HAK-İŞ: Çalışma hayatının sorunları tam manada aşılamadı

19 Aralık 2013 - 13:50

ANKARA - HAK-İŞ Konfederasyonu Genişletilmiş Başkanlar Kurulu toplantısı sonuç bildirgesi yayımlandı. Bildiride, 2013 yılının sendikal durum açısından değerlendirilirken, 2014 yılından beklentiler yer aldı.

Konuyla ilgili yapılan açıklamada, 2013'te çalışma hayatına ilişkin sorunların yoğun olarak tartışıldığına dikkat çekilerek, "2013 yılı iş piyasamız açısından son derece önemli birincil ve ikincil yasal düzenlemelerin hayata geçtiği, özellikle 6356 sayılı Yeni Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasasının uygulamasının görüldüğü bir dönem olmuştur. Ancak 12 ayın muhasebesi yapıldığında ülkemizde ekonomik verilerdeki iyileşmelerle kıyasladığımızda çalışma hayatının sorunlarının tam manada aşılamadığını görüyoruz.” denildi.

İşsizliğin sorun olmaktan çıktığı, uluslararası normlarda örgütlenmenin gerçekleştirildiği, çalışma koşullarının iyileştiği, küresel ölçekte firmalara ve işgücüne sahip güçlü, rekabetçi ve istikrarlı bir Türkiye isteeği dile getirilen açıklamada, “Ülkemizin geçirdiği dönüşüm ve gelişim ile bu hedeflere ulaşmasının imkansız olmadığına inanıyoruz. Gerek ekonomik gerek siyasi gerekse toplumsal dinamiklerimiz de bunu destekler yapıdadır. Önemli olan ülkemizin sorunlarını çözüme konusunda kararlı olmamızdır. 2014 yılının ülkemize hayırlar getirmesini, çalışanlar açısından kazanımlarla dolu bir yıl olmasını temenni ediyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

Son yıllarda kimi kesimlerce sıkça dile getirilen 'Ekonomik gelişme olmadan işsizlik sorunu çözülemez' tezinin 2013 yılında da yanlış olduğunu ortaya çıktığı öne sürülen açıklamada, şöyle denildi:

"Ekonomik hedeflerle, büyüme hedeflerinin sosyal gelişme hedefleriyle örtüştürülmesi gerekmektedir. 2013 yılının 3. çeyreğinde yüzde 4,4 büyüyen, kişi başına gayri safi yurtiçi hasılası 10 bin doları geçen, Dünya Ekonomik Forumu'nun Küresel Rekabet Gücü Endeksi'nde 148 ülke arasında 44’üncü sıraya yükselen, Dünya Bankası'nın İş Yapma Kolaylığı Endeksi'nde 2013 yılında 189 ülke arasında 69’uncu sıraya yükselen, Dünya’nın 17., Avrupa’nın 6. büyük ekonomisi olan ülkemizde bu olumlu gelişmelerin işgücü piyasamıza etkileri beklenen düzeyde değildir. En son açıklanan TÜİK rakamlarına göre 2013 yılı eylül dönemi itibariyle 2 milyon 831 bin işsizimiz ile yüzde 9,9 işsizlik oranına sahibiz. İşsizlik oranının yüzde 5 seviyesine indirilmesi için 2014 yılında daha fazla çaba sarf edilmesi gerekiyor. 2013 yılında daha da yaygınlaşarak çalışma hayatının en temel sorunu haline gelen taşeron çalışma konusunun 2014 yılında çözüme kavuşturulması gerektiğine vurgu yapıyoruz. Bugün ülkemizde yaklaşık bir milyon işçi güvencesiz koşullarda taşeron işçi olarak çalışmaktadır. Örgütsüzlüğü, güvencesiz çalışmayı, kayıtdışını, kuralsızlığı tetikleyen, insan onuruna yaraşır düzgün iş tanımını yok sayan bu uygulama, çalışma hayatının dengelerini bozmakta, ekonomik ve sosyal olarak büyük bir tahribat yaratmaktadır.”

