğini ifade eden Ertem, kurulların dönem dönem aldıkları kararları değiştirebildiklerini söyledi. 1970’de çimento harçlı sıvanın eski eserlerde kullanılması noktasında kurul kararları olduğunu dile getiren Ertem, bugün çimento harçlı sıvanın zarar verdiğini anladıkları için bu sıvayı artık kullanmadıklarını anlattı.

"ORTA KÖY CAMİİ’NDE ALTMIŞLI YILLARIN İZLERİNİ GİDERMEK İÇİN ÇOK UĞRAŞTIK"

"Kurul, karar verdi ve yaptık." diyen Ertem, “Ortaköy Camii’nde altmışlı yılların izlerini silmek için uzun uğraşlar verildi. Onları gidermek için çok zaman harcadık. Yağmur sularını engellemekte ahşap külahı kurşuna çevirmek avantaj sağlayacaksa, bunu kullanmakta sakınca yok. Bazı eserleri koruyamadığımız için kurşun kaplamak zorunda kaldık. Eserin kendisine yönelik bir şey değil. Eseri kurtarmaksa söz konusu olan, esere uygun sırıtmayacak mahiyette bazı çalışmaları yapmak gerekiyor. Aksi takdirde eseri kaybedebiliriz. Uygulamada yanlışlıklar görülebilir. Yanlış yapılan uygulamalara yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Mesela; Sivas Gök Medresesi’nde yanlış uygulama biraz müteahhit firmadan kaynakladı. İşi yapamadı, götüremedi ve iflas noktasına geldi. Restorasyon tamamlanmadan işlem uzun sürdü. Uzun sürdüğü için kaynaklanan sıkıntılar var. Orada hoşumuza gitmeyen durum var. Onun giderilmesi için de hakikatten bir gayretimiz var.” diye konuştu.

"YURT DIŞI ÇALIŞMALARINDA PRATİKTE KARŞILAŞILAN SIKINTILAR VAR"

Ertem, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yurt dışındaki çalışmaları hakkında da bilgi verdi. Ertem, 5 yıl önce kanun değişikliği yapıldıktan sonra, ancak yurt dışına dönük bir çalışma yapmaya başlattıklarını anlattı. Yurt dışındaki çalışmalarına ilk defa geçen sene Bosna’daki Sabih Hamamı ile başladıklarını ifade eden Ertem, “Bekir Bozdağ koordinasyonunda, bir kurul var. TİKA ile birlikte önemli derecede görev üstlendik. Makedonya, Kıbrıs’ta, Bulgaristan, Bosna, çalışmalarımız devam ediyor.” dedi.

Yurt dışındaki çalışmaları yeni başlattıklarından dolayı, çalışmalarını pratiğe dökmekte sıkıntı yaşadıklarını da anlatan Ertem, çalışmaların arttıkça pratik kazanacaklarını ve hareket alanlarını genişleteceklerini söyledi.

"SORUNLU KİRACILARLA MUKAVELE İMZALADIK"

Ertem, sorunlu kiracılar ve işgalcilere yönelik kurumunun çalışmalarından da bahsetti. Çalışmanın tamamlandığını kaydeden Ertem, “O çalışmayı yaptık. O zaman bir rakam telafuz etmiştik. O rakamı tam olarak değil de, o rakamı yüzde 70 düzeyinde rakam tahsisi gerçekleşti ve sorunlu kiracılar ve işgalcilerle mukavele yaparak, durumu hukukileştirdik. Durumumuz bu konuda şu an daha iyi.” diye konuştu.

