Kaybolan el sanatları Osmaniye Kent Müzesi'nde yaşayacak

29 Nisan 2013 - 15:01

OSMANİYE - Osmaniye Belediyesi Kent Müzesi, kaybolmaya yüz tutmuş meslekleri ve şehrin tarih ve kültürüne ışık tutuyor. Bir süre önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından açılan müze, geçmişten günümüze yolculuk yapmak isteyenlere güzel bir ortam sunuyor. 1960'lı yıllarda gençlerin dinlenerek ders çalıştıkları; daha sonra belediye sosyal tesisi olarak kullanılan çamlık gazino; Osmaniye'nin sosyal hayatında önemli bir yeri vardır. İlde yaşayan elli yaşın üzerindeki vatandaşların birçok hartası olan binanın gelecek kuşaklara aktarılması için Belediye Meclisi 2010'da burayı Kent Müzesi'ne dönüştürmeye karar verdi.

Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı'nın 377 bin 175 TL. hibe desteği sağladığı Kent Müzesi yaklaşık 2 milyon TL.'ye mal oldu. Mekan, çevre düzenlemesi, dış cephe taş kaplama, mukarnas, çift başlı kartal, arasta çarşısı, kent dükkanı, kent arşivi, çınarlı kahve, şor odası, geçmişten günümüze Osmaniye, yedi ocak diaroma, eğitim atölyesi gibi bölümlerden oluşuyor. Müze bahçe girişinin iki yanına Osmaniye'nin üç bin yıllık tarihinin sembolleri Hitit aslanları maketleri yerleştirildi. Gücün simgesi olan koçboynuzu ve yine Selçuklularla vücut bulan Türk yıldızı motifi bahçenin zeminine işlendi. Binan dış cephesi taş kaplama, kemer ve tonoz motifleriyle kaplandı. Giriş kapısının sağ tarafında Selçuklu Ongunu Çift Başlı Kartal Konya İnce Minare'deki kartal motifi örnek alınarak yapıldı. Mukarnas kapı Afyon Ahmet Gedik Paşa Camisi'nin mukarnası örnek alındı. Müzedeki, kent dükkanı, adı şehirle özdeşleşmiş yer fıstığından yapılan Beymail dreje, pestil, lokum, yerel el işleri, Karatepe Kilimleri ve ahşap oyma kaşıkların satışının yapıldığı yer olarak düzenlendi. Başbakanlık Osmanlı Arşivi içerisinde Osmaniye kelimesi geçen bütün belgeler taranarak ulaşılan 35 bin belge hazırlanan kent arşivi internet ortamında araştırmacıların ve öğrencilerin hizmetine konuldu.

Dünden bugüne Osmaniye'deki Arasta Çarşısı'ndaki değişik mesleklerin kullandığı malzemeler, mankenler ile görselleştirilerek ziyaretçilere açıldı. Yüz yıl önceki berberler traşın yanında hacamat, diş çekme, saç kıran tedavisi ve sünnet gibi işleri de yapıyordu. Oluşturulan berber odasında bu objelere yer verildi. Burada teknolojinin olmadığı dönemde berber müşterilerini yelpazeyle serinletmekte müşteri saçlarını ise tavana asılı olan bir güğümden akıtılan su ile yıkattığı anlatıldı. Konfeksiyonun yaygınlaşması ile önemini kaybeden terzilik mesleği ilkel dikiş makineleri, eskide kullanılan kömürlü ütü, makas, biçki dikiş aletleri terzihanede sergilendi. Tarihte sarraf olarak da adlandırılan kuyumculuk mesleği, manken ve değişik ziynet eşyalarıyla sunuldu. Tarih boyunca Türk motifleriyle dokunan Karatepe kilimleri, iplerin boyanmasında kullanılan kökboyaları, dokuma tezgahındaki aletler, kirmen, yün tarağı, kirkit, çıkrık, iğ, dokunan kilim örnekleri ayrı bir bölümde teşhir edildi. Şehirde köşkerlik öne çıkan 'tık tık Necati' silikon heykeli tasarlandı. Yerel yemekler bölümünde saç kömbesi pişiren kadın mankeni, saç ve ön kısımda toğga, tirşik kazanlarıyla, ekmek yapımında kullanılan aletler hazırlandı. Yer sofrası üzerinde tirşik, toğga, içli köfte, etli kömbe tabaklar içerisinde yemeğe hazırlanan dede, ocaktan tabağa yemek koyan gelin, annesinin elinden yemek tabağını alan torun mankenleri ile geçmişten günümüze mutfakta kullanılan çok çeşitli mutfak eşyaları konuldu. Düğün evinde gelin çeyizi olan yatak, yorgan, işleme çeyiz, sandık ve hediyelik eşyalar, kına gecesi, kına yakan ve gelin mankeni ile süslendi. İlkel tarım aletleri; karasaban, döven, tırmık, dirgen, yaba, su kuyusu, tulumba, sarat, kazma, kürek, su kabı olan çam bardak ve el değirmeninde bulgur çeken kadın ile tarım ürünleri ayrı bir bölümde açıldı.

