Trabzonsporlu Barış: Futbolcu olmasaydım belki bağlamacı olurdum

15 Aralık 2010 - 11:19

Trabzonspor'un genç oyuncusu Barış Ataş, bordo - mavili takımda kendini ispatlamak istediğini belirterek, "Teknik Direktör Şenol Güneş ile birlikte yedek kalmayı sorun etmiyorum. Tek düşündüğüm şans verildiğinde kendimi göstermek ve takıma yararlı olmak.'' dedi.

Diyarbakırspor'un altyapısından yetişti, savaşçı kimliğiyle ön plana çıktı ve Trabzonspor'un dikkatini çekti. Sezon başında transfer olarak bordo - mavili formayı giymeye başladı. Futbolcu olmaya karar verdiğinde henüz ilkokula gidiyordu ve babasının karşı çıkmasına rağmen kendi yolunu kendisi çizdi.

Hayatla verdiği mücadeleden galip ayrılan Barış'ın Trabzonspor Dergisi'nin Aralık Sayısı'nda yer alan röportajında önemli açıklamalar yaptı. İşte Barış'ın röportajının ayrıntıları..

Kendinden biraz bahsedebilir misin?

Diyarbakırlıyım. 1987 doğumluyum. Annem ev hanımı. Babam ise inşaat işçisiydi. Bir ablam 4 kız kardeşim var. 11 yaşında amatör Et Balık Spor'da oynamaya başladım. Daha sonra Diyarbakırspor'a transfer oldum ve orada 4 sezonluk bir altyapı sürecinin ardından A takıma yükseldim. A takıma çıkışımla birlikte Milli Takımlara da gitmeye başladım.

Futbolcu olma süreci genelde zorlu geçer. Pek çok futbolcu ailesiyle çatışarak futbolcu olur hatta. Sende de böyle bir durum oldu mu?

Oldu ama ben futbol için okulumu bıraktım.

Kaçıncı sınıfta?

Lise 3'te ve gerçekten bıraktığım için çok pişmanım. Eğitim herkes için çok önemli ve ben de bunu yeni yeni fark ediyorum. Şu an açık liseye gidiyorum ve oradan mezun olmak istiyorum. Böylece üniversite sınavlarına girme hakkını elde edeceğim.

Futbolcu olmadan önce yani bu spordan para kazanmaya başlamadan önce neler yapıyordun?

Çocukluğum futbolcu olma hayalleriyle geçti. Bir gün bağlama kursuna giderken arkadaşıma rastladım. "Futbol okuluna gidiyorum" dedi. Bir anda içimde fırtınalar koptu. Arkadaşıma dönüp, "Ne olur hocana söyle beni de takıma alsın" dedim. Ertesi gün hocanın beni kabul ettiğini öğrenince sabaha kadar gözüme uyku girmedi. Amcamın da baskısıyla babam futbol oynamama müsaade etti. Futbol oynamak için lisansımı aldığımda kimliğimi bulmuştum.

Baban futbolcu olmana neden bu kadar karşı çıktı?

Babam benim futbolla hayatımı kazanabileceğime hiç inanmadı. Çok kızıyordu. "O kadar insan varken sen mi futbolcu olacaksın?" diyordu. Ayrıca o dönemde düğünlerde bağlama çalarak, inşaatlarda çalışarak para kazanıyordum. Ailedeki tek erkek çocuk ben olduğum için maddi anlamda katkı yapmak zorundaydım. Babam düğünlere gitmem için baskı yapıyordu. Ama ben futbol oynamayı çok istediğimden baktı ki beni ikna edemiyor bu sefer para kazanabileceğim düğünler olduğunda beni bir hafta önceden uyararak, "Bu maçta kırmızı kart gör de haftaya şu düğüne git" demeye başladı. Ben PAF takımda oynarken bir gün babam maçımı izlemeye geldi. O maçta gol atınca bana inanmaya başladı. Sonrasında önlibero oynamaya başladığım için gol için fazla fırsat bulamasam da babam bana "düğünlerde bağlama çal" demekten vazgeçti.

Düğünlerde bağlama çalarak para kazanmayı başarabildin mi?

Dört beş sene düğünlerde bağlama çaldım. Yanıma bir baterist, bir solist alıp sahneye çıkıyordum ama asıl parayı inşaatlarda çalışarak kazanıyordum. Diyarbakırspor A takımına girene kadar duvar döşemeye, fayans ve sıva yapmaya devam ettim. Babam da inşaat işçisiydi. Futboldan para kazanmaya başlayınca çalışmasına izin vermedim.

Trabzonspor'a transferin nasıl gerçekleşti?