ALT İŞVERENLİK UYGULAMASI

Alt işverenliğin de eleştirildiği açıklamada, bu konuda şu ifadeler kullanıldı:

"Kölelik sistemiyle eş değer bir hale gelen ve kabul edilemez bulduğumuz alt işverenlik uygulamasını teşvik eden politikaların terk edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu çerçevede çalışma şartlarında hukukun delindiği, düşük ücretli ve sendikasız bir yapı oluşturma niyeti ile istismar edilen alt işverenlik uygulamasına ilişkin mevcut durumun çözülmesine yönelik çalışmalar ülkemizin de kabul ettiği 94 sayılı ILO Sözleşmesi ve yargı kararları doğrultusunda acilen başlatılmalıdır. Kamudaki asli görev ve süreklilik arz eden işlerin kamu işçileri eliyle görülmesini, taşeron çalıştırılmamasını ve kamudaki geçici işçilere kadro verilmesini talep ediyoruz. Ülkemizde kadrolu işçilerin sayısı hızla azalırken, kadrosuz ve geçici işçilerin sayısı artmaktadır. Yasa gereği, kadrosuz işçiler yılın 5 ay 29 gününde çalıştırılmakta, yılın diğer yarısında işsiz kalmaktadırlar. İşyerlerinde yılın 12 ayında yapılacak işleri olmasına rağmen sadece 5 ay 29 gün çalıştırılan geçici işçilere kadro verilerek, sorunları çözülmelidir. 5 ay 29 gün çalıştırılan geçici işçilere kadro verilmesini talep ediyoruz. Bu kapsamda HAK-İŞ olarak hazırlıklarımızı tamamlamış bulunuyoruz. Çalışanların mağduriyetini giderecek, çalışma hayatımızın gelişimine katkı verecek şekilde bu konuya yönelik yasal düzenleme hazırlıklarına görüş ve önerilerimiz ile katkı vermeye devam edeceğiz.”

KIDEM TAZMİNATI KONUSU

Kıdem Tazminatı konusunda yeni işe gireceklerde dahil olmak üzere istisnasız her bir çalışan için güvence altına alınacak, haksızlıkların, adaletsizliklerin yaşanmayacağa, kazanılmış haklardan geriye gidiş olmayacak şekilde yeni bir sitemin geliştirilmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, çalışanların kıdem tazminatına hak kazanma ve alma konularında yaşadıkları sorunun çözümü için bu hakkın garanti altına alınması gerektiği de kaydedildi.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre 2011 yılı içinde kuruma yaklaşık 12,5 milyon işten çıkış bildirgesi verildiği, bunların sadece yüzde 10’unun kıdem tazminatına hak kazanılabilecek şekilde hazırlandığını belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi:

“Bu rakam kıdem tazminatı konusunda önemli bir sorunla karşı karşıya olduğumuzun temel göstergesidir. Kıdem tazminatının alınması konusunda yaşanan sorunların ortadan kaldırılması, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir noktaya taşınmasını garanti edecek güçlü bir sistem kurulmalıdır. HAK-İŞ, kıdem tazminatı konusunda mevcut ve yeni işe girecek çalışanlar dahil olmak üzere kazanılmış haklardan geriye gidiş olmayacak şekilde özellikle özel sektörde yaşanan ve çalışanların mağduriyetine neden olan kıdem tazminatı sorunun çalışanlar lehine çözüme kavuşturulması için konuşmaktan, çözüm önerilerini tartışmaktan yanadır. Kıdem tazminatında mevcut kazanılmış hakların geriye gidişi söz konusu olamaz. HAK-İŞ, mevcut kazanılmış haklarda geriye gidişe neden olacak herhangi bir düzenlemeyi asla kabul edemez, bunu tartışma konusu dahi yapmaz. HAK-İŞ Başkanlar Kurulu, işsizlikle mücadele çerçevesinde işgücü piyasasına ilişkin sosyal politika önerilerinin esnek çalışma düzenlemeleri ekseninde tartışılmasını eksik bir bakış olarak değerlendirmiştir. Bugün ülkemizdeki esnek çalışma modellerinin güvence boyutu bulunmamakla birlikte, sosyal güvenlik bağlantısı tam olarak kurulmamıştır. Hali hazırda 4857 sayılı İş Kanunu’nda 12 adet esnek çalışma modeli yer almaktadır. Bu çerçevede yeni esnek çalışma modelleri yerine, mevcut esnek çalışma uygulamalarının örgütlenme, güvence ve sosyal güvenlik boyutunun tartışılması gerektiğine inanıyoruz. Mevcut yapıda esnek çalışan bir işçinin yaşlılık aylığına, malullük aylığına, işsizlik ödeneğine hak kazanması imkansız, genel sağlık sigortasından faydalanması mümkün değildir.”

