Yaşlılar huzurevine gitme nedeni: Yalnızlık ve bakacak kimsesi olmaması

14 Eylül 2013 - 11:53

ANKARA - Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, huzurevlerinde kalan 449 misafir üzerinde yaptığı araştırma; yaşlıların eşlerden birinin vefatı durumunda yalnız kalma, tek başına yaşamını sürdürmedeki güçlük ve gelecek kaygısıyla huzurevini tercih ettiğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, yaşlıların huzurevine yerleşme nedenleri arasında yüzde 20’si yalnızlık, yüzde 17’si bakacak kimsesinin olmaması ilk sırayı aldı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 'Türkiye’de Huzurevinde Yaşayan Yaşlıların Huzurevine Yerleşme Nedenleri ve Huzurevi Yaşamına İlişkin Algıları' başlıklı bir araştırma yaptı. Araştırma kapsamında, ülke genelindeki mevcut uygulamalar ışığında, huzurevinin konumu, yaşlıların ihtiyaç duydukları hizmetlere ilişkin huzurevi hizmetlerinden yararlanma istemi ve tercih durumları, yaşlıların huzurevi hizmetlerinden yararlanma nedenleri ve hizmetlerden yararlanan yaşlıların huzurevi yaşamına ilişkin algıları incelendi.

Çalışma kapsamında, bakanlığa bağlı resmi huzurevi ve huzurevi, yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde yaşayan, iletişim kurabilen, yatağa bağlı olmayan, bakım ihtiyaçlarını kendi karşılayabilen, ruhsal bozukluğu (demans, alzheimer vb.) ve bellek bozukluğu olmayan 60 yaş ve üzeri 449 yaşlıyla görüşüldü. Yaşlıların demografik, ekonomik, sosyal ve kültürel nitelikleri ile huzurevine yerleşme nedenlerini, huzurevine yerleştikten sonra huzurevi yaşam dönemlerine ilişkin algıları belirlendi. Ankete katılanlara yaşlıların demografik, ekonomik, sosyal ve kültürel niteliklerine, yerleşme kararı, süreci ve yerleşme nedenlerine, huzurevi yaşamı ve algılarına ilişkin toplam 75 soru soruldu.

Araştırmaya katılan yaşlıların yüzde 65,9’u (296 kişi) erkek, yüzde 34,1’i (153 kişi) kadın. En yüksek oran yüzde 20 ile 70-74 yaş grubuna ait iken en düşük oran ise yüzde 14 ile 60-64 yaş grubu oluşturdu. Yaşlıların büyük bölümünün 65-74 yaş diliminde olduğu araştırmaya katılanların yaş ortalaması 72,24 olarak gerçekleşti. İlkokul mezunu olan yaşlıların oranı yüzde 41 ile en yüksekken, öğrenim görmemiş yaşlıların oranı yüzde 32,7. Yaşlıların kişi başına eğitim yılı 4,43. Araştırmaya katılanların yüzde 89,1’inin evlilik yaptığı, 10,9’unun ise hiç evlenmediği belirlendi. Yaşlıların yarısından fazlasının eşinin vefat ettiği ve yüzde 74,4’ünün çocuğunun bulunduğu tespit edildi. Huzurevinde eşiyle birlikte yaşayanların oranı yüzde 6,9 iken huzurevine yerleşmeden önce tek başına yaşayan yaşlıların oranı üçte iki olarak gerçekleşti. Yaşlıların yüzde 27,2’si emekli, yaklaşık üçte ikisi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı.

YAŞLILARIN DÖRTTE BİRİ HUZUREVİNE YERLEŞME KARARINI KİMSEYLE PAYLAŞMIYOR

Yaşlıların üçte ikisi, huzurevine yerleşmek için kendisi müracaat etmiş. Yaşlıların büyük çoğunluğu huzurevine yerleşme kararını kendi iradeleri ile almış. Huzurevine yerleşme kararı alma sürecinde, yaşlıların büyük çoğunluğu yakınlarından herhangi bir müdahale görmemiş. Huzurevinin tercih edilmesinin nedenleri arasında ilk sırayı yaşlıların tek başına yaşama ve gelecek kaygısı almakta. Yaşlıların huzurevine yerleşme nedenleri arasında yüzde 20’si yalnızlık, yüzde 17’si bakacak kimsesinin olmaması ilk sırayı almakta. Huzurevine yerleşme kararını hiç kimse ile paylaşmayan yaşlılar yaklaşık dörtte bir. Yaşlı yakınlarının huzurevine yerleşme kararına saygı duyma oranı ise üçte birin üzerinde.