"FATİH CAMİİ’NE KİTABENİN ASILMASI KURUL KARARI İLE GERÇEKLEŞTİ"

Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, Fatih Camii’nde Prof. Dr. Hüsrev Subaşı’nın imzasını taşıyan bir kitabenin caminin ana giriş kapısı üzerine asılması ile alakalı da kamuoyundaki tartışmalara da netlik kazandırdı. Birçok camii ve eski eserde tamamlayıcı işleri yaptıklarını bildiren Ertem, bunun bazen, hat, kitabe, levha ve çini olduğunu açıkladı. Fatih Camii’nde yapılanın da bu kapsamda gerçekleştirilen ‘tamamlayıcı iş’ olduğunu belirten Ertem yapılan uygulamayı, “Fatih Camii’nde daha önce var olan kitabesinin yeni hattatımız Hüseyin Hoca’nın girişimi ile aslına uygun bir şekilde yeniden yapılması işlemedir. Bunu yaparken ne Hüsrev Hoca ne biz ne de başkası asla yapamayız bunu. Kurul kararı alınması gerekir. Bunun eleştirilmesi doğru bulmuş değilim. Eğer öyle olursa bizim diğer yaptığımız işlerin de eleştirilmesi lazım. Biz bazen bir tezyinatı da değiştiriyoruz ya da tamamlıyoruz. Bir çiniyi aynısını yapıp üretip tamamlıyoruz. Bunları eleştirmiyorsak eğer, bir hattın kitabenin yerine konulması işlemini de eleştirmemesi gerekiyor.” diye değerlendirdi.

"AMAÇ DIŞI KULLANILAN VAKIFLARLA İLGİLİ HUKUKİ ARGÜMANIMIZI KULLANIYORUZ"

Vakıfların mülkü olup da, amacı dışında kullanılan mallar ile ilgili de görüşlerini paylaştı. Bu konuda özellikle vatandaşlardan ve medya kuruluşlarından kendilerine yardım talebinde bulunan Ertem, amacı dışında bar ve disko olarak kullanılan yerler varsa, bu yerleri vakıf ruhaniyetine uygun bir şekilde kullanılması noktasında ellerinde birçok mekanizmanın olduğunu açıkladı. “Hukuki yollarlar bunları gerçekleştiririz.” diyen Adnan Ertem, şöyle konuştu: “Bizim karşılaştığımız husus daha çok, alkol satışları ile ilgilidir; bar ve disko gibi yerler henüz bana intikal etmiş yerler değil. Bu söyleniyor ama, adres gösterilerek işler yapılırsa işlem yaparız. Ama alkol satılan yerlerle alakalı hukuki argümanımızı kullanıyoruz. Yetki çerçevesinde, vakfı hukukunu vakfedenin iradesine uygun kullanılması noktasında hassasiyetlere dikkat ediyoruz ve uyguluyoruz da. Haberlerde ben de görüyorum: ‘Disko ve bar olarak kullanılıyor.’ diye. Ama biz açık adres vermelerini istiyoruz.”

"KİRA GELİRLERİMİZ 300 MİLYON LİRA"

Ertem, vakıf mallarının ucuza kiralanmasını da artık kalmadığını, kiraların artık yüksek olduğundan şikayet edildiğini ifade etti. Ertem, kurumunun gayrimenkul üreten bir kuruluş olmadığını, sınırlı sayıda gayrimenkulü olan bir kuruluş olduklarını kaydetti. 2002’de kira gelirlerin 25 milyonken, şu an gelirlerin 300 milyon liraya ulaştığını kaydeden Ertem, “Eskiden düşüktü. Çalışmalarımızla, rayiç bedellerde kira gelirlerimizi yükselttik. Bu düşüklüğünden değil, günün rayiçlerine uymakla olabilir. Doğrudur, düşük kira bedelli yerlerimiz hala vardır, ama onlarla da ilgili çalışmalar yapıyoruz." dedi.

"SPONSORLAR SINIRLI, DAHA ÇOK EĞİTİM, OKUL VE HASTANEYİ TERCİH EDİYORLAR"

Ertem, restorasyonlarda sponsor olarak görev almak isteyen vatandaşların da çok sınırlı olduğunu, sene de bir-iki kişinin bu amaçla kendilerine başvurduğunu söyledi. Sporsorlarla ilgili beklentisinin daha yüksek olduğunu kaydeden Ertem, “Devletin sağladığı avantaj da var, ama daha çok eğitim, okul, hastaneye dönük gönüllü adımlar var.” ifadelerini kullandı.