ESNEK ÇALIŞMA MODELİ

Sosyal güvenlik mevzuatının esnek çalışma modelleriyle uyumlaştırılması ve esnek çalışma modellerinin sosyal güvence boyutunun hukuki alt yapısının güçlendirilmesi gerektiğine de değinilen açıklamada, şöyle denildi:

“HAK-İŞ Başkanlar Kurulu olarak, asgari ücreti sosyal bir ücret olarak değerlendiriyor, gelir dağılımı adaletsizliğini gidermek için kullanılması gereken temel bir sosyal politika enstrümanı olarak kabul ediyoruz. Bu nedenle toplumun önemli bir kesimini ilgilendiren asgari ücretin beklentilere ve ülkemiz gerçeklerine denk düşecek bir şekilde artırılmasını talep ediyoruz. Son dönemde ülkemizin makro verilerinde yaşanan iyileşmelerin asgari ücrete yansıması sağlanmalıdır. Bu çerçevede 2014 yılı programında ifade edilen 2014 yılının ilk ve ikinci altı aylık dönemlerinde yüzde üç oranlarındaki artış öngörüleri insan onuruna yakışır asgari yaşam standartlarını sağlayacak bir ücret seviyesine ulaşılmasına katkı sağlamayacaktır. Ülkemizde uygulanan asgari ücret, bu haliyle Türkiye gerçekleriyle bağdaşmamakta, emek piyasası için bir standart oluşturmaktan uzak bulunmaktadır. HAK-İŞ olarak, asgari ücretin belirlenmesinde çalışanın ailesi ile birlikte yaşamsal ihtiyaçlarının baz alınmasını öngören yeni bir konsepte geçilmesini talep ediyoruz. Asgari ücret çalışanların ve ailelerinin asgari yaşam standardını sağlamanın bir aracı olarak belirlenmelidir.”

ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMUSYONU

Asgari ücret konusuna da değinilen açıklamada, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun mevcut yapısının demokratik katılım ve temsile uygun bir hale getirilmesi isteği dile getirilerek, şu ifadeler kullanıldı:

“2014 yılında sendikalara karşı önyargı ve tutumların gözden geçinilerek, eski ezberlerin bozulmasını, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasını temenni ediyoruz. 6356 sayılı sendikalar ve toplu iş sözleşmesi kanunu 7 Kasım 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni sendikal mevzuatımız bir yılı aşkın süredir uygulamaktadır. İşverenlerin kanun hazırlığı sırasında sıkça dile getirdiği kaygılarına karşılık; üzere sendikalaşma oranı geriye gitmekte, sendika sayısı artmamakta aksine toplu iş sözleşmesi bağıtlama yetkisi olan sendika sayısı gitgide azalmaktadır. Ocak ayında yayınlanan istatistiklere baktığımızda toplam 92 sendikadan 49'u yüzde 1'lik işkolu barajını aşamamıştır. Söz konusu Ocak 2013 istatistiklerine göre toplam işçi sayısı 10.881.618, sendikalı işçi sayısı 1.001.671, sendikalaşma oranı ise yüzde 9,2’dir. 2013 Temmuz istatistiklerine göre ise toplam 64 sendika baraj altında kalmış, sadece 44 sendika yüzde 1 işkolu barajını aşabilmiştir. Temmuz istatistiklerine göre toplam işçi sayısı 11.628.806’ya yükselmiş, sendikalı işçi sayısı 1.032.166, sendikalaşma oranı ise yüzde 8,8 olarak gerçekleşmiştir. Önümüzdeki süreçte sosyal paydaşlarla birlikte yeni ve modern endüstriyel ilişkiler sistemini kurabilmek için doğru ve yeni yaklaşımlar geliştirebilmeyi ümit ediyoruz. Konfederasyonumuza üye sendikalarımızın örgütlenme çalışmalarının hızlı ve etkin olarak sürdürmesinden büyük memnuniyet duyduğunun ve bu çalışmaların devam edeceğinin altını çizmiştir. 9 Kasım 2013 tarihinde gerçekleştirdiği 1. Olağan Genel Kurulu ile Konfederasyonumuza katılan Öz Finans-İş Sendikası ile HAK-İŞ’in üye sayısı 18’e çıkmıştır. Başkanlar Kurulu, HAK-İŞ’in tüm işkollarında örgütlülüğünü sağlama yönündeki kararlılığının devam etmesini ve bunun için gerekli adımların atılmasını ifade etmiştir."

(CİHAN)


Ekonomi