'Türkiye 1 milyar Avroluk tarım ve kırsal kalkınma bütçesini kullanmalı'

09 Eylül 2013 - 14:02

NEVŞEHİR - Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Kerem Akgündüz, Avrupa Birliği (AB) fonlarından, tarım ve kırsal kalkınma anlamında sağlanan 1 milyar Avroluk bütçenin 2016 yılı sonuna kadar kullanılması gerektiğini söyledi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 42 ilin tarım müdürleri ve TKDK koordinatörlerinin katılımıyla düzenlenen Katılım Öncesi Yardım Aracı Kırsal Kalkınma Bileşeni (IPARD) değerlendirme toplantısı Nevşehir’de gerçekleştirildi. Nevşehir Kapadokya Dedeman Otel Konferans Salonu’nda yapılan toplantıya; Nevşehir Valisi Mehmet Ceylan, TKDK Başkanı Kenan Akgündüz, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürü Gürsel Küsek ile 42 ilin gıda tarım ve hayvancılık il müdürü ile TKDK koordinatörleri katıldı.

Toplantının açılışında konuşan TKDK Başkanı Kerem Akgündüz, IPARD’ın, AB tarafından aday ve potansiyel aday ülkelere destek olmak amacıyla oluşturulan 'katılım öncesi yardım aracının kırsal kalkınma projesi' olduğunu ifade etti. Türkiye’nin, (IPARD) programının Avrupa Komisyonu tarafından 2008 yılında onaylandığını kaydeden Akgündüz, “AB komisyonunun 1. fasıl kapsamında Türkiye’ye kullandırmayı düşündüğü tarım ve kırsal kalkınma anlamındaki 800 milyon Avro'luk AB hibe fonunun ülkemizde daha etkin ve verimli kullanılması için bir çalışma yapmaktayız. Yaklaşık 800 milyon Avro tutarında bir bütçe var. Bunun karşılığında ülkemizin de bu bütçenin 3’te 1’ini koyma zorunluluğu var. Yani yaklaşık 1 milyar Avro tutarındaki bütçeyi ülkemizde 2016 yılının sonuna kadar kullandırılmak zorunda. Eğer bu fonun hem yıllar itibariyle asgari tutarı hem de 2016 yılı sonu itibariyle tamamı kullandırılamaz ise kullandırılamayan kısmı AB komisyonu bütçesine geri dönecek ve başka amaçlarla başka ülkelerde kullandırılacak.” dedi.

"ZENGİN KÖYLÜLER ŞEHİRLERE GÖÇ EDİYOR"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürü Dr. Gürsel Küsek ise Türkiye’de 1960’lı yıllarda maddi durumu iyi olmayan insanların iş bulma umuduyla kırsal alanlardan şehirlere gerçekleştirdiği göçün artık kırsal alandaki zengin insanlar tarafından da daha iyi imkanlar için yapıldığını ve bunun da ciddi bir sorunu beraberinde getirdiğini ifade etti. Küsek, göçü engellemek amacıyla kırsal kalkınma politikalarının hayata geçirildiğini vurguladı. Kırsaldaki değer zincirinin artırılmasının çok önemli olduğunu belirten Küsek, şöyle devam etti:

“Türkiye, Cumhuriyet döneminde hem tarım sektöründe hem de diğer sektörlerde ciddi kalkınma hedefleri yakaladı ve bugün Türkiye, tarımda Avrupa’da 1., dünyada ise 7. sırada. Buna rağmen ciddi problemlerimiz var. Bundan 30 yıl önce 70’li, 60’lı yıllarda Türkiye daha çok insanını kırsalda doyurmak, oradaki insanının gıda problemlerini çözmek amaçlı, daha küçük ölçekli daha bireysel projeler uyguladı. Ama Türkiye’deki ekonomik gelişim seviyesinin artmasıyla Türkiye bu kabuğunu kırmak ve daha farklı hedeflere gitmek zorunda kaldı. Bugün Türkiye’de baktığınızda geçmiş yıllarda kırsaldaki nüfus daha çok iş bulabilmek, hayatını idame ettirebilmek için şehirlere göç ederdi. Bugün de belki köydeki insanlar bu amaçla şehirlere göç ediyorlar ama asıl önemlisi kırsalda yaşayan ve yıllık belli bir düzeyin üstünde gelir elde eden zengin diye tabir edebileceğimiz insanımız kırsaldan şehre göç etmeye başladı. Bu kırsal adına çok ciddi bir kayıptır. Çünkü hem ekonomik olarak, belli bir gücü olan hem eğitim olarak belli bir seviyenin üstünde olan insanlar kırsaldaki altyapı yetersizlikleri nedeniyle bir miktarda ekonomik kazanç elde etmenin de verdiği cesaretle hızlı bir şekilde şehirlere göç etmekte.”

