Zirve davası sanığından önemli itiraflar: Ergenekon'un silahlı kanadı hala aktif

17 Ekim 2012 - 17:03

MALATYA - Malatya’daki Zirve Yayınevi davası kapsamında ifade veren sanık İlker Çınar, Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi(TUSHAD)'ni vicdan muhasebesi sonucu deşifre ettiğini, bu yapının Ergenekon yapılanmasının silahlı kanadı olarak halen aktif halde varlığını sürdürdüğünü belirtti. 2008 yılında Bülent Arınç’a yönelik eylemden sonra sivil yapılanmaya dağılma yönünde emir verildiğini anlatan Çınar, bunun Arınç ve onun gibi düşünenleri yanıltma amaçlı bir manipülasyon olduğunu dile getirdi. Yayınevi cinayetleri öncesi ve sonrası eski Malatya Jandarma Alay Komutanı Albay Mehmet Ülger’in de katıldığı çalıştaylar gerçekleştirildiğini anlatan Çınar, olay öncesi gerçekleştirilen bir çalıştayda cinayetlerin asli faillerinden Emre Günaydın’ın fotoğrafının gösterildiğini ifade etti.

Malatya'da 18 Nisan 2007’de Zirve Yayınevi’nde Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske, Necati Aydın ve Uğur Yüksel’in öldürülmesiyle ilgili davada, sanık olarak yargılanan İlker Çınar, davanın görüldüğü Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçe ile başvurarak diğer sanıklar ve taraflar olmadan ifade vermek istediğini bildirdi. Mahkemenin talebi kabul etmesi üzerine ifadesi alınan Çınar, önemli iddialarda bulundu.

Eski İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcısı Zekeriya Öz’e 24 Aralık ve 28 Aralık 2010 ile 14 Mart 2011 tarihlerinde gizli tanık olarak Deniz Uygar adıyla ifade verdiğini anlatan Çınar, bu beyanları sonrası TUSHAD isimli gizli yapının deşifre olduğunu, suç duyurusunda bulunduğu kişilerin tutuklanarak cezaevine konulduğunu iddia etti. İfadelerinin ardından tanık koruma kapsamına alındığını aktaran Çınar, “Yıllardır manipüle edilen davanın seyri de değişti. Eğer ben açıklamalarda bulunmasaydım bu dava bu şekilde kapanacaktı." dedi.
Yıllarca hizmet ettiği TUSHAD isimli yapının devlet kurumları içine yerleşmiş gizli bir yapı olduğuna işaret eden Çınar, şöyle devam etti: ”Azınlıklara ve Hristiyanlara yönelik gerçekleştirilen bütün menfur olayların arkasında bu yapı vardır ve asla devlet değildir. Vicdanımla karar vermemin en büyük göstergesi, TUSHAD'ı söylemem olmuştur. TUSHAD, Ergenekon'un silahlı kanadıdır. TUSHAD koordinatörlüğünde görev yapan Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın sivil kolu olan Beyaz Kuvvetler'in çalışanları ile JİTEM arasında bilgilendirme ve dayanışmanın oluşturulması yine TUSHAD Koordinasyon Başkanlığı tarafından sağlanmaktaydı. 1993 yılı sonlarında Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde Ahmet Hurşit Tolon tarafından kurulan TUSHAD'a bağlı olarak Beyaz Kuvvetler Komutanlığı'na katıldım. Katılırken önceki görev yerimden ilişiğimin feshedilmiş gösterilerek kesildiğini bildirdiler. Beyaz Kuvvetlere katıldıktan sonra kadrom Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan alınarak koordinasyon açısından Özel Kuvvetler Komutanlığı içerisinde teşkil edilen TUSHAD'a bağlı bulunan Beyaz Kuvvetler Komutanlığı'na verildi. Beyaz Kuvvetler'de görev yaptığım süre içinde TUSHAD tarafından bana verilen '3276' kod numarasını kullandım. Bir süre misyonerlik konusunda eğitim aldım. İlk eğitimimi Tuzla Piyade Okulu'nda, ikinci eğitimimi Güvercinlik Jandarma Okulu'nda aldım. Bu eğitim sırasında eğitmenim Levent Ersöz'dü. Levent Ersöz ile misyonerlik ve istihbarat teknikleri konusunda bire bir muhatap oldum ve talimatları bu kişiden aldım.”

