Falk: Hiçbir mesele Filistin sorunu kadar BM’yi direkt ilgilendirmiyor

31 Ekim 2013 - 05:37

NEW YORK - Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Prof. Dr. Richard Falk, hazırladığı son rapor ile ilgili İsrail tarafının gösterdiği tepkiye sert çıktı. Yazdıklarını İsrail hükümetinin ‘hayal ürünü’ diye nitelemesine ve şahsına yönelik eleştiriler getirmesine Falk, ‘‘Mesajı taşıyana değil mesajın içeriğine bakılır. Raporun içeriği tartışılmalı’’ diye tepki verdi.

New York’taki BM Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenleyen Falk, BM Genel Kurulu'na sunduğu Filistin raporununun içeriğini gazetecilere anlattı. Falk, bir gazetecinin İsrail hükümetinin kendisine güven duymadığı ve yazdıklarının da ‘hayal ürünü, uydurma’ olduğu yolundaki eleştirilerinin hatırlatılması üzerine, altı yıldır bu görevde bulunduğunu dile getirdi. Falk, daha sonra şöyle devam etti; ‘‘Mesajı taşıyana değil mesajın içeriğine bakılır. Raporun içeriği tartışılmalı. Ben yazdıklarımın sorgusuz sualsiz kabulunü önermiyorum. Ben yazılanların doğru olup olmadığının yerinde incelenmesini ve onun üzerine tartışılmasını öneriyorum. Ben tarafların sorumluluklarını tartışıp görevlerini yerine getirmelerini öneriyorum. Bu söylediklerim de zaten çok geniş bir şekilde uluslararası toplumun kabul ettiği bir durum. Bunda da sanırım kabul edilmeyecek bir yön yok. Yazdıklarımı ‘hayal ürünü’ olarak tanımlanmasını ise politik bir tepki olarak görüyorum.’’

İsrail tarafının "uluslararası hukuka aykırı şekilde Karabağ, Kuzey Kıbrıs’ta yerleşimler var, bunları görmeyerek sadece Filistin’i sorun ediyor" eleştirilerine ise Falk, bu sorunların da çözümünden yana olduğunu söyledi. Falk, şunları aktardı; ‘‘Ancak hiçbir sözü edilen sorunlar Filistin meselesi kadar Birleşmiş Milletler'i direkt ilgilendirmiyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizlerin bölgeden çekilmesi ve İsrail devletinin kurulması aşamasında Filistinliler ile yapılan müzakelerin BM aracılığı ile yürütülmesinden dolayı bence Birleşmiş Milletler bu sorunun çözümünde birinci noktada.’’

Hamas’ın Gazze’de seçim ile işbaşında geldiğinden bu zamana abluka altında tutulduğunu belirten Falk, bu bölgede yaşayan insanların topluca cezalandırıldığını söyledi. Mısır ile Gazze arasında olan Refah kapasının kapatılmasından sonra bölgede yaşam şartlarının daha da zorlaştığını aktaran Falk, ‘‘Şu an 400 hastanın acilen tedavi görmesi gerekiyor ve Gazze’deki hastanelerin bu kişilerin bakımı için yeterli donanımı yok’’ dedi.

Bir gazetecinin İsrail hastanelerinde Gazzeli hastaların bakımının yapılıp yapılmadığı sorusuna Falk, ‘‘İki neden ile bu çok mümkün olmuyor. Birincisi hasta dahi olsa bir Gazzeli’nin İsrail’e geçmesi için yasal prosüdürler uzun zaman alıyor. İkinci neden ise İsrail’deki hastaneler Mısır’dakilerine oranla 3-4 kat daha pahalı’’ diye cevap verdi. Falk ayrıca, Gazze’de tedavi bekleyen hastaların bakımından İsrail’in de sorumlu olduğunu söyledi.

"İŞGAL ALTINDAKİ YERLEŞİMLERE DESTEK VEREN İKİ ŞİRKET SUÇA ORTAK OLUYOR"

Falk’ın Genel Kurul’a sunduğu raporda dikkat çeken bir nokta da, birisi Hollanda diğeri ise Amerika merkezli iki şirketin Filistin’in işgal altındaki topraklarında yürütülen yerleşim yerlerine verdiği destek.

Batı Şeria ile Doğu Kudüs’te uluslararası hukuka aykırı şekilde Tel-Aviv yönetiminin sürdürdüğü konut inşası ve buralara Yahudilerin yerleştirilmesine Hollanda merkezli Dexia İsrail Bankası ile ABD menşeili Re/Max adlı emlak şirketinin işgal altındaki topraklarda sürdürülen konut yapımına kredi sağladığı ve bunların satılmasına yardımcı olduklarının altı çizildi.

Basın toplantısında Dexia ile Re/Max şirketlerinin BM İnsan Hakları Konseyi’nin kararlarını çiğnediğini belirten Falk, ‘‘İsmi geçen finans ve emlak şirketleri Filistin’in işgal altındaki topraklarında sürdürülen kanunsuz yerleşimlere destek vererek suça ortak oluyorlar’’ dedi.

Falk, uluslararası toplum ile devletlerden Dexia ile Re/Max şirketlerine gerekli tepkiyi göstererek başka şirketlerin bunları model alarak hukuksuzluğa ortak olmalarının önüne geçilmesini istedi.

(CİHAN)


Dünya