"DEĞER ZİNCİRİNİ OLUŞTURMAK ZORUNDAYIZ"

Kırsal alanı geliştirmek için tarım için ayrılan kaynakların bir anlamda varoşları da desteklediğini belirten Küsek, “Bu gidişin durdurulması, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi kırsalın da en az şehirler kadar kıymetli, yaşanabilir yerler haline getirilebilmesi, kırsaldaki verimliliğin sürdürülebilirliği açısından son derece önemli. Burada değer zincirini oluşturmak ön plana çıkıyor. Bugün biz Anadolu’da tohumdan, bitkisel üretimden geliri hesapladığımızda, örneğin yem bitkisi ekiyoruz ve tohumdan yem bitkisinin tarladaki gelirini 1 aldığımızda çiftçimiz ürettiği bu ürünü ham tarla ürünü olarak değil de sılaj olarak sattığı zaman yüzde 30 daha fazla gelir elde edebiliyor. Aynı çiftçimiz ürettiği bu yem bitkisini yem bitkisi veya slaj olarak satmak yerine kendisi hayvancılık yaparak, ürettiği yemi hayvansal üretimde kullandığında bu geliri 7-8 katlara çıkabiliyor. Hatta bir miktar daha ileri gidip köyde örgütlü bir yetiştiricilik şartları yaratıp burada hayvandan elde ettiği süt ya da eti entegre olarak işleme imkanına kavuştuğunda bu katma değer 11 katına kadar çıkabiliyor. Tabi bununla birlikte orada organize bir hayvancılık yapılıyor olacağından katı atık yönetimi, o katı atığın enerji üretiminde değerlendirilmesi gibi hem çevresel açıdan çok önemli kazanımlar hem de enerji üretimi açısından önemli kazanımlar bununla birlikte geliyor. Dolayısıyla biz kırsalda bu değer zincirini oluşturmak zorundayız. Türkiye kırsalında bu değer zincirini elde ederken kullandığımız araçlardan bir tanesi IPARD Programı. Ama tüm araç bu değil." diye ifade etti.

"TARIMA CİDDİ KAYNAKLAR AYRILIYOR"

Türkiye'nin, kırsal kalkınmaya son 10 yılda ciddi kaynaklar aktardığını ifade eden Küsek, "Örneğin Ziraat Bankası tarım sektöründen sıfır faizli krediler veriyor. Geçen yıl bu 3,5 milyar TL civarındaydı. Yani Türkiye, kırsal kalkınmaya banka üzerinden 3,5 milyar TL sıfır faizli kredi sağlıyor. Bildiğiniz gibi IPARD yıllık 500 milyon TL gibi bir kaynak sağlıyor. Ulusal bütçeden kırsal kalkınma için ayırdığımız kaynak da yıllık 500 milyon TL’nin biraz üzerinde. Diğer taraftan, Kalkınma Bakanlığımızın kalkınma ajansları var ve onlar da benzer miktarlarda kaynaklar kullandırıyor. Şu anda Türkiye’de kırsalda bu değer zincirini oluşturmak için projesi olan bütün yatırımcının ihtiyacını karşılayacak miktarda kaynak devlet tarafından yatırımcının hizmetine sunulmuş durumda. Bunlar çok yüksek kaynaklar ve her yıl sağlanıyor. Mesela Makine Ekipman Desteği için bu yıl kullandırttığımız kaynak bu yıl 200 milyon TL civarında olacak. Bu desteği nasıl kullandırdığımız da çok önemli. Bu destekle biz çiftçimize ihtiyacı olmayan makineyi aldırtıyor olabiliriz. Yüzde 50 hibe desteği veriyoruz ve çiftçimiz yılda birkaç kez kullanacak olduğu makineyi bu desteğin cazibesi ile alabilir ve çok az kullanabilir ama kaynak oraya bağlanmış olur. Diğer taraftan da çiftçinin kendi sermayesinin eksikliği nedeniyle alamayacağı makineyi biz çiftçiye aldırtarak, o çiftçimizin ülke için çok fazla katma değerler kazandırmasını da sağlıyor olabiliriz. Yani bu silah gibi bir şey. Çok iyi amaçlar için de kullanıyor olabilirsiniz, çok beklenmedik olumsuz sonuçlar için de kullanıyor olabilirsiniz. İşte bütün bu kısal kalkınma için kullanılan kaynaklar hangi kurum tarafından kullanılıyor olursa olsun bir proje, bir bütünlük içerisinde kullanılması zorunluluğu var. Yani biz ülke genelinde doğru kırsal kalkınma programını uygulayamıyorsak, sadece IPARD programını doğru olarak kullanma imkanımız yok. Şu anda Türkiye’de kırsal kalkınmanın sürdürülebilmesinden sorumlu en büyük payı olan kurumlardan bir tanesi Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı. Biz bu sorumluluk içerisinde sadece IPARD’ı düşünerek değil, Türkiye’deki bütün kırsal kalkınmayı bütüncül bir şekilde düşünerek bir kısal kalkınma politikası uygulamak zorundayız. Artık bunu 10 yıldır yapıyoruz.” diye konuştu.

Nevşehir Valisi Mehmet Ceylan ise ilde turizmden sonra en önemli ekonomik girdinin tarımdan sağlandığını belirterek, kırsal kalkınmanın sağlanması amacıyla ülke genelinde olduğu gibi Nevşehir’de de yapılan çalışmaların çok önemli olduğunu vurguladı. Vali Ceylan, Nevşehir’de TKDK kaynaklı IPARD projelerinin uygulanmakta olduğunu, bunların çok iyi bir biçimde kullanımının önemini bildiklerini sözlerine ekledi. IPARD programı değerlendirme toplantılarının açılış konuşmasının ardından katılımcılar toplu fotoğraf çekimine katıldı.



(CİHAN)


Ekonomi