Yaşlıların yaklaşık yarısı 1 ile 6 yıl arası huzurevinde yaşıyor ve huzurevinde ortalama yaşama süresi ise 4,4 yıl. Yaşlılarının üçte ikisi huzurevine ücret ödemiyor, ücretli kalan yaşlıların tamamına yakını huzurevi ücretini kendisi ödemekte. Yaşlıların üçte ikisi ziyaret edilirken, ziyaretçileri, büyük oranda çocukları ve akrabaları. Yaşlıların yaklaşık dörtte biri ayda birkaç kez ziyaret edilmekte. Yaşlıların huzurevinde şu an yaşama nedenleri arasında ilk sırada, yüzde 18 ile yakınlarına yük olmama istemi ve aynı oranla gündelik yaşamda kendine bakamaması yer almakta. Yaşlılar, büyük oranda huzurevinde yaşamaktan memnundur. Memnun olmayan yaşlıların oranı ise yüzde 4.

ARAŞTIRMA SONUCUNA GÖRE ÖNERİLER

-Türkiye’de yaşlılık konusunda sistemli bir biçimde düzenlenmiş modellere, hizmetlere, bunlara ilişkin kuruluşlara, örgütlenmesine, hizmet sunumuna, insan kaynaklarına ve bunların politikalarına ihtiyaç duyulmakta.

-Toplumda huzurevleri konusundaki genel olumsuz algı yaşlı bireyi ailesine yönlendirmekte, bir anlamda ailesine bağımlı kılmaktadır. Bunu engellemek için var olan farklı bakım modelleri incelenmeli ve sistemle bütünleştirilmelidir. Böylece yaşlı birey kendi ihtiyaçlarına ve isteklerine uygun bir modeli seçme özgürlüğüne sahip olacak.

-Yaşlılara ilişkin refah hizmetlerinin planlanma ve uygulanma süreçlerinde yaşlıların sosyal, kültürel, psikolojik özellikleri, alışkanlıkları konusunda alternatif hizmet modellerinin oluşturulması gerekmekte.

-'Yaşlı ailelere', 'yalnız yaşayan yaşlıya' ve 'yaşlısının bakımını sağlayan ailelere' yönelik bir hizmet yelpazesinin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu hizmetlerin sunumunda çok çeşitli kurumlar ve hizmet modelleri oluşturulmalı.

-Hizmet yelpazesinde yaşlı dayanışma merkezleri, gündüz bakım evleri, gündüz bakım ve rehabilitasyon merkezleri, gönüllü aile, yaşlı apartmanı, kısa süreli haftalık tam bakım uygulamaları, cep huzurevleri ve evde destek hizmetlerine (evde yardım, evde takip hizmetleri, ev sağlık hizmetleri, sürekli bakım, evlere yemek servisi, telefonla yardım servisi ve evlere bakım-onarım hizmeti gibi) yoğunlaşılması gerekmekte.

-Yaşanan alanlar ve konutlarda; yaşlıların bireysel tercihleri göz önüne alınarak toplum içinde kendi ortamlarında yaşamasının teşvik edilmesi gerekmekte.

-Yaşlının bakımını sağlayan ailelerin desteklenmesi ve sosyal yardım sağlanması gereklidir. Sosyal yardımlar sadece nakdi yardımlarla kalmamalı, yaşlıların yaşamını, sağlık ve sosyal durumlarını güçlendirecek düzeyde olmalıdır. Yaşlılara yönelik maddi destek (parasal yardım) aktarım yerine destek sistemi tercih edilmelidir. Haneye giren paranın yaşlının bakımı dışındaki ihtiyaçlara harcanarak tüketilmesi engellenmelidir. Aksi halde verilen maddi desteğin devlet tarafından izlenmesi ve denetlenmesi zorlaşacak.

-Türkiye’de bir bakım sigortası modeli ve uygulamasının olmayışı, bakım hizmetlerinin aile üyelerinin sırtına yüklenmesine ve bütünüyle kişilerin iyi niyetine bağlı kalmasına yol açmakta.

-Hizmet sunumunda modelin belirlenmesi kadar gerekli insan gücü ve altyapı planlamasının da yapılması önem taşımakta. Evde yaşlı bakım hizmeti verebilecek bireylerin eğitilmesi ve istihdamına yönelik düzenlemeler yapılması, yaşlılara götürülen hizmetlerin kalitesini artıracak.


(CİHAN)


Güncel