"LEVENT ERSÖZ'ÜN TALİMATIYLA HRİSTİYANLAR ARASINA KARIŞTIM"

TUSHAD içinde farklı departmanlar bulunduğunu dile getiren Çınar, bunlardan birinin de misyonerlik departmanı olduğunu söyledi. Yapı tarafından Türkiye’nin kültürel farklılıklar dikkate alınarak Türkiye’nin 4 ayrı bölgeye ayrıldığının altını çizen Çınar, “1'inci bölge Marmara, Ege ve Akdeniz bölgeleri, 2'nci bölge İç Anadolu Bölgesi, 3'üncü bölge Malatya ilinin de içinde bulunduğu Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleridir. 4'üncü bölge ise Karadeniz Bölgesi'dir. Aldığım eğitim sonrası Levent Ersöz'ün talimatı ile misyonerler arasına karışarak homojenize oldum. Ben Müslümanım. Hristiyanlığı bilerek, isteyerek inceleyip ikna olarak seçmiş değilim. Bu sayede benden istenen kontrespiyonaj amaçlı likidasyon istihbarat faaliyetlerini rahatlıkla yürüttüm. Elde ettiğim tüm istihbari bilgileri yanıma gelen kuryeler aracılığıyla TUSHAD'a gönderirdim. Tüm bu faaliyetleri 2005 yılı Ocak ayına kadar devam ettirdim." diye konuştu.

TUSHAD tarafından 2006 yılında Albay Mehmet Ülger ile birlikte bir çalışma yapacağı konusunda talimat aldığını vurgulayan Çınar, Mehmet Ülger’in kendisine bu dairenin misyonundan ve talimatlarından bahsettiğini aktardı.

"CİNAYETLER ÖNCESİ ÇALIŞTAYDA EMRE GÜNAYDIN’IN FOTOĞRAFI GÖSTERİLDİ"

Akyürek'in ‘bazı illerde ses getirecek eylemlerin olacağını, bu illerin de İstanbul, Malatya ve doğuda bir il olacak’ sözlerinin anımsatıldığını ileri süren Çınar, sözlerine şöyle devam etti: “Bir malumatımın olmadığını söyledim. Mehmet Ülger bana 'senin istihbaratın geniştir, mutlaka duymuş olmalısın' dedi. Mehmet Ülger yapmış olduğu bu açıklamadan sonra, Ruhi Abat'a bakarak imalı bir şekilde birlikte güldüler. Zirve Yayınevi cinayetlerinden sonra bunun ne anlama geldiğini kendi ağızlarından duyacak ve öğrenecektim. Toplantıda Ruhi Abat çantasından Zirve Yayınevi ile Kayra Yayıncılık şirketine ait broşürler, belgeler ve resimler çıkartarak bana gösterdi. Resmini gösterdiği kişilerin Zirve Yayınevi çalışanları olduğunu söyledi. Bunu daha önce de sormuştu, ancak ben bu resimlerde bulunan bazı kişileri tanımadığımı söylemiştim. Bu resimler arasında 'Emre Günaydın' isimli bir kişi de vardı. Bana bu kişiyi sorduğunda, tanımadığımı söyledim. Bu kişinin isminin misyonerler arasında geçip geçmediğini, aktif biri olup olmadığını sorduğunda ise kendisine duymadığımı belirttim. Emre Günaydın isimli kişinin resmini gösterdiğinde bu kişi hakkında 'yürekli' olduğunu açıklamıştı."

Bir çalıştayda Zirve Yayınevi'ne yönelik olarak bir korkutma eyleminin konuşulduğunu öne süren Çınar, Mehmet Ülger’in 'yukarıdan gelen bir talimat daha var, sansasyonel bir eylem için altyapı çalışması yapılacak' dediğini iddia etti. Bu korkutma eyleminin kimler tarafından ve ne şekilde gerçekleştirileceğini sorduğunda ise Ruhi Abat ile Mehmet Ülger'in yüzüne bakıp gülerek, 'Emre Günaydın eylem için hazır, Emre Günaydın'a yapılacak eylemle ilgili gerekli talimatlar verildi’ dediklerini ileri sürdü. Eylemde cinayetin amaçlandığını anlamadığına savunan Çınar, “Anlasaydım, bu olayın engellenmesi yönünde her türlü adımı atardım.” dedi.

