'Köyüne yol isteyen muhtarın evrakının köy yolu kadar uzadığı dönem bitti'

02 Mart 2013 - 17:07

EDİRNE - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Türkiye’de köyüne yol isteyen muhtarın köy yolu uzunluğunda evrak
biriktirmek zorunda kaldığı dönemin artık sona erdiğini söyledi. Çelik, "Muhtarın kaymakama, kaymakamın valiye, valinin il müdürüne, il müdürünün Ankara’ya genel müdürlüğe, genel müdürlüğün bakanlığa, bakanlığın daire başkanına, daire başkanından bakana, bakandan valiye, validen kaymakama, kaymakamdan köye gelene kadar evrağın köy yolu kadar uzadığı bir sistem AK Parti Hükümeti döneminde sona erdi." dedi.

Kırklareli Sosyal Güvenlik Müdürlüğü'ne bağlı Babaeski Sosyal Güvenlik Merkezi'nin açılışına katılmak üzere gelen Çelik, partililerle kahvaltıda bir araya geldi.
Türkiye'nin bunlardan kurtulduğunu anlatan Faruk Çelik, “Türkiye artık yerinden yönetim ile bu anlamdaki hızına da kavuşmuş bulunuyor. Gerçekten güçlü bir lider var. Dünyada lider sıkıntısı yaşanıyor. Avrupa'nın 20 yıl önceki haline bakın, bir de şimdiki haline bakın. Sabah akşam liderler, hükümetler değişiyor. İtalya'nın durumuna bakın şimdi. Kim iktidar olacak, kim başbakan olacak belli değil. Bir yıl önce başkası başbakandı, ondan önceki yıl bir başkası başbakandı. Diğer ülkelere bakın aynı sıkıntılar yaşanıyor. Koalisyon hükümetleri marjinal partilerin iktidara girdiği, sorun oluşturduğu bir Avrupa coğrafyasıyla karşı karşıyız. Türkiye lider yönetici kadro yakaladı. Türkiye'nin gelişmemesi için mücadele eden ve Türkiye'nin kalkınmaması için oluşturulan terör örgütü mensupları bile bu yapılan adil ve eşit hizmet karşısında argümanları kalmadı.” açıklamasını yaptı.
BABASKİ SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BİNASINI HİZMETE AÇTI
Partililerle yaptığı kahvaltılı toplantının ardından Babaeski Sosyal Güvenlik Merkezi’nin açılışını yapan Bakan Çelik, burada yaptığı açıklamada SGK’nın prim gelirlerinin 10 yıl içerisinde 20 milyar TL’den 102 milyar TL’ye çıktığını kaydetti.
Sigortalı çalışan sayısının 10 yıl öncesinde 12 milyon civarında iken bugün yüzde 50 artışla 18,5 milyona ulaştığını anlatan Çelik sözlerini söyle sürdürdü: “Sabit gelirliler, emekliler, asgari ücretliler kesinlikle bu dönem içerisinde enflasyonun altında bir artışla veya enflasyona ezdirilmedi. Vatandaşımızı kesinlikle enflasyon altında bir ücrete müstahak olmadığını, bunu hak etmediğini, enflasyona ezdirilmemesi gerektiği anlayışı ile hareket ettik ve ciddi artışlar yaptık.”

Emeklilerin daha fazla ücret istemeye haklarının bulunduğu kaydeden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, “Asgari ücretli de istemekte haklı. Ama pastamız büyük değil de, pastanıza göre, devletin imkanlarına göre hareket etmezseniz, hazineyi borçlandırırsanız, yarın bir gün ben seçimi atlatayım, bugün geçimi, mevsimi atlatalım şeklinde yaklaşımla devleti idaresine başvurursanız bu, millete yapacağınız en büyük ihanettir. Bunları geçmişte Türkiye yaşadı. Onun için seçim, mevsim, politik anlayışlarla bu önemli kurumların 75 milyonun kurumlarının idaresi doğru olmaz. Yapılması gereken bilimsel olarak değilse, biz o sorumluluk içerisinde ülkemizi yönetmek durumdayız. Bütün sabit ücretlilerin, maaşları her zaman enflasyonun üzerinde bir artış, gösterecektir, dün olduğu gibi.”
Bütün vatandaşların genel sağlık sigortası kapsamına alındığını vurgulayan Bakan, “Herkes sağlık güvencesi altında. Türkiye bunu 1950’lerde 1960’larda, 1970’lerde çok konuştu. Ama bu maalesef gerçekleştirilemedi. Ne gariplikler yaşadık. Siz, Bağ-Kur’lu bir esnaf iseniz, 240 gün prim yatıracaksınız. 8 ay prim yatıramazsınız hastaneye gidemiyorsunuz. Böyle bir Türkiye vardı. Siz işçi misiniz? doktora gidecekseniz 90 günlük prim yatırmanız gerekiyor. Eşinizi doktora götürecekseniz, çocuğunuzu doktora götürecekseniz, 120 gün prim yatırmanız gerekiyor idi. Devlet memuru iseniz bugün devlet memuru olup sabahleyin, doktora hastaneye gidip tedavi olma imkanınız vardı.” diye konuştu.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, nüfus cüzdanını taşımasına rağmen, çalışanlar arasında bu ayrımı içeren düzenlemeleri kaldırdıklarını kaydeden Bakan, “Ne SSK, ne Bağ-Kur, ne Emekli Sandığı herkes eşittir. Herkes aynı haklara sahiptir anlayışı ile çalışmalarımızı rayına koymuş bulunuyoruz. Sağlıktan memnuniyet yüzde 80’leri buldu. Avrupa standartlarına gelmiş durumundayız. Türkiye’de sağlık alanında önemli devrimler yapıldı. Özel Hastanelerden 2007 yılından itibaren vatandaşlarımız sağlık hizmeti almaya başladılar. Yalnız kamu hastaneleri Üniversiteler değil, aynı zamanda özel hastanelerden de vatandaşlarımız hizmet alıyor. Doktor, reçete yazdığında ekrana düşüyor. Dilediğin yerden bulunduğun yerden ilacı alma imkanı düzenlemesini getirdik. Devrim niteliğinde güzel şeyler oldu. Bu milletin hak ettiği şeyler oldu. Bu millet bunları hak ediyordu, yaptık. İyi güzel ama bizimde istediklerimiz var. Bu hizmetlerin bu kalitede veya kalitesi artarak sürdürülebilmesi için istismarların ortadan kalkması gerekiyor. Hak etmediği halde sağlıktan yaralananlar, ihtiyacı olmadığı halde ilaç reçetesi yazdıranlar ihtiyacı olan vatandaşın hakkını gasp ettiğini unutmasınlar.” dedi.

(CİHAN)


Politika