Ziyaretçisi gelmeyen huzurevi sakinleri bayramı buruk geçiriyor

19 Ağustos 2012 - 17:47

ANKARA - Huzurevinde barınan çok sayıda yaşlı, Ramazan Bayramı’nın ilk gününde evlatlarının kapılarını çalmalarını bekledi. Ancak, birçoğunun beklentisi bu bayramda da boşa çıktı, senelerdir kapılarını aşındırmayan çocukları, bu bayramda da onları yalnız bıraktı. Huzurevi sakinleri, "Evlatlarımızı yetiştirdik. Bizleri bu yaşımızda sahipsiz bıraktılar.” diye dert yandı.

Bayramlar, birlik ve beraberliğin yaşandığı, dargınların barıştığı, gönüllerin alındığı, çocukların, dünya meşgalesi ile belki aylardır ihmal ettiği sılayı rahimi gerçekleştirdiği mübarek günler. Ebeveynlerin, aynı zamanda çocukları ile en yakın olduğu zaman dilimi. Bu açıdan sılayı rahimi gerçekleştirmek üzere, Türkiye’de milyonlarca insan, birkaç günlüğüne de olsa anne babalarını ziyarete gitti. Çocuklarının ve torunlarının ziyaretleriyle yüzleri gülen yaşlıların yanı sıra yıllardır ziyaretine gelenin bulunmadığı huzurevi sakinleri de söz konusu.

Keçiören Sosyal İşler Müdürlüğü’ne bağlı huzurevinin sakinleri de Ramazan Bayramı'nın ilk gününde kapıları gözledi. Yurdun dört bir yanından yaşlıları ağırlayan huzurevi, yabancı ziyaretçilere kapılarını açtı. Huzurevinin 4. katındaki salonda bir araya gelen yaşlılarla ziyaretçiler, birlikte bayram coşkusuna ortak oldu.

8 YILDIR NE ARAYANI NE SORANI VAR

Mehmet Tok, 80 yaşında Antalyalı, 8 yıldır huzur evinde yaşıyor. Hayat arkadaşını kaybettikten sonra, evinin yanması sonucu kalacak bir yeri yoktur. Çocuklarının yanında kalmak istedi ancak kabul edilmedi. O da sırf evlatlarından uzak yaşamak adına Ankara’da bir huzur evinde yaşamayı tercih etmiş. Mehmet Tok, kaldığı bu huzur evini çok beğendiğini ifade ederek, “Allah, devletimize, milletimize zeval vermesin. Bu halimize bak. Burası olmasa idi perişan olurduk. Buradan çok memnunum.” dedi.

İki oğlu olduğunu kaydeden Tok, 8 senedir hiç kimsenin kendisini aramadığını belirtti. Evlatlarının kendisine neden küstüğünü bilmediğini de kaydeden Tok, kalbinin çok kırık olduğunu anlatarak, "Çocuklarıma çok kalbim kırık. Ne yapmışım onlara yahu. Bir baba ne yapabilir. Bir baba, evladının çocuğunun durumunun iyi olmasını istemez mi? İster. Yok zamanlarımızda, ızdırap çekerek büyüttüğüm evlatlarım şimdi beni aramıyor ve sormuyorlar. Bir babayım ben.” diye konuştu.

ÇOCUKLARI ANKARA’DA AMA 12 YILDIR ZİYARET EDEN YOK

Eskişehirli Ali Akbulut da Mehmet Tok’un oda arkadaşı. Onun da hikayesi, Tok’un anlattıkları gibi. 2001 yılında eşini kaybettikten sonra, Ankara’da yaşayan çocuklarının yanına gittiğini ve yeteri kadar kendisi ile ilgilenilmediği için huzurevine çıktığını ifade etti. Gelip gidenlerinin çok ama gelenlerinin hiç birinin evlatları olmadığının altını çizen Akbulut, bir insanın öz evlatları tarafından terk edilmesinin çok acı bir durum olduğunu vurguladı. Akbulut, şöyle devam etti: “Çocuklarım beni görürlerse onlar mahcup olsun. Bir ata 5-10 çocuğa bakıyor; ancak onlar bir ataya bakmıyor. Henüz ne arayan ne soran var. Bu açıdan ciğerimiz yanıyor. Ekmeklerini verdik, evlendirdik, ev sahibi bark sahibi yaptık. Ancak, hiç halimizi soran yok. Balgat burası ama gelen yok. En azından biri alo dese. O da yok. Hiç bir ihtiyacımızı soran yok.”

HUZUREVİNİN HUZUR KAYNAĞI AZERİ NİNE

Azerbaycanlı Aygün Kurban ise bir yıldır huzurevinde. Huzurevinin aslında huzur kaynağı. Şen şakrak ve herkesin göz bebeği kadar yakını. O, bu yakınlığını, sevecenliği ile elde ettiğini anlatıyor. Diğerlerinin aksine huzurevinde, sürekli neşe saçan kişiliği ve derdi gamı olmayan mizacı ile diğerlerinden ayrılıyor. Nedeni sorulduğunda ise kendi rızası ile kaldığını ve evde tek yaşadığından dolayı gelip huzurevinde kaldığını anlattı. Aslında, iki çocuğu da Ankara’da ve konservatuvarda çalışıyor. Çocuklarına yük olmamak istediğini de anlatan Kurban, huzurevinden memnun olduğunu söyledi.


(CİHAN)


Güncel