Üç çocuk olmazsa Afrika’dan nüfus ithal etmek zorunda kalacağız’

07 Ekim 2013 - 13:02

İSTANBUL - Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Balkanlıoğlu, Türkiye’deki doğurganlık hızının düştüğünü, bu yüzden ileriki yıllarda yurtdışından çoçuk getirilmek zorunda kalınabileceğini söyledi. Balkanlıoğlu, “Türkiye 2030 yılında en büyük ekonomilerden birisi olacak. Dünyadaki en üretken ülkelerden birisi olacak fakat böyle giderse nüfusu yaşlanacak ve Sahra Altı Afrikası ile Güneydoğu Asya’dan nüfus ithal etmek zorunda kalacak.” iddiasında bulundu. Ancak üç çocuk konusunda ailelerin teşvik edilirken; anneye en az iki yıl izin kullandırılmasını, mevcut 3+1'lerin ihtiyaca cevap vermeyeceği için buna göre yeni daireler dizayn edilmesi gerektiğini ve normali 25-29 olarak kabul edilen evlilik yaşının 20-25 aralığına çekilmesi için de çalışmalar yapılması gerektiğini ifade etti.

Aile konusunda bağımsız bir ekipten oluşan Aile ve Sosyal Politikalar Araştırma Grubu’na başkanlık eden Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Balkanlıoğlu, Moral Dünyası dergisine çarpıcı açıklamalarda bulundu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘üç çocuk’ talebinin haklı bir gerekçeye dayandığını söyleyen Balkanlıoğlu, şöyle devam etti:
“Daha önce uygulanan aile planlaması politikalarının bir sonucu olarak on yıllarca iki çocuk idealize edildi ve toplum tarafından kabul edildi. Şimdi Sayın Başbakan haklı olarak, üç çocuk ancak kurtarır geleceğimizi diyor. İki çocuk ancak anne-babasının yerini alabilir ve üçüncü çocukla biz artıya geçebiliriz. Ancak hem bilimsel olarak hem de sosyal psikolojik olarak toplum bu konuya hazırlanmadığı için bu haklı talep kutuplaşmalara sebep oldu. Bir kesim bunu Sayın Başbakan’ın dikte etmesi ve özel hayata müdahalesi olarak görürken, diğer bir kesim de üç çocuk yapmamız lazım çünkü nüfus olarak düşüyoruz şeklinde doğru bir kanaate sahip.”

Türkiye’deki toplam doğurganlık hızının 1998 yılında 2,7 iken 2003 yılında 2,1’e düştüğüne dikkat çeken Balkanlıoğlu şunları kaydetti:

“Türkiye İstatistik Kurumu’nun nüfus projeksiyonlarına baktığımız zaman, 2025 yılında olması beklenilen doğurganlık hızındaki düşüş 2012 yılında gerçekleşti. 2025 yılındaki doğurganlık hızının 2’nin altına düşeceği öngörülürken bu, 2012 yılında gerçekleşti. Yani giderek doğurganlık hızı düşüyor. Bu da kısaca şu demektir: Nüfus giderek düşecek… ABD’de dünyanın sayılı uzmanlarının bulunduğu bir toplantıda ‘2030 yılında nasıl bir dünya ile karşılaşacağımız’ sorusunun cevabı arandı. Bu toplantıda Türkiye’yi ilgilendiren cevaplardan birisi şu: Türkiye 2030 yılında en büyük ekonomilerden birisi olacak, dünyadaki en üretken ülkelerden birisi olacak fakat böyle giderse nüfusu yaşlanacak ve Sahra Altı Afrikası ile Güneydoğu Asya’dan nüfus ithal etmek zorunda kalacak… Sayın Başbakan’ın ya da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın kaygıları bilimsel sebeplere ve bu yöndeki talepleri de işte böyle bir haklı gerekçeye dayanıyor. Ancak biraz önce bahsettiğim gibi sosyal psikoloji buna hazırlanmadığı için ‘üç çocuk yapılmalı’ tavsiyesi, sosyal hayata müdahale olarak algılanıyor.”

ÇALIŞAN KADINA DOĞUM İZNİ 2 YIL OLMALI

Bu çerçevede öncelikle bazı adımların atılması gerektiğinin altını çizen Balkanlıoğlu, “En başta çalışan kadınların doğum problemini çözmemiz lazım.” dedi. Doğum yapan kadınlara en az iki yıl izin verilmesi gerektiğini savunurken, “Bunu 8+8, 16 hafta doğum izni vererek çözemeyiz. Çünkü o çocuğun annesinin yanında büyümesi çok önemli. Yoksa ileride çok büyük problemlerle karşılaşılır. Bazıları ‘bu, kadını istihdamdan uzaklaştırır’ diyorlar. Kadın yarı zamanlı veya evinden de çalışabilir, dünyada örnekleri var. Yeter ki altyapı hazırlansın.” diye konuştu.

Diğer yandan mevcut konutların da 3 çocuk konusunda yaşanacak bir başka problem olduğunu düşünen Balkanlıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bizim yaşadığımız evlerimiz üç çocuklu ailelerin yaşamasına müsait bir ev değil. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan kesim 3+1 evlerde yaşıyor. Şimdi 3+1 eşittir 3+2 yapar mı? Üç oda, bir salon; üç çocuk artı iki ebeveyne eşit midir? Evlerimizde bir tane banyo-tuvalet var, mutfaklar daracık, güneş yok! Kadın da aynı banyoyu kullanıyor, erkek de aynı banyoyu kullanıyor, çocuklar da aynı banyoyu kullanıyor, gelen misafir de aynı banyoyu kullanıyor… Üç çocuk için zemin hazırlanacaksa ebeveyn banyosunun olması, mutfakların geniş olması, sonra evin 4+2 ve geniş olması gerekir. Gökleri delercesine yüksek apartman katlarında üç çocuk nasıl yetişecek? Ayağı toprağa basmıyor, ağacı-çiçeği, kurdu-kuşu görmüyor, dünyasında insan yok! Ağaçtan koparıp bir tane meyve yememiş! Sanal dünyalarda yaşıyorlar. Doğal bir hayat yaşayamayacaksa çocuk, 10 çocuk yapsanız ne olur! Evlerimizi aileye göre değil, ailemizi eve göre yapmaya başladığımız için nüfus konusunda söz konusu sorunu yaşıyoruz.”

“GEÇ EVLENEN DAHA AZ ÇOCUK YAPAR”

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Balkanlıoğlu, evlilik yaşının da problemli olduğunu söyledi. Evlilik yaşının çocuk yapma ve boşanma ile bağlantılı olduğunu ileri süren Balkanlıoğlu, şöyle konuştu:

“Sonra evlilik yaşları konusunda nasıl bir politika izlenmesi gerekir, bunun da netleştirilmesi lazım. Şu anda Türkiye’de normalleştirilen 25-29 yaş arasında evlenme bana göre geç bir evlenmedir; eğitim durumuna göre, ekonomik durumuna göre, bulunduğu sosyo-ekonomik çevreye, yerel yapıya göre değişir ama ideal evlenme yaşı 20 ile 25 arasıdır bana göre. Çünkü evlilik geciktikçe problem hatta kriz haline dönüşüyor. Araştırdığınızda geç evlenenlerin hem daha az çocuk yaptıklarını hem de daha fazla boşandıklarını görürsünüz.”

(CİHAN)


Güncel