İlker Çınar, cinayeti medya aracılığı ile öğrendiğini, örgütün siyasi iktidarı devirmek için kaotik bir ortam oluşturmayı, 'misyonerlik' üzerinden yapmaya çalıştığını kaydetti. Ruhi Abat’ın kendisini cinayet gecesi aradığını aktaran Çınar, şunları söyledi: “Ben çok sinirli ve üzgündüm, yapılan iş düpedüz planlı bir çalışmaydı. Telefonda verdiğim tepki üzerine Ruhi Abat bana çok sert bir üslupla, 'bak abiciğim, güzel kardeşim, beni iyi dinle, kafanın bir köşesine şunu yaz, bu işten artık dönüş yok, korkutma amaçlı yapmasını istediğimiz bir olayı; şerefsizlere vurun dedik öldürmüşler, bu yüzden sen de bize yardım edeceksin tamam mı' şeklinde tehditvari sözler söyleyerek asıl amaçlarını gizlemeye çalıştı. Bu sözlerden sonra ben bu tehditlerin ne kadar ciddi olduğunu, artık dönüşümün olmadığını ve ne kadar büyük bir tehlike içerisinde olduğumu anladım.”

Cinayet sonrası 26 Nisan 2007’de yapılan arama ile Malatya’ya çağrıldığını anlatan Çınar, eski jandarma alay binasına gittiklerini, cinayete tepki gösterdiğinde Ülger'in tehditkar sözler söyleyerek gerçeği anlattığını öne sürdü. Çınar, “Mehmet Ülger toplantı esnasında, 'Zirve'nin, Hrant'ın, Santoro'nun bir operasyon olduğunu, yapılan bu sahte istihbarat belgeleriyle Zirve olayının AKP ve Gülen cemaatine yıkılacağını, zaten Hrant'ın da Ramazan Akyürek'e yıkılacağını, eğer yıkılmazsa gerekenin kendisine yapılacağını' söyledi. Bu sözleri kendinden emin ve mağrur bir şekilde söyledi ve bunu söylerken de elinde kalın bir tespihi vardı. Ben bu söz üzerine ona ne yapılacağını sorduğumda ise Mehmet Ülger, 'bu basit bir şey, gerekeni yaparız, defterini düreriz' dedi. Ayrıca bir ara Mehmet Ülger, Emre Günaydın'ın bulunduğu hastaneye gitti ve geldi. Geldiğinde Haydar Yeşil'e ve Ruhi Abat'a 'kamera kayıtlarının silindiğinden ve verdikleri bir sim kartının değiştirildiğinden' bahsetti.” şeklinde konuştu.

"ARINÇ’A YÖNELİK EYLEM SONRASI GİZLİ YAPI DAĞITILMIŞ GİBİ YAPILDI"

İlker Çınar, TUSHAD’ın devlet içine sızmış gizli bir yapı olduğunu vurgulayarak “İnsanlar bu yapı içindeki şahısları normal resmi görevleri ve sıfatları ile bilirler. Sadece bilmesi gereken kişiler ve irtibatlı olanlar bilirler. 2008 yılında Bülent Arınç'a yönelik yapılan eylemden sonra TUSHAD tarafından sivil yapılanmaya dağılma yönünde emir ve yazılar gelmiştir. Oysa bu yapı dağılmamıştır, halen aktiftir. Bu konu medyaya yansımıştır. Özel kuvvetler bünyesinde beyaz ve siyah kuvvetler olmak üzere bunlara resesyon yönünde yazılar gelmiştir, bu bir manipülasyondur, yanıltmadır. Bülent Arınç ve onun gibi düşünenleri yanıltma amacıyla bu yapılmıştır. Mehmet Eymür de Ankara'da verdiği ifadesinde bunu beyan etmiştir." iddialarında bulundu.

Çınar’ın ifadelerini alarak dosyaya ekleyen mahkeme heyeti, sanığın tanık koruma kapsamında olduğunu göz önünde bulundurarak duruşmalardan muaf tutulmasını kararlaştırdı.

(CİHAN)


Güncel