Unutulan mesleklerden kalaycılık dükkanı; ocağı, kalay, nişadır, örs üzerinde bakır düzelten kalaycı mankeni, kazanın tabanını temizleyen kalaycı çırağı mankeni gibi unsurlar müzeye özenli bir şekilde yerleştirildi. Gelecek kuşaklara bıçakların nasıl yapıldığını anlatmak için bıçakçı ocağı, çark, bıçak yapımında kullanılan aletler; demirin nasıl şekillendirildiğini belirten demirci ocağı, körük, yüz yıllık örs ve kütüğü, sıcak demir ocağında ısıtılarak yapılan kazma, kürek, çapa, orak, tahra, balta gibi malzemelere yer verildi. Geçmişte ulaşım ve yük taşıma aracı olan hayvanların semerini yapan bir semerci ve nalbant dükkanı da müzede canlandırıldı. Teknoloji karşısında kaybolan kiriştek, gülle, çakmaklı ile av yapan çocuk mankeni ve çomçalı gelin gibi eski çocuk oyunlarına dikkat çekildi. Ahşap bölümünde kaşık, kepçe, çomça, çocuk beşiği, çocuk oyun arabası gibi ürünlere yapım aletleriyle yer verildi. Çeşitli fotoğraf ve video aletlerinin yeni teknolojiyle yer değiştirmesiyle geçmişte şip şak olarak kullanılan şerit filimler, fotoğraf makineleri farklı bir bölümde anlatıldı.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE OSMANİYE

Müzede tematik olarak, Osmaniye'nin üç bin yıllık tarihi; Hititler, Roma, Abbasi, Kınık, Cebeli Bereket, aşiretler, Fırka-i İslahiye, Osmaniye'nin kuruluşu, milli mücadele kahramanları, terör şehirleri, siyasiler, camiler, kaleler, ilde coğrafya, ekonomi, yerel basın müzenin ayrı bir kısmında ansiklopedik bilgiler verilerek, hazırlandı. Kentte dünden bugüne barınak olarak kullanılan ev, çadır, huğ ev, dam ev ve konak ev maketleriyle sunuldu.

Yedi Ocak Diaroma'da üç boyutlu resimlerle Fransızların Osmaniye'yi işgali, Büyük Cami'nin minaresinin tahrip edilmesi, halkın dağlara doğru çekilmesi, Palalı Süleyman'ın Hırlağın Hanı önünde, Rahime Hatun'un Fransız Karakolu'nu baskını sırasında şehit edilmesi ve Fransızların Ankara Antlaşması'yla 7 Ocak 1922 yılında Osmaniye'yi terk etmesi farklı efektlerle yansıtıldı. Türk kültürünün önemli mekanlarından olan şor odası ocak başı sohbetlerinin yapıldığı, hikayelerin anlatıldığı, türkülerin söylendiği mekan olarak aslına uygun tertiplendi.

Belediye Başkanı Kadir Kara, Kent Müzesi ile Osmaniyelilerin anılarını abideleştirmek, geçmişten günümüze; günümüzden geleceğe köprü kurmayı amaçladıklarını söyledi. Müzenin girişinden itibaren ziyaretçilerin tarih ve kültürün sentezlendiği bir mekana girmenin heyecanını yaşadıklarını ifade eden Kara, "Unutulmaya yüz tutan veya unutulmuş meslek gruplarının oluşturulduğu Arasta çarşısı ile örf adet ve geleneklerin yaşatıldığı gizemli ve heyecan veren mekanda çok eskilere giderek 'ben bunları biliyorum' veya 'dedemden, ninemden duymuştum' diyecek. Ziyaretçiler ikinci katta ise tarihin kendisi ile buluşuyor. Osmaniye'nin tarihi panoramik bir şekilde üç boyutlu olarak anlatılıyor. Ayrıca ikinci katta maketlerle Osmaniye'nin coğrafi yapısına dikkat çekilirken şehrin siyasi değerleri de resimlerle ifade ediliyor." dedi.

(CİHAN)


Güncel