"İMAR GELİNCE GAYRİMENKUL SAYILARIMIZ SAYISAL OLARAK ARTTI"

Gayrimenkulde sayısal anlamda bir artışın sağlandığını bilgisini de paylaşan Ertem, (parsel bağlamda) “İmar çalışmaları var. Daha önce arazi olan yerler imara uygulandıktan sonra, arsa haline dönüşüyor ve bir gayrimenkul durumuna göre yüzse iki yüze çıkabiliyor. Taşınmaz aynı kalıyor ama imar gördüğü ve parselasyona döndüğü için gayri menkul sayısı artıyor. Daha fazla gayri menkul metrekaresine sahip olduk diye bir iddiamız yok.” ifadelerini kullandı.

“TESCİLLİ ESER SAYIMIZ: 15 BİN

Ertem Osmanlı’dan kendilerine intikal eden bütün cami, han, hamam, kervansaraylardan tescilli olarak kendilerine 15 bin civarında eserin aktarıldığını bildirdi. Medrese, cami, sıbyan mektebi, mektep, darül şifa gibi olan yerlerden kira gelirleri elde etmediklerini vurgulayan Ertem, “Sadece, han, hamam ve kervansaraylardan gelir elde ediyoruz. Tarihi eserlerin çoğu hayrat gayrimenkuller.” dedi.

"KAMU KURUMLARINDA BİR İKİ GAYRİMENKUL KİRADA"

Kamu kurumunda çok fazla gayrimenkullerinin olmadığını da ifade den Ertem”, Camilerin tamamı Diyanet İşleri’ne tahsisli. Onun dışındakiler, mektep medrese olanlar kamu kurumlarına veya vakıflara tahsis edilmiş. Kamu kurumu kiracımız bir iki tane. Kira da olan gayrimenkullerimizin çoğu tamamen vatandaşlarımızın elinde” diye konuştu.

"TOKİ’YE BEDELSİZ YER TAHSİS ETMİYORUZ"

Ertem, TOKİ’nin bazı çalıştığı yerlerde kendilerinden arazileri istediğini ve kamulaştırdıklarını da açıkladı. Milli Emlak gibi tahsis etme işlemlerinin olmadığını kaydeden Ertem, “Bizim ki özel mülk sayıldığı için biz bedelsiz tahsis etmiyoruz, vermiyoruz. Kamulaştırma yapmak zorunda.” ifadelerini kullandı.

"MÜZECİLİĞİN İŞİMİZ OLMAMASI GEREKİYOR"

Vakıfları Genel Müdürlüğü, hem müzecilik, hem arşivcilik hem de yazma eserler kütüphaneciliği yapıyor. Ertem, kurumunun bu görev alanları ile ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Arşivciliğin kendileri açısından olması gerektiğini kaydeden Ertem, "Müzecilik ile alakalı aynı düşüncede değilim. Müzecilik bu konuda daha profesyonel çalışan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın işi olması gerekiyor." dedi.

"ESERLERİN DÜNYA LİSTESİNE ALINMASI PROSEDÜR SAYISINI ARTTIRIYOR"

Sümela Manastırı’nın dünya mirası listesine alınması konusu hakkında da değerlendirmelerde bulunan Adnan Ertem şunları söyledi: "Dünya mirasına alınması iyi midir, kötü müdür bilemiyorum. Bizim açımızdan dünya mirasına alınıyor olması, o eserin birden fazla kontrol mekanizmasının olması anlamına geliyor. Rahat olamıyoruz. Mesela, Selimiye Camii Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Orada çalışma yapsak birçok badireyi atlatmak zorunda kalıyoruz. Eskiden öyle değildi. Para verip, yapıp çıkıyordunuz. Bu sefer koordinatörü var. Türkiye’nin tanınması açısından çok iyi, ancak bizim çalışmalarımız açısından bakıldığında biraz prosedürlerin sayısı arttı."

(CİHAN)


Güncel