Aslına bakarsanız görüşmeler bundan 4 yıl önce başladı. Milli takımdaydım. O dönem Trabzonspor'da oynayan Ferhat Çökmüş geldi odama. "Bizim asbaşkan aradı, seni istiyorlar" dedi. Seve seve gelirim demiştim. Kulüpten aradılar sonra. Aynı cevabı onlara da verdim. Diyarbakırspor'la yaptıkları görüşmeden sonuç çıkmadı. Geçen yıl tekrar aradılar. Antalya'da kamptaydık. Hocamız istemedi. O dönem bana ihtiyacı olduğunu söyledi. Sezon sonu buraya geldim ve hayallerimi gerçekleştirdim.

Trabzonspor'a gelmeden önce ne umuyordun, gelince ne buldun?

Her futbolcunun hayalinde büyük takımda oynamak vardır. Diyarbakırspor'da takım arkadaşım olan Trabzonlu Ufuk Bayraktar aile dostumuzdu. Görüşüyorduk. Ufuk'a eninde sonunda Trabzon'a gideceğimi söylüyordum. Geldim ve her şeyin diğer takımlara oranla farklı olduğunu gördüm. Herkes işini yapıyor. Her yönüyle profesyonel bir kulüp. Malzemeciden yöneticiye kadar herkes işini yapıyor.

Kulübe girdiğinde kendini nasıl hissettin?

Büyük takımda oynayınca daha çok ön planda oluyorsunuz. Diyarbakır'da tanınıyordum ama sadece futbolu yakından takip edenler tarafından. Trabzon'da farklı. Alışveriş yaparken bile tanıyorlar beni.

Takım şu anda lider olarak lige devam ediyor. Sezon sonuyla ilgili bir öngörün var mı?

Geçen sezondan oturmuş bir kadromuz var. Sezon başında benimle birlikte 3-4 kişi takıma ilave oldu. Bireysel yetenekleri olan ve takım oyununa yaktın oyuncularımız var. Böyle olunca iyi bir ekip ortaya çıktı. Çok iyi pas yapıyoruz. Kenardan maçı izlerken arkadaşlarımın oyunundan büyük zevk alıyorum. Bu nedenle de Barcelona'ya benzetiliyoruz. Bu azimle gidersek şampiyon olabiliriz. İnşallah bunu bu yıl başarırız.

Şenol Güneş'le ilgili olarak neler söylersin?

O bir baba. Her futbolcu başında böyle bir hocayı görmek ister. Çağdaş, oyuna etkisi olan, oynayan oynamayan tüm oyuncuları hazırda tutan büyük bir profesyonel. Herkese şans veriyor. Onunla birlikte yedek kalmak bile sorun değil. Ben kendi adıma, "Neden oynamıyorum" demedim. Çünkü mutluyum. Diyarbakırspor'da sürekli oynuyordum. Oynamamak her futbolcu için üzücü. Ancak burada böyle bir şey hiç aklımdan geçmedi. Tek düşündüğüm şans verildiğinde kendimi göstermek ve takımıma yararlı olmak. Zamanla bulacağım şanslarla gerçek Barış Ataş'ı herkese göstereceğim.

Futboldan kazandığın ilk parayla ne yaptın?

Ben futboldan para kazanmaya başlamadan önce çok küçük bir evde oturuyorduk. Annemin hep büyük evde yaşamak gibi bir hayali vardı. Özenirdi. Konuşmalarımızda bir gün büyük bir ev alacağımı söylerdim. Diyarbakır'da profesyonel olup para kazanmaya başladım. İlk kazandığım ciddi para sonrası annemin yanına koştum. "Elinizde ne iş varsa bırakın. Hemen gidip bir ev beğenin" dedim. Önce 5 odalı büyük bir ev ardından araba aldım. Hayallerimdi bunlar. Onları gerçekleştirdim. Paramı iyi değerlendirmek istiyorum. Futbolda yarın ne olacağınız belli olmuyor.

İnşaatlarda çalıştın, saz çaldın. Hiç futbolcu olmasaydın ne yapacağını düşündün mü?

Dört kardeşiz. Annem bizi bu günlere getirdi. Babam inşaatlarda gece gündüz çalışıyordu. Evi annem çeviriyordu. Bir ablam öğretmen oldu. Kız kardeşim ise Gazi Üniversitesi Maliye Bölümü'nde okuyor. Diğer ablam evli. Çocukluğumdan beri çalışarak aileme destek oluyorum. Küçük yaşlarda hayallerimi süsleyen bisikleti bile inşaatta çalışarak biriktirdiğim parayla satın aldım. Geriye dönüp baktığımda aileme hiç yük olmadığımı söyleyebilirim. Futbolcu olmasaydım ne olurdum diye hiç düşünmedim. Belki bağlamacı olurdum. O da mahalli düğünlerde.


(CİHAN)


Spor